Burada BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ı yakaladığımız kısa anlarda veya onun temaslarıyla ilgili aldığımız perde arkalarında gündem ne olursa olsun, alt zeminde hep 'açılım' tartışmaları dikkat çekiyor.
BaÅŸbakan'ın kurmay takımının dilinde ve zihninde de 'açılım' diÄŸer tüm konulara baskın geliyor.
'İçeride' riskli ve zorlu açılım politikaları, BaÅŸbakan'ı 'dışarıda' dikkatlerin çevrildiÄŸi siyasetçi durumuna getiriyor.
'Kürt açılımı' Washington'ın en yakından izlediÄŸi bir inisiyatife döndü. Ermeni açılımı buradaki güçlü Ermeni lobisinin, azınlıklarla ilgili açılım da Musevi lobisinin takibinde.
Türkiye'deki iç siyasi geliÅŸmelerin nasıl birer diplomasi ajandası oluÅŸturduÄŸuna ve uluslararası sistemde nasıl etkiler yarattığına bakar mısınız?
'İCAZET ALMAYA GİTTİLER' KAYGISI
Bu yazıyı, BaÅŸbakan'ın kaldığı Plaza Otel'in lobisinde, blackberry cihazımla yazıyorum, yani cep telefonumla. BitirdiÄŸimde e-mail olarak bir tuÅŸla İstanbul'a göndereceÄŸim. Burada saatler 23.00'ü gösteriyor, Türkiye'de ise gün baÅŸlamak üzere.
ErdoÄŸan yarım saat önce odasında dinlenmeye çekildi. Tam ÅŸu anda Ali Babacan'la eÅŸi New York caddelerinde dolaÅŸmaya çıkıyorlar.
BaÅŸbakanlık ekibinde hafif bir telaÅŸ biraz da esprili bir hava var. Hafif gururlu bir tavır ve söylem. Nedeni, ErdoÄŸan'ın Clinton'lı toplantıya katılmadan geri dönmesi. Olayın tanıklarından bilgi aldım, ÅŸöyle olmuÅŸ:
'BİR DAHA DA GELMEYİZ'
Sorun, Amerikalıların kendi arasındaki iletiÅŸimsizlikten kaynaklanmış. Clinton'ın küresel ısınmayla ilgili toplantısı için ErdoÄŸan biraz hatalı zamanlamayla götürülmüÅŸ. Ayrıca Amerikalı korumaların yanlış yönlendirmesi olmuÅŸ. Yanlış zamanda yanlış kapıda...
BaÅŸbakan, tam da Obama'nın çıkacağı kapıya yönlendirilmiÅŸ. 'Oradan girilir, buradan girilmez anlaÅŸmazlığı'. BaÅŸbakan yoldayken de yavaÅŸlatılmış, bekletilmiÅŸ. Yani gerginlik yolda baÅŸlamış.
Tartışma çıkınca ErdoÄŸan toplantıya katılmadan geri dönmüÅŸ. BaÅŸbakan'ın yakın çalışma arkadaşı, 'o güvensiz ve kaotik ortam yüzünden toplantıya katılamazdık' dedi, sonra güldü: 'Bir daha yapmazlar, daha da gelmeyiz.' Bu sözleriyle odasının yolunu tuttu.
Daha sonra Amerikan Gizli Servisi sözcülerinden Donavan'ın 'BaÅŸkan Obama'nın otel çıkışında kullanması için hazırlanan çadıra girmeye kalktılar. Olay dil anlaşılmazlığı yüzünden de kötü bir hal aldı' açıklaması geldi. BaÅŸbakan'ın yakın çevresine bu açıklamayı hatırlattım, tepkilerini sordum. 'Koordinasyon tamamen onların görevi. Olay kendi aralarındaki iletiÅŸimsizlikten kaynaklandı. Programı kendi başımıza yapmıyoruz ki. Programımızı da bizim heyette görevli Amerikalı Gizli Servis elemanları yürütüyor. Bu Gizli Servis elemanları da olaydan sonra deÄŸiÅŸtirildi' cevabını verdiler.
Büyük zirvelerde, hele ABD baÅŸkanları varsa böyle olaylar yaÅŸanabiliyor. Az önce odamdan çıkarken CNN'de Kaddafi'nin çadırıyla ilgili, savcının 'illegal yapı' dediÄŸi yazıyordu. Zirvenin bir baÅŸka tartışması da bu. Kaddafi'nin çadırı Avrupa'dan sonra ABD'de de sorun oldu iÅŸte.
Neyse, biz dönelim açılıma... İcazet alma konusuna.
'EN PLANLI, EN SİSTEMLİ, EN KARARLI POLİTİKAMIZ'
Yazıma kısa bir ara verdim, lobiden içeri Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek ve BaÅŸmüzakereci Egemen Bağış girdiler. Babacan ve eÅŸi de saatler geç olduÄŸu için turu kısa tutmuÅŸ olmalı, döndüler. Bağış'ın eÅŸi Reyhan Hanım da var, biraz sohbet ediyoruz, günün sonunda herkeste yorgunluk hakim, onlar odalarına çekiliyor, ben de yazıma dönüyorum.
Evet, 'Amerika'ya Kürt açılımını anlatmaya gitti' denilecek diye 'iç kabine' endiÅŸeli. Yemekte Ömer Çelik'le konuÅŸuyoruz, bol bol bizim yaptığımız röportajı hatırlıyoruz. Çelik, 'artık gündemi belirlenen deÄŸil, gündem belirleyen ülkeyiz' diyor, iddialı. Åžu cümlesi anlamlı: 'Türkiye'nin yaptıkları uluslararası sistemin istikrarına katkı saÄŸlıyor. Böyle durumlarda sistem de inisiyatif alan ülkeyi istikrar adına destekler, kendi çıkarı da bunu gerektirir.'
