İtiraf etmeliyim, muhalefet liderlerinin BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'ın ABD gezisini, hükümetin Kürt açılımını Washington'a anlatmak için bir lobi faaliyeti gibi lanse etmeye çalışması, 'Seviye daha da düÅŸer mi?' diye hayretle izlediÄŸimiz Türk siyasetinde her ÅŸeyin mümkün olduÄŸunu bir kez daha hatırlattı bana.
El insaf! Sevin sevmeyin, Tayyip ErdoÄŸan Türkiye Cumhuriyeti'nin BaÅŸbakanı ve Kaddafi'den Obama'ya, Merkel'den Sarkozy'ye kadar tüm dünya liderlerinin her yıl katıldığı BirleÅŸmiÅŸ Milletler Zirvesi'ne katılıyor. Ardından da G-20. Gitmesin mi Türkiye BaÅŸbakanı bu gezilere? Yalnız Ankara'da mı kalsın? Sınırlarımızı kapatıp, yabancı yatırımı durdurup, uluslararası örgütlerden çekilip, kendi yağında kavrulan zavallı bir ülkeye mi dönüÅŸelim?
Kimse bu satırlardan dolayı beni ÅŸu aralar medyada hakim olan sokak üslubuyla 'hükümet yalakalığı'yla suçlamasın. Son iki haftada dört yazıda AKP hükümetinin medya ve ifade özgürlüÄŸü konusundaki uygulamalarını sert bir dille eleÅŸtirdim. Gazetecinin görevi de iktidarı eleÅŸtirmektir zaten. Ama gel gör ki, eÄŸer demokrat bir yapınız varsa, Türkiye'nin sorunlarını çözebilen ve dünyayla entegre bir ülke olmasını istiyorsanız, muhalefetin söylem ve ideolojisine sessiz kalmanız mümkün olmuyor. 'Pes' diyorsunuz bazen.
Gazeteciler BaÅŸbakan'a 'Orada Kürt açılımını anlatacak mısınız?' diye soruyorlar. 'EÄŸer gündeme gelirse, oradaki dostlara anlatırız. Anlatmakta fayda var' diyor. Kıyametler kopuyor. Ne var bu cevapta, anlamadım. Sır mı Türkiye’nin bazı adımlar atmak istediÄŸi? Orada bir gazeteci sorsa, ErdoÄŸan'ın bir ikili görüÅŸmesinde gündeme gelse, duvarlara mı baksın? Bir Türk BaÅŸbakanı'na düÅŸen, Türkiye'de Kürt vatandaÅŸların demokratik taleplerini karşılamak ve bunu yapma niyetini göÄŸsünü gere gere anlatmak deÄŸil midir?
Koruculuk hemen kalkmasın!
Dün ajansların haberine göre, hükümet GüneydoÄŸu'daki koruculuk sistemini masaya yatırmış, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nda koruculuÄŸun kaldırılması görüÅŸü hakimmiÅŸ.
KaÅŸ yapayım derken göz çıkarmazlar umarım. KuÅŸkusuz koruculuk kusurlu bir kurum. Zamanında Kürt meselesine yönelik sakat bir resmi ideolojiyi yaÅŸatmak için icat edildi, feci bir sosyal bir soruna dönüÅŸtü. Bir sürü suiistimal var.
Ancak bazen bir hatayı tamir etmek ille de onu silmekle olmuyor.
Türkiye'de 80 bin korucu neredeyse 25 yıldır devletten ekmek yemekte. Aileleriyle yüz binler. Bu insanlar devletin o bölgedeki egemenliÄŸini tesis etmekte. EÄŸer koruculuÄŸu anında kaldırırsanız, GüneydoÄŸu'da bu devlete aidiyet hissiyle baÄŸlı önemli bir kesimi karşınıza almış olursunuz. Büyük bir boÅŸluk doÄŸar. Devlet otoritesini ayakta tutmak zor olur. PKK hızla bazı bölgelerde tek egemen konuma geçer.
Koruculuk, ancak kademeli olarak ve PKK'nın silahsızlanma adımlarına paralel olarak tasfiye edilebilir. Aksi felaket.
BaÅŸbuÄŸ'dan önemli rakam
Genelkurmay BaÅŸkanı Org. İlker BaÅŸbuÄŸ, bu hafta birkaç gazeteciyle birlikte çıktığı GüneydoÄŸu gezisinde dikkat çekici bir istatistik verdi. BaÅŸbuÄŸ, son 3 yılda teslim olan 870 PKK'lıdan 600'dan fazlasının (aktif teröre bulaÅŸmamış oldukları için) kısa bir iÅŸlemden sonra serbest bırakıldığını söyledi.
Öncelikle 870, topu topu 4 bin 500 militanı olan bir örgüt için çok yüksek bir rakam. PKK yönetimi aksini iddia etse de, bu gerçek bir çözülme iÅŸaretidir. İç ve dış dinamikler, tarihsel ve sosyolojik gerçekler nedeniyle, örgütün silah bırakma dışında bir seçeneÄŸi kalmamıştır.
Silahın nasıl bırakılacağı konusunda örgüt yöneticileri geniÅŸ ve kapsamlı bir af istiyor. Ancak belli ki son 3 yılda 600 kiÅŸinin yararlandığı Türk Ceza CK'nın 221'inci maddesi elveriÅŸli bir yasal zemindir. Tabii bu yasanın ismi ('Etkin PiÅŸmanlık') deÄŸiÅŸtirilebilir, daha az rencide edici hale gelebilir, prosedür daha da kısaltılabilir vs.
Önemli olan ÅŸu: Amaç uzlaşı ve daÄŸdan inmeyse, bunun zeminini bulmak zor deÄŸildir.