Tuhaf ÅŸey! Org. İlker BaÅŸbuÄŸ, açılımı kastederek 'komutanım neler oluyor?' diye soranlara ÅŸu tavsiyede bulunduÄŸunu açık açık söyledi: 'Seyretmeyin ÅŸu televizyonları, dinlemeyin açık oturumları, diyorum!'
Vay canına... Aynı sözleri BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan sarf etse, herhalde 'Hani basın özgürlüÄŸü? BaÅŸbakan alenen medyayı hedef alıyor! İşte faÅŸizm... İşte Hitler Almanya'sı' diye kıyamet kopardı...
Fakat söz BaÅŸbuÄŸ'dan çıktığı için bu cenaptan ses gelmeyeceÄŸine emin olabilirsiniz. Ya askeri eleÅŸtirmeyi günlük egzersizinin bir parçası haline getirenlerin tepkisi ne olacak? Bu defa BaÅŸbuÄŸ'a 'demokrasi yolunda her türlü antidemokratlık mübahtır' diye için için teÅŸekkür edecekler sanırım!
Televizyonlarda söylenmeyen bir ÅŸey kalmadığını, insanların bunlara inandığını belirten BaÅŸbuÄŸ, 'Demokrasidir, her ÅŸey söylenir... Ama insanların genel dengesinin bozulmaması lazım' diyerek söz ve düÅŸünce özgürlüÄŸünün de limitleri olduÄŸuna iÅŸaret ediyor. Ama 'genel dengeyi bozmamanın formülü' ne yazık ki kimsede yok.
Peki gelmiÅŸ geçmiÅŸ en demokrat Genelkurmay BaÅŸkanları'ndan sayılan, açılım konusunda hükümetle uyum içinde gözüken BaÅŸbuÄŸ'un tepkisini nereye koyacağız ÅŸimdi? Anti demokratik mi, yoksa salt gerçekçilik mi?
NE OLACAK HALİMİZ?
Temelde Org. BaÅŸbuÄŸ'un 'TV'leri seyretmeyin' sözüne karşı çıkmıyorum. Aksine, son derecede samimi olarak düÅŸüncesini dile getirdiÄŸini düÅŸünüyorum. Etrafımızı saran 'bölücülük' paranoyasından ben de fena halde sıkıldım! Yine de Genelkurmay BaÅŸkanı, BaÅŸbakan, ve de CumhurbaÅŸkanı'nın medyayı her fırsatta muhatap alıp, bütün kötülüklerin anası gibi göstermelerini doÄŸru bulmuyorum.
İster beÄŸenin, ister beÄŸenmeyin, pek çok farklı fikir ve düÅŸüncenin, hele böyle kritik zamanlarda tartışılması gerekli. Sanki televizyonlarda 'bölünüyoruz' temalı konuÅŸmalar yapılmasa, insanlar bölünme paranoyasına kapılmayacak! Zaten her yerde bu konu konuÅŸulduÄŸu, tedirginlik yarattığı için mesele televizyonlara sıçramış vaziyette. İnsanlar, kimin ne dediÄŸini merak edecek ve kendi kafasında tartıp biçtikten sonra kararını verecek... Aksi mümkün olabilir mi? Halkın muhakeme yeteneÄŸinden ÅŸüphe duyabilirsiniz, ama tartışma programlarına bir zamanların televole'si muamelesi yapmak ne kadar doÄŸru? Belki asıl sorun iktidar sahiplerindedir; Kürt açılımını iyi anlatamamalarıdır... Kaldı ki 'ne olacak bu memleketin hali' temalı konuÅŸmalar, sonu gelmek bilmeyen paranoyalar, bu ülkede ben doÄŸmadan önce de vardı, muhtemelen öldükten sonra da devam edecek...
Ha en demokratik hakkınızı kullanıp, zaplarsınız, dinlemezsiniz, olur biter. Ama mümkünse bunun kararını da kendimiz verelim!
BİR 'GARİP' AİLE
Cem GaripoÄŸlu'nun dedesi, 'Cem'den baÅŸka konu mu yok memlekette' diye isyan etmiÅŸ. Konu var, olmaz mı! Ama kız arkadaşını öldürüp, kafası bavula sığmadı diye testereyle kesen ve çöpe atan, 197 gün kayıplara karışan ve sonradan sucuk-ekmek yiyerek polise teslim olan 18 yaşındaki katil çocuk konusu, ne yazık ki kolay kolay tüketilmeyecek! Hele hele, bu kadar 'garip' bir ailenin mensubuysa...
Dede GaripoÄŸlu müsterih olsun. Bu davayı Truman Capote'nin 'In Cold Blood'ı gibi kitaplaÅŸtıranlar da çıkacak, filmini yapanlar da. Capote gibi yıllarını bu uÄŸurda harcamayacaklar ama sırf arÅŸiv kırpıntıları toplayarak yazıp best-seller olacaklar...