AKŞAM GAZETESİ | Nedim Atilla | 2009-09-12
Bu hafta sizlere bir başarı öyküsü anlatacağım... Sağlıklı, lezzetli, organik gıdaların yetiştirildiği, üstelik uygun fiyatlarla satıldığı bir çiftlikte geçiyor öykümüz. Kuşadası ya da Bodrum'a yolu düşenlerin mutlaka uğraması gereken bir çiftlikte...
20 sene önce başlayan, sabır ve emekle büyüyen bir başarı öyküsü 'Gürsel Hanım'ın Organik Çiftliği. Toprak sevgisi ile başlayan amatör çiftçilik serüveni, bugün özellikle organik tarımda, önder tarım işletmelerinden biri haline getirmiş bu çiftliği. Kendi ailesi ve yakın çevresinin toprakla iletişim ihtiyacını gidermek için kurduğu çiftlik, zaman içinde büyümüş ve yönetilmesi gereken bir işletme hacmine ulaşmış. Bugün dünyada 'her şeyin en iyisini, her şeyin sağlıklısını, her şeyin en lezzetlisini' yemek iddiasında çok insan var. Sadece onlara yönelik çıkan dergiler, her şeyin en iyisi web siteleri var. Böyle bir merakınız varsa, Gürsel Hanım'ın Kuşadası'ndaki çiftliği iyi bir adres. Ama dahası da var...
Gürsel Tombul, öyküsünü şöyle anlatıyor: 'Ziraat eğitimi almamış olmama rağmen, toprağa ve doğaya olan ilgime güvenerek çiftliğin kurulumunu ve yönetimini üstlendim. İlk yılın sonunda, bir yerlerde hata olduğunu düşünmeye başlamıştım. Devam eden 1-2 yılda, hatanın sentetik kimyasal gübreler ve zirai ilaç adı altında kullandırılan zehirler olduğuna karar vermiştim. Ama çıkış, çare nedir bilmiyordum. O günlerde sürdürülebilir tarım ve Çiftçi Yardımlaşma Derneği ile tanıştım. Kısa bir süre sonra da çiftliğimizde bütün zehirleri, sentetik gübreleri, zararlı olabileceğiyle ilgili kuşku duyduğum her şeyi yasakladım. Uzun bir mücadele verdik, ama başardık. Aradan geçen 7-8 zorlu yıldan sonra, artık temiz ve verimli topraklarda, temiz ve güvenli gıdalar ürettiğimizi biliyoruz. Organik sertifikalı, kaliteli ve dengeli fiyat politikası ile tüketime sunduğumuz ürünlerimizle sürdürülebilir hizmet veriyoruz.'
Kuşadası'na bağlı Davutlar'a 1-2 km kala güzel bir çiftlik ve bir kardeş işletmesi olan Değirmen, sözünü ettiğimiz bu güzel yer! Bölge coğrafyası bize çeşitliliği yaratabilmek için avantaj sağlarken, deniz kıyısında olmasına rağmen bölgede nem oranının çok düşük olması da, insandaki gibi bitki, hayvan ve toprakta daha stressiz, daha uyumlu, daha dirençli bir ortam oluşturuyor.
TEMİZ TOPRAK, TEMİZ ÜRÜN
Gürsel Hanım, coğrafyanın zenginliğini ise şöyle anlatıyor: 'Toprak yapısı yükseklerde kireçli, alt ovalarda milli, aralarda kumlu, killi, humuslu; kısacası Ege Bölgesi'ne yakışır biçimde çok değişken. Biz bu değişkenliliği ürün çeşitliliği için bir avantaj olarak görüyoruz. Zor bir iş olmasına rağmen bilimden yararlanarak; organik toprak besleme ve ıslah yöntemlerini kullanarak, doğru çeşitleri bulup üreterek toprağımızla barışık çalışıyoruz.'
