AKŞAM GAZETESİ | Bülent Yavuz | 2009-09-15
Turkcell Süper Ligi'nin hakemleri maalesef iyi fotoğraf sergileyemiyorlar. Her hafta bir iki maçta, fahiş hakem hataları gündeme bomba gidi düşüyor. Bu haftada Bursa-Fenerbahçe maçında hakemlik adına olağanüstü olaylar oldu. Hakem çekiliyor, itiliyor, omuz vuruluyor yani aşağılayıcı şekilde rencide ediliyor. Otoritesi neredeyse sıfıra düşüyor, ama aynı hakem hiçbir şey olmamış gibi maça devam ediyor.
Otoriter hakemlik maçın yarısının kurtarılmasına yeter, artar bile.. Ama eğer futbolcular üzerinde bunu hissettiremiyorsanız, maçı size yönettirmezler kendileri maçı yönetmeye kalkarlar. Nitekim Deniz Çoban'ın başına gelenlerde otoriter hakemliğin eksikliğiydi. Bir oyuncunun atılması için ille de yumruk atması, tekme atması veya küfür etmesi beklenmez. Hakemi çekiyorsa, hakemi iteliyorsa hele hele hakemin eline vuruyorsa ve siz o futbolcuyu atamıyorsanız hakemliği derhal bırakınız. Camia giderek kan kaybediyor. Sebep; yetersiz hakemlerin hemen hemen her hafta en önemli maçlarda görev alması. Deniz Çoban, bir hafta önce BJK-G.Antep maçında görevliydi. Kritik hatalar yaptı. Ve bu hatalar medya da yer aldı. Demek ki, MHK'de hatalar gündeme gelmemiş. Deniz Bey'i 5. haftanın en önemli maçına atadılar. Bütün Türkiye bu maçta hakemin acizliğini ve yetersizliğini gördü. Kabahat aslında Deniz'de değil. Onu bu maça verenlerde. Hata yapan hakemi bir hafta sonra böylesine bir maça görevlendirirseniz olacağı budur.
Gelelim haftanın maçlarına;
Bülent Yıldırım (G.Saray-Beşiktaş)
Sezonun ilk derbi maçını başarıyla yönetti. Zaten üstün özellikleri olan bir hakem. Maçı avucunun içine aldı, doksan dakika kimseye vermedi. Topun hep yanındaydı. Dolayısıyla doğru karar yüzdesi hayli yüksekti. Oyuncularla iyi diyaloglar kurdu. Bu da güven duygusunu arttırdı. Yardımcılarıyla iyi anlaşarak takım oyunu oynadı. Kritik iki tane pozisyon var. İlkinde üç sarı kart çıkararak olayların büyümesine engel oldu. İkincisinde ise yardımcısıyla tam işbirliği içerisinde kalecinin içeride elle oynadığına karar verdiler. Bu da doğruydu. Oyun hakeme ihtiyaç kalmadan oynandı ve bitti. Kolay değil. Derbi maç vukuatsız, itirazsız ve de hakem konuşulmadan bitiyor. İşte hakem ben buna derim.. Oyunda kaybolan hakem her zaman en iyi hakemdir.
Deniz Çoban (Bursa-Fenerbahçe)
Bİr maçı hakemin nasıl bozduğunu bütün Türkiye gördü. Tüm oyuncular özellikle de Lugano, Gökhan Gönül, Kazım Kazım hakemin etrafında fır döndüler. Çektiler, itelediler hatta vurdular. Ama hakem oralı bile olmadı. Lütfen çıkardığı sarı kartlar eyyamın ta kendisiydi. Şiddetli ve sakatlayıcı hareketlere duyarsız kalması, oyuncuların sağlığını koruyamaması hakemlik etiği açısından hiç de doğru değildi. Kırmızı kart göstermek için oyuncuların ayaklarının kırılması mı gerekti? Gözünün önünde top auta çıkıyor, sevgili Deniz sen korner veriyorsun.. Yardımcı hakem ofsayt kaldırıyor ve haklı olmasına rağmen sen korner veriyorsun. Bu da senin maçta nasıl dağıldığının resmi kanıtıdır.
Bünyamin Gezer (İstanbul BŞ-Trabzon)
SezonA Gaziantep-G.Saray maçıyla başladı. Fenada yönetmemişti. Arda'ya gereksiz ve şık olmayan müdahalesi MHK'ye takıldı. Olimpiyat Stadı'nda başarılı bir maç yöneterek bunun acısını çıkardı. Ancak bir pozisyonda iyi yer alamayarak hata yaptı. Belediyeli bir futbolcu ceza alanı içinde eliyle oynadı. Yüzde yüz penaltıydı ama Bünyamin bunu göremedi. Bu da nazar boncuğu olsun..
Manisa-Sivas maçında Fırat Aydınus, Denizli-Diyarbakır maçında Hüseyin Göcek, Gaziantep-Kasımpaşa maçında Aytekin Durmaz, neticeye tesir etmeyen bir-iki hata dışında başarılıydılar. Antalya-Ankaragücü maçında Cüneyt Çakır, yine hakemlik adına muhteşem düdükler çaldı. Bebbe'yi oyundan atması doğruydu. Onun için Avrupa yolunda emin adımlarla ilerliyor. G.Birliği-Eskişehir maçında Kamil Abitoğlu son dakikaya kadar çok iyi maç yönetti. Ancak ceza alanındaki bir pozisyondan sonra oyun alanı arenaya döndü. Sevgili Kamil ya penaltı ver, ya da aldattı diye sarı kart göster. Sürüncemede bırakırsan futbolcularda yapacağını yapar.