AKŞAM | GUNCEL | 14 EYLÜL 2009, PAZARTESİ

"Usain Bolt olsam bunu yapamazdım"

İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı gazeteci Mustafa Balbay, iddianamede yer alan günlüklerin kendisine ait olmadığını söyledi. Balbay, "10 yıllık notlar 2 dakika 33 saniyede oluÅŸturulmuÅŸ görünüyor. Usain Bolt olsam bu kadar sürede günlük oluÅŸturamam" dedi.

balbayak

İSTANBUL - İstanbul'daki saÄŸanak yağış nedeniyle ara verilen ikinci ''Ergenekon'' davasının 5. duruÅŸmasına baÅŸlandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları YerleÅŸkesi'nde oluÅŸturulan salondaki duruÅŸmaya, birleÅŸtirilen ikinci ve üçüncü davaların 53 tutuklu sanığından gazeteci Tuncay Özkan, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, eski Türk Metal Sendikası Genel BaÅŸkanı Mustafa Özbek'in de aralarında bulunduÄŸu 48'i katıldı.

Tutuklu sanıklar BaÅŸkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih HilmioÄŸlu, emekli TuÄŸgeneral Levent Ersöz, Yarbay Mustafa Dönmez ve Süleyman Solmaz ise duruÅŸmaya gelmedi. DuruÅŸmada, toplam 55 tutuksuz sanıktan gazeteci-yazar Yalçın Küçük, İlyas Çınar, Kemal Yavuz, Tanju Güvendiren, Adnan Bulut, Emin Åžirin, Hatice Bahtiyar ve Noyan ÇalıkuÅŸu da hazır bulundu.

"ÖZETİ OKUNSUN" TALEBİ
DuruÅŸmaya, Mahkeme Heyeti BaÅŸkanı Köksal Åžengün mazereti nedeniyle katılmadığı için heyete üye hakim Hasan Hüseyin Özese baÅŸkanlık yapıyor. İddianamenin okunmasına baÅŸlanmadan önce söz alan tutuklu sanık Emcet Olcaytu, iddianamenin savcılar tarafından satır satır okunduÄŸunu belirterek, mahkeme heyetinin iddianamenin çok kısa özetlenerek okunması için karar almasını istedi.

Tuncay Özkan'ın avukatı Celal Ülgen de iddianamenin okunmasının aslında sanık hakkı olduÄŸunu belirterek, ''Ancak bu hak bu dava için bir sıkıntıya, eziyete dönüÅŸtü. 500 sayfa 15-20 günde okunur. Özetin özetinin okunmasını istiyoruz'' dedi. BaÅŸkan Hasan Hüseyin Özese de bu konunun daha önce karara baÄŸlandığını belirterek, herkesin isnat edilen suç vasıflarından haberdar olmaları gerektiÄŸini, bunların açıklanarak okunacağını söyledi.

SALONLAR ONARILDI
DuruÅŸma, Cumhuriyet Savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat TaÅŸkın'ın dönüÅŸümlü olarak iddianamenin özetini okumasıyla devam ediyor.
İstanbul ve çevresinde 8 Eylül'de etkili olan saÄŸanak yağış nedeniyle duruÅŸmanın yapıldığı binanın su alması ve kafeteryanın tavanının bir bölümünün çökmesi nedeniyle mahkeme heyeti duruÅŸmayı ertelemiÅŸti. Bu süre içerisinde binanın yağıştan hasar gören kısımlarının onarıldığı, kullanıma hazır hale getirildiÄŸi gözlendi.

"GÜNLÜKLER BANA AİT DEĞİL"
İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanığı Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi sanık Mustafa Balbay, ''İddianamede yer alan ve bana atfedilen günlük adındaki notlar bana ait deÄŸildir'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruÅŸmanın öÄŸleden sonraki bölümünde söz alan tutuklu sanık Hasan Atilla UÄŸur, bütün hayatını terör örgütü PKK ile mücadeleye adadığını belirterek, bu örgütle iliÅŸkili kiÅŸilerle baÄŸlantı kurduÄŸu iddialarının doÄŸru olmadığını, bunların iftira olduÄŸunu söyledi.

