ÖÄŸrenme, bu anlamda kendi öÄŸrendiÄŸi bilgilerin yükü altında ezilmeyen, öÄŸrendiklerinin egemenliÄŸi altında savrulmayan, öÄŸrendiklerini yorumlayabilen, denetleyebilen, onlarla baÅŸa çıkabilen, onları yorumlayıp, yeni bilgiler talep eden, öÄŸrenmiÅŸ olduklarının eksik ve gediklerini görebilen, o eksik ve gediklerini nasıl kapatabileceÄŸini bilebilen, neyi öÄŸrenebileceÄŸini seçebilen insanın bir baÅŸarısı.
ÖÄŸrenmek güzel bir ÅŸey, öyleyse, neden öÄŸreneyim ki, sorusuyla birlikte gelen, neyi öÄŸreneyim ki, sorusu da var. Malumatın ve bilgilerin bu denli hızlı biçimde üretildiÄŸi bir dünyada, seçebilen insanların, ancak kendisi olabilen, kendi gönlüyle, kendi beyniyle, kendi ayaklarıyla yaÅŸayabilen insanlar olduÄŸunu da unutmamak gerekiyor; ama, neyi, neden, nasıl?
ÖÄŸrenmeyi öÄŸrenerek, öÄŸrendiklerimizi kendi hayatımıza yedirerek, öÄŸrenmeye baÅŸladıklarımızın, öÄŸreniyor olduklarımızın arasında seçmeler, yorumlar, elemeler, eleÅŸtiriler yaparak öÄŸrenmeli. ÖÄŸrenmeyi öÄŸrenmek, öÄŸrenilen karşısında edilgen olmak deÄŸildir, öÄŸrendiklerimizin karşısında etkin olmaktır. Kendi hayatına sahip çıkan insanların, kendi hayatı ve kendisi hakkında talebi olan insanların çabası olduÄŸuna göre öÄŸrenmeyi öÄŸrenen, insanın, öÄŸrendiÄŸine karşı sorumluluk, öÄŸrendiÄŸine karşı tepki, öÄŸrendiÄŸine karşı yanıt vermeye çalışan insan olması gerekecek..
Onun için, öÄŸrenmeyi öÄŸrenmek, aslında, insanın insan olma çabasında büyük bir mücadelesidir. ÖÄŸrendikleriyle bir anlamda kavgasıdır. ÖÄŸrendiklerinin önünde elbette saygı duymasıdır, ama öÄŸrendiklerinin önünde köle olması, onları gözü kapalı kabul etmesi demek deÄŸildir. ÖÄŸrendiklerini sınama gücüne sahip, bunu belli bir özgüven içinde, belli riskleri göze almaktan korkmayarak deneyebilecek, arayan, araÅŸtıran insana yakışır eÄŸitim. ÖÄŸrenmenin hası, öÄŸrenmeyi öÄŸrenmek ise, bunun yaÅŸamayı öÄŸrenmekten ayrılamayacağını bilmek gerekir. ÖÄŸrenmeyi öÄŸrenmek isteyenin temel sorularından biri ÅŸudur: Yeryüzündeki biricikliÄŸime yaraÅŸan bir yaÅŸam için nasıl öÄŸrenmeliyim, öÄŸrendiklerimle nasıl yaÅŸamalıyım?
O halde, öÄŸrenmeyi öÄŸrenme, ama nasıl, neden, neyi sorularıyla birlikte anlamlı olacaktır ve bütün bu soruların yanıtı nasıl yaÅŸayacağım, nasıl insan gibi insan olacağım sorularıyla çok yakından ilgilidir. Bana öyle geliyor ki, bu eÄŸitimin gerçekleÅŸtirilebilmesinde eÄŸitimci arkadaÅŸlarımızın elbette deneyimleri çok deÄŸerlidir ve öÄŸretebilecekleri çok ÅŸey vardır; ama, öÄŸrenmeyi öÄŸrenmenin veya öÄŸrenmeyi öÄŸretmenin galiba en deÄŸerli ve en önemli yollarından biri de, öÄŸrenmeyi öÄŸrenen insanlar olarak öÄŸretmenler ve eÄŸiticiler olarak, öÄŸrencilerden öÄŸrenmektir.
Yıllar önce geliÅŸtirmeye çalıştığım bir kavramı hatırlatayım: EÄŸitiÅŸim. Ben öÄŸretmen olarak öÄŸrenciyi eÄŸitirken o da beni öÄŸrenci olarak eÄŸitecek; böylece aramızda bir eÄŸitiÅŸim süreci baÅŸlayacak. ÖÄŸrenmeyi baÅŸarmış bir öÄŸretmen olarak öÄŸrencimden öÄŸrenmeye hazır olduÄŸumu tavır olarak ona belli edeceÄŸim.
Ben, öÄŸrenmeyi öÄŸrenen bir insan olarak, nasıl bir insanım, öÄŸrenmeyi öÄŸrenip, öÄŸrenmiÅŸ olduÄŸumu iddia eden biri olarak, öÄŸrenmeyi öÄŸrendim de, nasıl bir insan oldum, ben de ne gibi erdemle geliÅŸti, yaÅŸam biçimimde, hayata bakışımda, toplumdaki iliÅŸkilerimde ne gibi olumlu yanlar oluÅŸtu, iÅŸte bunu öÄŸrencim görebilirse, o zaman, öÄŸrenmeyi öÄŸrenmeyi yaÅŸayan insanlardan, yaÅŸayan örneklerden çok canlı biçimde, öÄŸrenebilecekler, bu etkileÅŸim içerisinde.
Yoksa, öÄŸrenmeyi öÄŸrenme baÅŸlığı altında hiçbir anlayış ve tutum deÄŸiÅŸikliÄŸine gitmeden saÄŸdan soldan öÄŸrendiÄŸimiz bilgileri öÄŸrencinin taleplerini gözetmeden gözü kapalı öÄŸretmeye kalkarsak, deÄŸiÅŸen sadece slogan olur. Yeni sloganlar arkasında eski bildiklerimizi okumaya devam ederiz. Bu konuda özeleÅŸtiriyi elden bırakmadan, çok dikkatli olmamız gerekiyor.