Haydi, çocuklar kitap okumaya! Kitap sizi bilgili, kitap sizi akıllı, kitap sizi baÅŸarılı ve mutlu kılar! Kitap okuyalım ülkemiz çiçek açsın! Uygarlık düzeyimiz yükselsin!' Böyle söyleniyor. 'Neden ülkemiz geri kalmış? Okuyan yok. Üniversite mezunu adam gazete bile okumuyor. Görsellik bizi mahvetti. Herkes resimlerin, görüntülerin ardına düÅŸmüÅŸ, okumuyor. Seyrediyor, dinliyor.' Böyle söyleniyor. Ne mutlu kitap okuyorum diyene!
Nasıl okuyoruz? Bu soruyu sormadığımız için, içine okuyor olabiliriz. Neyi, neleri, neden okuyoruz? Bu soruları sormadığımız için bildiÄŸimizi okuyoruz, hani neyi biliyorsak. 'Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?' buyurmuÅŸ, Yunus'umuz.
Åžöyle mi okuyoruz: Gazetelerin kitap eklerinde neler buyruluyorsa? En çok neler satıyorsa? Kitapçılarda deÄŸil de marketlerde, otobüs duraklarında, havaalanlarında 'milletin okuduklarından' ne varsa? 'Abi, son zamanlarda hangi kitaplar gidiyor? Bileyim de ona göre okuyayım.' Hani bir arkadaÅŸ toplantısında pattadak soruveriyorlar adama: 'Åžunu ÅŸunu okudun mu?' 'Elbette okudum' diyerek kendimizi ezdirmememiz gerek.
'Etrafımda kim ne okuyorsa, biz de okumalıyız. Ortak akıl, ortak okumalar gerektirir. Belki de başımızda, köÅŸe yazarları, reklamcılar, eleÅŸtirmenlerden oluÅŸan bir çobanlar sürüsü olursa bizler de okur sürüleri olarak çok iyi güdülür, vatana millete faydalı insanlar oluruz. YaÅŸasın ortak akıl, ortak kitap, ortak okur. Okuyarak dünyaya ışığımızı yollayalım, cihan ışık görsün!'
'Hüseyin'i görüyor musun? Başından yükselen ışık okuduÄŸu kitaplardandır. MüthiÅŸ bir adam ne bulsa okur. Ama her yerde her zaman okur. İki evi var bir tanesi yalnızca kitapları için. Yüz elli bin kitabı var adamın.' 'Işık ne DoÄŸu'dan ne Batı'dan, ışık kitaplardan'
'Abi, hangi kitabı okursam daha akıllı olurum? Bana bir kitap söyle, okur okumaz, bilmediÄŸim ne varsa hepsini bilivereyim.'
'Hala o kitabı okumadınsa aydınım diye dolaşma ortalarda.'
Konuklarımızı ağırlayacağımız odalarımızda kitaplıklarımız muhakkak olmalı. Onlarda ciltler dolusu kitap olmalı ki 'Bunların hepsini okudunuz mu' diye sorduklarında, 'Elbette okudum. Bir bu kadar daha kitabım vardı ama yer darlığından eşe dosta dağıtmak zorunda kaldım' diyebilmeliyiz.
Sık sık etrafımızdakilere onların okumadıklarını düÅŸündüÄŸümüz kitapları sormalıyız. 'Ünlü yazar falancanın ÅŸu kitabı yeni çıktı okudunuz mu? Dün sahaflarda öyle bir kitap buldum, söylesem ÅŸaÅŸarsınız? Sahi siz filancanın 1904'te çok az sayıda basılmış falanca kitabını okumadınız mı?'
Binlerce kitap çıkıyor, dünyada. Nasıl bir seçim yapacağız aralarından? Budalaca okuma, baÅŸkasına gösteriÅŸ amacıyla, aklımız sıra toplumda itibarımızı yükseltmek amacıyla yapılan okumalar bizi okuyan cahil haline getirir. 'Bu kadar cehalet okumakla olur' sözü boÅŸuna söylenmemiÅŸtir.
Son 20-30 yıldır Türkiye'de kitap ve yayınevi sayısı hızla arttı. Artmakta. İnternet baÅŸka bir okuma alanı sunmakta meraklısına. Harfleri söken herkes okuyabileceÄŸini sanıyor. Okumak bir terbiye, eÄŸitim, disiplin iÅŸidir. Okuyanın kendi gözleri olmalıdır. Ödünç alınmış gözlerle okunmaz. Kendi beynimiz olmalıdır. BaÅŸkasının gözleriyle okunmaz. Elbette öÄŸrenirken yardım isteyeceÄŸimiz kılavuzlarımız olmalıdır. BaÅŸkasının gözüne açık, onun gördüÄŸünü anlayabilen, gördüÄŸünden öÄŸrenen, sonunda okunanın anlam bahçesini kendi başımıza devÅŸirenlerden olmalıyız.
Belki okuma ustalığı elde ederek, okuyacaklarımızı seçebilme özerkliÄŸine kavuÅŸabilmek için bol bol okumaktan baÅŸka çaremiz yoktur. (Okuma paradoksu ya da okuma döngüsü diyebiliriz bu duruma!) Ne dersiniz? Okuduklarınızı özümsemede, paylaÅŸabilip, tartışabileceÄŸiniz insanlarla oluÅŸturabileceÄŸiniz okuma buluÅŸmaları gerçekleÅŸtirebilmelisiniz. Ruhunuzun bağımsızlığı, istiklali için okumak daha anlamlı deÄŸil midir? Aferin budalası ya da gösteriÅŸ budalası olmak için deÄŸil, iÅŸimiz olduÄŸundan dolayı da deÄŸil, dünyayı, hayatı, kendimizi keÅŸfetmek için okumalı.
Öyle kitaplar, öyle okurlar görüyorum ki, 'Onların okuduÄŸu kitapsa benimkiler kipat olmalı' diye düÅŸünüyorum.