10 YILLIK NOTLAR BİLGİSARDA 2.33 DAKİKADA OLUŞTURULMUŞ
Sanık Mustafa Balbay da bütün yaz boyunca avukatıyla beraber suçlamalarla ilgili somut delilleri irdelemeye çalıştıklarını, ortaya atılan delillerin, delil niteliÄŸi taşıyıp taşımadığına iliÅŸkin mahkemenin karar vermesini istedi. ''İddianamede yer alan ve bana atfedilen günlük adındaki notlar bana ait deÄŸildir'' diyen Balbay, ''Yaz boyunca bu iddiaları araÅŸtırdım. İlk gördüÄŸümde 'bu montaj olabilir' demiÅŸtim. 10 yıllık notlar 2 dakika 33 saniyede oluÅŸturulmuÅŸ görünüyor. Ben eskiden atletizmle uÄŸraÅŸtım. Usain Bolt olsam bu kadar sürede günlük oluÅŸturamam. Bunun kopya olduÄŸu açıktır. Bunun delil olup olamayacağını mahkemenize bırakıyorum'' dedi. Bilgisayarına da el konulduÄŸunu, kendisine bir kopyasının verilmediÄŸini ifade eden Balbay, Savcı Nihat TaÅŸkın'ın 19 Ocak tarihli yazısına karşın hala bilgisayarının ya da imajının (kopyası) teslim edilmediÄŸini anlattı.

GİZLİ KAPAKLI TOPLANTIYA KATILANLAR
İş yeri olan Cumhuriyet gazetesinin Ankara Bürosu'nda el konulan bilgisayarların da imajının verilmediÄŸini belirten Balbay, ''Çıkartıldığım mahkemede hakim Sedat Sami HaşıloÄŸlu, bana sorular yöneltti. O sorulara iliÅŸkin bilgisayar imajları 7 Temmuzda çıkartılmış. CMK'ya göre imajlar olay mahallinde verilmeli. Bunlar delil deÄŸeri taşır mı? Bana atfedilen notlar üzerinden baÅŸkaları da suçlandığı için bunların delil deÄŸeri taşıyıp taşımadıklarına iliÅŸkin karar çıkartılması çok önemli'' diye konuÅŸtu. ABD Büyükelçisi ile gizli kapaklı toplantı yaptığına iliÅŸkin iddialar olduÄŸunu dile getiren Balbay, ''gizli kapaklı'' olduÄŸu iddia edilen toplantının ABD Büyükelçisi ile gazeteciler Fikret Bila, Erdal SaÄŸlam ve Mustafa Öncel'in de katıldığı resmi yemek olduÄŸunu kaydetti.

''YARGISIZ İNFAZ EDİLİYORUM''
Hakkında ''yargısız infazın'' söz konusu olduÄŸunu ileri süren Balbay, Cumhuriyet gazetesinin Ankara Bürosu'nun santral telefonundan yapılan bütün görüÅŸmelerinden sorumlu tutulduÄŸunu vurguladı. Balbay, ÅŸöyle devam etti:

MUHABİRLERLE YAPTIÄžIM GÖRÜÅžMELER DELİL OLMUÅž
''Bir kiÅŸiyle 300 kere görüÅŸme yapmam çok saçma geldi. Muhabirler konuÅŸmuÅŸ, gazetecilik iliÅŸkileri var. Haber alıp haber veriyorlar. Bu sorular bana soruluyor. GazeteciliÄŸimden hiçbir endiÅŸem yok. Yanıt veremeyeceÄŸim hiçbir soru yok. Bilgisayarların imajının verilmemesi, içeriÄŸinin kopya olması, farklı zamanlardaki metinlerin bir araya getirilmesi, çok büyük bir usulü hata olduÄŸunu gösterir. Bunun altını çiziyorum.''

"ÖRNEK'TEN REKLAM DESTEĞİ İSTEDİM"
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da iddianamede suçunun delillerinin kendisine söylenmediÄŸini, ancak 3 satırla tutukluluÄŸunun devam ettiÄŸini söyledi. Özkan, 1 yıldır tutuklu olduÄŸunu, 11 kere de tutukluluÄŸunun devamı yönünde karar verildiÄŸini ifade ederek, elde edilen delillerin CMK'ya uygun olup olmadığının mahkemece deÄŸerlendirilmesini istedi. ''Emekli Oramiral Özden Örnek'in günlüklerinde adının geçtiÄŸini'' belirten Özkan, ''Örnek'i 2 kere ziyaret ettim. 'Televizyon kanalı kuracağım OYAK'tan reklam verir misiniz?' dedim. 'Recep Tayyip ErdoÄŸan bana saldırırsa beni korur musunuz?' diye sordum'' ÅŸeklinde konuÅŸtu.

