Nihal KemaloÄŸlu nihal.kemaloglu@aksam.com.tr

kategori2

12 Eylül üretimi medya ve basın özgürlüğü!

Türkiye'nin 12 Eylül'e hazırlanmasında 'ülkenin kaosa gidiÅŸinin 'çığırtkanlığını yapan 'basının' katkısı tartışılamaz.
Liberal ekonomizmin ülkeye yerleÅŸtirilmesi 12 Eylül koÅŸullarıyla mümkündü.
12 Eylül, yeni bir sermaye mülkiyeti oluÅŸturularak 'Türk basınını', 'Türk medyasına' dönüÅŸtürme miadıdır.
Türkiye'nin yeni kurulumunda 'baÅŸ aktör'  İstanbul merkezli medya olacaktı.

Darbe yönetiminin amacı 'derin bir mıntıka temizliÄŸiydi', sol düÅŸünceyi kurutarak, liberal ekonomizmi bu topraklara köklemekti..
Bu da siyasal ve sosyal örgütlenmeleri dibinden kurutarak ve bireysel hak ve özgürlükleri sınırlamakla olanaklıydı.
Toplumsal muhalefetin başı ezilecekti. Bu misyon için medya hemen harekete geçti..
Çünkü 24 Ocak kararlarıyla medya sanayi, finans ve ticari alanlara hızla dalacaktı...
İktidar icraatlerini meÅŸru kılacak yayınlar, manÅŸetler, kanaatler, 'Plaza Medyacılığına' doÄŸru evrilen basın tarafından üretildi.
O günlerin manÅŸetleri ve yapımcılarına bir zahmet arÅŸivden bakılabilir.
Cumhuriyet tarihimizdeki bireysel hak ve özgürlüklere karşı en yaygın ve ÅŸiddetli kısıtlama 12 Eylül ve 12 Eylül anayasasıyla geldi.
İstanbul merkezli basın ve yazarları 'özgürlükçü, demokratik ve Atatürk ilkelerine baÄŸlı Türkiye'den' söz ederlerken hapishanelerde yüz binlerce insan iÅŸkence görüyordu, 
Sendikalar, dernekler kapatılmış, emek örgütsüz kalmıştı. Üniversiteler budanmış, milyonlarca insan fiÅŸlenmiÅŸ ve iÅŸini kaybetmiÅŸti.
150 bin kiÅŸi ifade suçuyla yargılanarak hüküm giydi, 400 gazeteci 3 bin yıl ceza aldı. Medya özgürlük ihlallerine sağırdı, farklı sektörel yatırımlarla meÅŸguldü.

Ve basın özgürlüÄŸü kurulan yeni dünyada fazla 'demode' kalmıştı. 'Özgürlük gasbını' sonraki yıllarda da eleÅŸtirmediler, bu aleni suç ortaklığını dönemi savunarak sürdürdüler.
Medya, bir iktidar ve güç odağı olarak ülke yönetimine dahil olmuÅŸtu, kamuoyu manipülasyonu ve otosansür mekanizmalarını iÅŸletiyordu.
Siyaset sahnelerini kuruyor, yıkıyor yeni oyuncular buluyordu. Popüler magazinel milliyetçiliÄŸin diliyle kitle heyecanını ayarlıyordu.. Tekelci medya yapılanmasında 'çoksesli' gibi bir tekseslilik baskındı.
1990'ların siyasi tarih yapımında medyanın harcının, kumunun katkısının olmadığı tek bir siyasi dönem yoktu.
Siyasi iktidarlara 'güç'pazarlama hizmetleriyle sermayeler katmerleniyordu.
Bazen de siyasi iktidar gücü ile medyanın çıkarların uyuÅŸup uyuÅŸmamasına göre kozlar paylaşılıyordu. Ya beraber düet yapıyorlar ya da düelloya giriÅŸiyorlardı.

Kimi zaman medya sermayeleri çökertilirken diÄŸerleri sevinçle koÅŸarak batanı 'ucuza kapatma'telaşına düÅŸüyordu.
Liberal ekonomizmin'etik yıkıcı' etkisi medyanın kamu yararı ve sosyal sorumluluÄŸu bir yana itilerek 'karlılık' ve 'verimliliÄŸe' yöneltmiÅŸti.  
Yeniden inÅŸa ettikleri toplum zihninden 'ifade özgürlüÄŸü ve hak talepleri' sökülüp atıldı.
Gazeteler, eÄŸlence kültürü ve reklamlarla dolu sanayi ürünleri olurken, hedonizm bayiliÄŸine soyunuyorlardı. 
Ağır insan hakları ihlallerine sütunlarda yer yoktu, kapatılan gazeteler haber bile deÄŸildi. İşçi, kadın, çocuk ve ifade özgürlügü haklarına ayrılan oran %3 civarında kalıyordu. Ve bu oranlar evrensel gazetecilik standartlarına hiç ulaÅŸmadı.

DüÅŸünce, ifade ve basın özgürlüÄŸü  ne evrensel deÄŸer ne de kamusal yarar olarak medyada kendine yer bulabildi.
Sayıları hızla artan medya yayınlarının bugün ne yazık ki 1980 öncesi kadar okuru olmadı .
Toplum, gazetelerin siyasi, iktisadi angajmanlarının propagandasını yaptıklarına inanıyor. 28 Åžubat ise basın tarihimizin etik ve ilkelerinin yıkıldığı, mesleki dayanışmanın 'satıldığı' kirli bir sayfasıdır. Hala aklanmamıştır.     

Åžimdi merkez medyanın büyük bir grubuna kesilen fahiÅŸ vergi cezası konuÅŸuluyor. Basın özgürlüÄŸü ve dayanışmadan bahsediliyor...
Maalesef  toplumsal bir duyarlılık oluÅŸmuyor.
Aksine kamplaÅŸmış bir sevinme gözleniyor.
Çünkü duyarlılıkların ustaca 'bellek temizleyiciler' tarafından silinmesinin üzerinden birkaç nesil geçti. Bugün 'ifade ve basın özgürlüÄŸünü' yaÅŸatan 'kamunun varlığının' reklam verenden daha büyük bir güç olduÄŸunu anlamanın vakti deÄŸil mi?
SavunduÄŸumuz ve mücadele verdiÄŸimiz 'hak ve özgürlüklere' biz de dahildik.
Kamuya da 'biz' dahildik!
Yok saydıklarımıza da!..

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3