'Bu toprak hepimizi doyurur, yeter ki yanlış kullanma, yeter ki onun kaynaklarını doğru ve ilkeli kullan, kirletme, tüketme, sömürme' ilkesinin çiftliğin her yerine sindiğini hissediyorsunuz... Çiftlik ikiye bölünmüş; ilk bölümde, içinde organik üretimin yapıldığı kapalı alan yer alıyor. İkinci bölüm, herkesle paylaştıkları günübirlik dinlence ve rekreasyon alanı olarak işletmeye dönüştürülen Değirmen bölümü.
Gürsel Hanım hedeflerini, 'Kendi topraklarımızda ekolojik tarıma devam ederken, tek doğru olarak gördüğümüz temiz toprak, temiz ürün, sağlıklı gıda, temiz rekabet ve sürdürülebilir yaşam felsefemizi, kazanarak paylaşmaya hazır çiftçiler için örnek teşkil etmek ve çıkacakları zor yolda onlara doğru rehberlik yapabilmek' sözleriyle özetliyor ve ekliyor: 'İnanıyoruz ki ülkemizde doğru üretim biçimini gören çiftçiler çoğaldıkça, ülke olarak yeniden, kendisiyle birlikte başkalarını da doyurabilen bir ülke oluruz'. Ancak, organik tarım açısından Türkiye'deki gelişmeleri sağlıklı bulmuyor. Talep var, fakat tedarik zinciri oluşmuş değil. Üreticiyle tüketicinin arasında olması gereken zincirin halkaları eksik!
MUTLAKA DENEYİN
Gürsel Hanım'ın ürünlerine Kuşadası'ndaki çiftliğin satış mağazası olan Kumru dükkanının yanı sıra, büyük şehirlerdeki butik mağazalardan da ulaşabilirsiniz. Ayrıca İstanbul Feriköy'de her cumartesi günü kurulan organik ürün pazarında da yer alıyorlar. Hem taze hem de mamul ürünleri ile... Ben özellikle üç ürünü şiddetle öneririm; nar ekşisinden kat kat lezzetli ayva ekşisi, 20 kilo incirden yarım litre ancak çıkan incir sızması ve de zeytinin ilk kez ezilip hamur haline getirildiğinde çıkan hamur yağı...
ORGANİK PAHALI MI?
Organİk ürünleri pahalı bulanların eleştirilerine, kendisiyle yapılan bir söyleşide şu yanıtı vermiş Gürsel Hanım: 'Ben artık insanlara, organik gıda tüketmeleri gerektiğine dair hiçbir şey söylemiyorum. 'Organik gıda ne zaman ucuzlayacak da, biz de yiyeceğiz?' diyenlere şu yanıtı veriyorum, 'Asla! Çünkü organik gıdalar senin değer yargıların doğrultusunda asla ucuzlamayacak'. Organik gıda pahalı değil. Çünkü organik gıda o kadar zor üretilen, o kadar değerli bir ürün ki, 10 lira olması gerekirken, insanların bilgi ve alım gücü yetersizliği nedeniyle ben bu ürünü
2 liraya satabiliyorum. Muadili 50 kuruş. Maliyeti 10 kuruş ve o ürününü 50 kuruşa satıyor. Benim maliyetim
1,90 kuruş, 2 liraya satıyorum. Dolayısıyla tükettiğin konvansiyonel ürünlerin niteliğine ve tükettiğin miktara bak! Daha nitelikli ürünü daha az tüketerek yaşayabilirsin. Bir kilo elma yemek zorunda değilsin. İhtiyacın günde yarım elmadır. Elma, armut, ayva gibi yumuşak çekirdekli meyvelerden birinin yarısı, bir gün boyunca yeterlidir. Dünya, aslında tüm dünya nüfusunu ekolojik organik olarak doyuracak potansiyele sahip. Ama açgözlülüğü doyuramaz. 1 litre kola,
1 kilo organik elma!'
Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun, Gürsel Hanım'ın söylediklerine katılmamak mümkün mü?