AKPINAR VE BATUMLA YAPTIÄžIM GÖRÜÅžMELER DELİL OLMUÅž
Adil yargılanmak istediÄŸini ifade eden Özkan, mahkemenin kendi hakkını savunmasını istedi. Özkan, ''terör örgütünün delili olarak gösterilen telefon konuÅŸmasını yaptığı M.A'nın Metin Akpınar'', ''örgüte yeni eleman kazandırmasının delili olarak gösterilen konuÅŸmayı gerçekleÅŸtirdiÄŸi S.B'nin de Süheyl Batum'' olduÄŸunu söyledi. Mahkeme heyetine baÅŸkanlık yapan üye hakim Hasan Hüseyin Özese de Özkan'a iddianamenin CMK'daki uygulamaya göre okunduÄŸunu, mahkemenin herhangi bir kimsenin etkisi altında kalmadığını ve adil yargılama gerçekleÅŸtirdiÄŸini, iddianamenin adı gibi savcıların iddialarından oluÅŸtuÄŸunu kaydetti.

''CEZAEVİ İÇERİYE ATTIÄžIM İNSANLARLA DOLU''
Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan ise birinci ''Ergenekon'' dava dosyasına MİT'ten gönderilen 6 adet CD'nin kendisine verilmesini istediÄŸini, ancak o dava birleÅŸmediÄŸi için mahkemenin bunu kabul etmediÄŸini söyledi.

Saçan, birinci iddianamedeki sanıklar ile iliÅŸkilendirildiÄŸini ifade ederek, ''Tuncay Güney, Ümit OÄŸuztan hakkında soruÅŸturma yapan kiÅŸiyim. Davayı kapatmakla suçlanıyorum. Bu belgeleri alıp götürdüÄŸüm söyleniyor. Peki ama MİT'e CD'ler nasıl gitti'' dedi. Hakkında müebbet hapis cezası istenen örgüt yöneticilerinin hiç ifadesi alınmadan tensiple, itirazla tahliye edildiÄŸini, kendisi hakkında 20 yıl hapis cezası istendiÄŸini belirten Saçan, ÅŸunları söyledi:

''Beni neden içeride tuttuÄŸunuzu açıklamalısınız. İçeriye attığım insanlarla aynı örgütte ve yan yana koÄŸuÅŸlarda tutuluyorum. Buradaki 4 No'lu cezaevinin üçte ikisi çete suçlularıyla dolu. Yarı yarıya içeriye attığım insanlarla dolu. Beni cezaevinde koruyabileceÄŸinizi mi sanıyorsunuz. Avukatımla görüÅŸemiyorum. Hastaneye gidemiyorum.''

''İDDİANAMENİN YÜZDE 95'İ SAHTE BELGELERLE DOLU''
İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanığı DurmuÅŸ Ali ÖzoÄŸlu, ''İddianamenin yüzde 95'i sahte belgelerle dolu. Karar veren mahkemenin hakimlerinin de imzaları sahte çıkacak'' iddialarında bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruÅŸmanın öÄŸleden sonraki bölümünde söz alan ÖzoÄŸlu, iktidarın devletin içini boÅŸalttığını, bu iddiaları hazırlayan savcıların da hukukun içini boÅŸalttığını ileri sürdü.