Söze BaÅŸbakan'ın Basın Danışmanı Kemal Öztürk, basınla ilgili somut bir olaydan ötürü giriyor, onu geçelim. Ama Öztürk'ün deÄŸerlendirmesi ilginç:
'DemokratikleÅŸme açılımı belki en planlı, en sistemli ve en kararlı uygulanan bir proje. Dış destek tartışmalarından ziyade konunun bu boyutu önemli,'
Biz konuÅŸurken Mücahit Aslan dikkatle dinliyor, konuya girmiyor, o, esprilerle ortamın havasını deÄŸiÅŸtiriyor. Gözlerim Yalçın AkdoÄŸan'ı arıyor, o istirahatte. Dün yazmıştım saç ektirdi, telefonları susmuyormuÅŸ.
ASLINDA HER ÅžEY 2007'DE WASHINGTON'DA BAÅžLADI
Saatler ilerliyor, yazımın sonuna doÄŸru geliyorum. Ne güzel etrafta saatlerdir tek gazeteci yok. Oysa lobi hareketli; bakanlar, vekiller, danışmanlar ve bürokratlar. İki metre ötemde iÅŸadamı Ahmet Çalık, yanına sürekli birileri geliyor. Özellikle diplomatlar Ahmet Bey'in yanındalar. İşte yarım saattir Çalık, hariciyenin kilit isimlerinden Feridun SinirlioÄŸlu ile oturuyor.
Protokol görevlileri ise bu arada BaÅŸbakan'a ve eÅŸi Emine Hanım'a bir sonraki gün için iki ayrı program hazırlama telaşındalar.
DüÅŸünüyorum, Türkiye gibi ülkelerin 'bugünkü gündemi' asla tesadüflerin eseri olmuyor ve 'dünün temelleri' üzerinde yükseliyor.
'Kürt veya demokratikleÅŸme açılımı' dediÄŸimiz zaman iki yıl öncesine bakmamız lazım.
ErdoÄŸan Washington'a gelmiÅŸti, kendisini izliyordum. KliÅŸe deÄŸil, gerçekten 'tarihi' bir geziydi. Bush-ErdoÄŸan görüÅŸmesinin söyleminden, zirve sonrası açıklamalardan belliydi. Gezinin her dakikasına bir olaÄŸanüstülük havası hakimdi, yerinde gözlemlemiÅŸ, hissetmiÅŸtim.
O gün BaÅŸbakan'ın uçağı okyanusu aÅŸarken bir de çok önemli bir konuk ağırlıyordu. Åžimdi emekli olan, o dönemin iki numaralı askeri Ergin Saygun. Beyaz Saray görüÅŸmelerinde Saygun PaÅŸa da vardı. 'Devlet politikası' deniliyor ya, böyle bir arka plan var.
5 KASIM MUTABAKATI İŞLİYOR
Washington'da 5 Kasım 2007 Beyaz Saray buluÅŸması, 'PKK'yı resmen ortak düÅŸman' ilan ettirdi, 'ilk kez üçlü istihbarat paylaşımı' baÅŸlatıldı ve 'terörün bitmesi için' düÄŸmeye basıldı.
Derken, belli bir çerçeve içinde kalınarak, sınır ötesi harekat ve istihbarata dayalı, Kandil'e hava operasyonları...
İşte bugün terörü tamamen bitirirken, diÄŸer boyutlarını da göz ardı etmeyecek oyun planının baÅŸlangıcı orada aranmalı.
Yani olayın tarafları olarak Türkiye, ABD ve Irak yönetimleri, herkes üzerine düÅŸeni yapacak. Kompleksli davranmaya hiç gerek yok. Madem ABD Irak'ı iÅŸgal edip sınır komÅŸumuz oldu, madem terör oradaki kaotik ortamdan yararlanıyor, elbette sorunun kaynağı, çözümüne de katılacak. Üstelik ABD Irak'tan çekilirken böyle bir imkan çıktıysa, neden deÄŸerlendirilmesin ki? Birisi bana bunu makul sebeplerle açıklayabilir mi?
SERDAR TURGUT'LA BULUÅžMA
Bu gece Türkiye'nin büyük mizah yazarıyla buluÅŸmuÅŸ olacağım.
10 gün önce telefonda, 'BaÅŸbakan'ı izlemek için Amerika'ya gidiyorum, beraber gidelim mi?' teklifinde bulunmuÅŸtum.
O muhteşem mizah duygusu tonlamasıyla 'benden ne istiyorsun?' diye sordu
Ben Paris'ten New York'a geçecektim.
Ayrı ayrı gidecektik.
'Sadece New York yazarsın' dedim.
2007'de Washington'a beraber gitmiÅŸtik.
Yarım saat sonra yaratıcılık dolu ÅŸu öneriyle geldi:
'BaÅŸbakan'ı görmem, açık söyleyeyim' dedi ve 'GençliÄŸimdeki gibi, az paralı, ucuz otel ve kadın peÅŸinde...'
'Tamamdır' dedim, gülüÅŸtük.
Hafta başından beri muhteÅŸem New York yazıları gönderiyor.
Kendi rekorlarını bile aştı.
Hakiki New Yorker denilecek kadar bu ÅŸehrin kültürüne hakim olan Serdar Turgut 30 yıl öncesinin yaÅŸam koÅŸullarında zeka ve espri kokan yazılarıyla geri döndü.
Biz de bu büyük projeyi mümkün olan en ucuz maliyetle gerçekleÅŸtiriyoruz.
Ama bu gece ona büyük sürprizlerim var, ÅŸaşıracak. Hazırlıklıyım.