İddianamenin ne mahkeme ne de savcılar tarafından okunduÄŸunu öne süren ÖzoÄŸlu, ÅŸöyle devam etti:

''Hukuktan anlamam. Anlasam da zaten burada hukuk yok. İddianamenin yüzde 95'i sahte belgelerle dolu. Karar veren mahkemenin hakimlerinin de imzaları sahte çıkacak. Mahkeme her ÅŸeyi bu davaya baÄŸlamaya çalışıyor. Bu mahkeme ivedilikle bazı ÅŸeyleri araÅŸtırmalıdır. Zekeriya Öz, askerlik yapıp, yapmamış mıdır? Yapmadıysa bunun nedeni psikiyatrik midir? Ayrıca Öz, CIA ajanlarıyla buluÅŸtu mu? Emniyetin elinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait mühimmat var mı? Bunlar ivedilikle araÅŸtırılmalı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin röntgeni çekildi. Bunu savcılar yaptı demiyorum. Çünkü onların da haberi yoktu. Yüzyılın davası deÄŸil, söylediklerim araÅŸtırılsın yüzyılın sahtekarlığı ortaya çıkacak.''

"ALLAH KÜÇÜK'Ü YARATARAK HATA YAPTI"
DuruÅŸmada söz alan tutuksuz sanıklardan Prof. Dr. Yalçın Küçük, daha önce yargılandığı davalardan birinin gerekçeli kararında, kendisinin ''Åžeytana pabucunu ters giydirecek kadar zeki'' olduÄŸunun yazıldığını söyledi.

Selimiye'de mahkemenin karşısına çıktığında baÅŸka bir davada, ''Kendisinin sıhhat bozacak kadar, her türlü meÅŸakkate katlanan ve azimle, ÅŸevkle çalışan bir savcıyı, oturduÄŸu yerden bakışıyla kanser yaparak öldürmüÅŸ olmakla suçlandığını'' ileri süren Küçük, ikinci iddianamede de kendisiyle ilgili bu tür ifadelerin çok sık yer aldığını iddia etti.

Küçük, ÅŸöyle devam etti: ''Allah Yalçın Küçük'ü yaratarak hata yaptı. Çünkü ikinci ÅŸeytanı yarattı' diye ifadeler var. Hürriyet gazetesinde de 'Yalçın Küçük'ün halkın kafasını dağıttığı' yönünde üçüncü iddianamede bir ifade geçiyor. Ben bunlarla suçlanıyorum. Ben insan deÄŸil miyim? Gece çıkıp bir baÅŸka insanın beynine girip ona her ÅŸeyi yaptırıyorum. Söylemek istediÄŸim her ÅŸeyi söyletiyorum. Geçen salı buradaydık. Gök gürledi, yaÄŸmur yaÄŸdı, elektrikler kesildi, mahkeme durdu. Bunu ben yapmadım. Saygılar sunarım.''

Tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebi de Savcı Mehmet Ali Pekgüzel'in bir duruÅŸmada ''sözde TSK'' ifadesini kullandığını ileri sürdü. Türk yargısının kimsenin uÅŸağı olmadığını anlatan Çelebi, bu millet için kötü düÅŸünenlerin ortaya çıkarılması gerektiÄŸini anlattı. Tutuklu sanık İbrahim Özcan da 16 aydır cezaevinde yattığını belirterek, ancak hangi suçlamayla tutulduÄŸunu bilmediÄŸini söyledi.

Özcan, ''Birileri emir verdi. Uzun süredir içerde kalıyorum. Türkiye'de kan davaları böyle oluyor. Bu da bir kan davası nedenidir. Uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat edersem bunun bedelini kim ödeyecek'' diye konuÅŸtu.

ÖZBEK: ''70 YAÅžINDAN SONRA BİR YERE KAÇACAK DEĞİLİM''
İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından eski Türk Metal Sendikası Genel BaÅŸkanı Mustafa Özbek, 6 çocuÄŸu ve 16 torunu olduÄŸunu belirterek, ''70 yaşından sonra herhalde bir yere kaçacak deÄŸilim. Tahliyemi istiyorum'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruÅŸmada konuÅŸan Özbek, 1971 yılında sendikacı olduÄŸunu, 1975 yılından beri 34 sene Türk Metal Sendikası'nın genel baÅŸkanlığını yaptığını ifade ederek, 1985 yılından itibaren de devlet korumasında olduÄŸunu kaydetti.

Özbek, 320 bin üyesi ile Türkiye'nin en güçlü sendikası olduklarını belirterek, ÅŸöyle devam etti:

''38 yıllık sendika hayatım boyunca 1 defa karakola gitmedim. Yasa dışı hiçbir eyleme katılmadım, yasa dışı hiçbir örgüte üye olmadım. Bizim fikrimiz zikrimiz belli. Bizim için devlet var olsun, gerisi önemli deÄŸil. 70 yaşında ve ÅŸeker hastasıyım. İnsülin kullanıyorum. Sabit mekanım var. 6 çocuÄŸum ve 16 torunum var. 70 yaşından sonra herhalde bir yere kaçacak deÄŸilim. Bu devletin, milletin sevdalısıyım. Tahliyemi istiyorum.''

Özbek, milliyetçi, muhafazakar bir insan olduÄŸunu belirterek, sendikanın bütün bürolarındaki evrakların dava dosyasında belge olarak yer aldığını, yasa dışı ve yasal her türlü kurumun sendikaya görüÅŸlerini gönderdiÄŸini, sendika yöneticileriyle yaptığı konuÅŸmaların da suç olamayacağını dile getirdi.

Tutuklu sanık emekli Albay Levent GöktaÅŸ, Yargıtay Onursal BaÅŸsavcısı Sabih KanadoÄŸlu ile örgütsel irtibatı olduÄŸu yönünde iddiaların bulunduÄŸunu ifade ederek, KanadoÄŸlu'nun bu davadaki durumunun ne olduÄŸunu öÄŸrenmek istediÄŸini söyledi.

Aynı zamanda avukat olan GöktaÅŸ, içeriÄŸinde çok önemli bilgi olduÄŸu söylenen ve birlikte çalıştığı bürosundaki bir avukatın odasında, masa üzerinde alelade bir ÅŸekilde açıkta bulunan bir DVD nedeniyle 8 ayı aÅŸkındır tutuklu olduÄŸunu kaydetti.

Bazı kiÅŸilerin özel hayatlarına yönelik bilgilerin yer aldığı bu DVD'nin içeriÄŸini de savcılık tutanağında öÄŸrendiÄŸini dile getiren GöktaÅŸ, ''savcıları vurun'' dediÄŸi iddiasıyla Poyrazköy'deki kazılar nedeniyle 5 kiÅŸinin tutuklandığını, Levent BektaÅŸ'a kesinlikle böyle bir ÅŸey söylemediÄŸini, BektaÅŸ'ın Silivri Cezaevi'ne kendisini görmeye gelmediÄŸini anlattı.

Tutuklu sanık Kurmay Albay Mustafa Koç, jandarma içerisinde Cumhuriyetçi Çalışma Grubu adında bir oluÅŸumun olmadığını söyledi.

Koç, Jandarma Genel Komutanlığına böyle bir oluÅŸumun olup olmadığının sorulduÄŸunu, verilen cevapta ise böyle bir oluÅŸumun olmadığının belirtildiÄŸini kaydetti.

ÖDÜLLENDİRİLECEĞİ HABERDEN TUTUKLANDI
Sanıkların beyanlarının ardından söz alan Mustafa Balbay'ın avukatı Aydın Metin, üçüncü iddianamede dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı Hilmi Özkök'ün savcılara verdiÄŸi ifadeler doÄŸrultusunda, müvekkili hakkında iddiaların bulunduÄŸunu söyledi.

Avukat Metin, iddianamede, Balbay ile ilgili bölümde müvekkilinin Mayıs 2003'te gazetesinde ''Genç subaylar tedirgin'' baÅŸlıklı haber yaptığının yer aldığını ve savcılığın iddianamede ''Bu haberi yapmak suretiyle varlığı iddia edilen örgütün amaçları ve istekleri doÄŸrultusunda bir darbe hazırlama gayreti içinde olduÄŸu'' ÅŸeklinde yorumda bulunduÄŸunu kaydetti.

Özkök'ün ifadesine göre o dönemde TSK içinde bir takım sıkıntıların olduÄŸunun yer aldığını anlatan Metin,  ''Balbay'ın yaptığı haber doÄŸru. Balbay'ın olsa olsa bu haberden dolayı ödüllendirilmesi gerekir. Bu haberden dolayı tutuklandı'' dedi.

ÖZBEK'İN AVUKATI TUTUKSUZ YARGILAMA İSTEDİ
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruÅŸmada söz alan Eski Türk Metal Sendikası  Genel BaÅŸkanı Mustafa Özbek'in avukatı Aydın Akpınar, hukukun toplumsal iliÅŸkileri düzenlediÄŸini belirtti.

Hukuka saygı duyulması gerektiÄŸini, ancak daha fazla saygı duyulması gereken duygunun adalet olduÄŸunu dile getiren Akpınar, yargılama sürecinde eÅŸit olan ve eÅŸit olmayan insanlar arasında tuhaf bir eÅŸitliÄŸin oluÅŸtuÄŸunu aktardı.

Akpınar, ''70 yaşındaki müvekkilimin gerek iddianamede gerekse bugüne kadar yapılan konuÅŸmalarda üzerine atılı suçları iÅŸlemediÄŸine yönelik inancımıza inanmasanız da sizi bizim yanımızda olmaya davet ediyoruz'' diye konuÅŸtu.

Aydın Akpınar, hakkında 2 veya 3 kez ağırlaÅŸtırılmış müebbet hapis cezası olanların tutuksuz yargılandığını, ancak müvekkilinin atılı suçun cezasının alt sınırı 6 yıl olmasına karşın 1 yıldır tutuklu bulunduÄŸuna dikkati çekti.

Müvekkilinin örgüte üye olmakla suçlandığını ifade eden Akpınar, ancak örgütte ne konumda olduÄŸunu, örgütteki hiyerarÅŸisi, nasıl bir iliÅŸki içerinde olduÄŸuna yönelik somut deliller bulunmadığını söyledi.

Müvekkiliyle ilgili olarak iddianamede Mustafa Balbay'ı tanıdığı ve baÅŸkanı olduÄŸu sendikanın parasını baÅŸka kiÅŸilere aktardığı yönünde iddiaların bulunduÄŸunu anlatan Akpınar, ''Müvekkilim Balbay'ı tanıyor. Çünkü sendikanın basın danışmanıdır. Balbay, sendikanın aylık olarak çıkardığı 'Strateji' gazetesine haberler yazıyor. Bu nedenle Balbay'a ücret ödenmiÅŸtir'' ÅŸeklinde konuÅŸtu.

PEKGÜZEL SANIK AVUKATLARIN DAVADAN YASAKLANMASINI İSTEDİ
Avukatların taleplerinin dinlenmesinin ardından, savcı Mehmet Ali Pekgüzel taleplere iliÅŸkin görüÅŸlerini açıkladı.

Pekgüzel, bu davada avukat olan sanıkların bulunduÄŸunu ifade ederek, bu kiÅŸilerin Ergenekon davalarına sanık ve müdahil avukatı olarak katılmalarının yasaklanmasını talep etti.

Pekgüzel, tutuklu sanık İbrahim Özcan'ın ''bu davayla ilgili yapılan iÅŸlemler kan davası oluÅŸturur'' ÅŸeklinde beyanlarda bulunduÄŸunu belirterek, bunun savcılara yönelik tehdit oluÅŸturduÄŸunu söyledi.

Pekgüzel, bu nedenle Özcan hakkında yasal iÅŸlem yapılarak Silivri Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasını ve Özcan'ın tehdit suçundan da tutuklanmasını istedi.

HEYET TALEPLERİ DEÄžERLENDİRMEK İÇİN DURUÅžMAYA ARA VERDİ
Ardından Mahkeme Heyetine baÅŸkanlık yapan Hasan Hüseyin Özese, talepleri deÄŸerlendirmek üzere duruÅŸmaya ara verdi.

Bu sırada tutuklu sanık Özcan, Savcı Pekgüzel'e yönelik, ''Sen beni tehdit ediyorsun. Hayati tehlikem var. Hastaneye gidemiyorum. Devletin yetkisini kullanarak siz insanları tehdit ediyorsunuz'' diye bağırdı.

DAVA 17 EYLÜL PERÅžEMBE GÜNÜNE ERTELENDİ
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruÅŸmada mahkeme heyetine baÅŸkanlık eden üye hakim Hasan Hüseyin Özese, aldıkları kararları açıkladı.

Hakim Özese, taleplerin çok olması nedeniyle 18 Eylül Cuma günkü yapılacak duruÅŸmada karara baÄŸlanacağını belirterek, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmettiklerini söyledi.

Özese, bir sonraki duruÅŸmanın 17 Eylül PerÅŸembe günü yapılacağını da bildirdi.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3