Felsefenin baÅŸlangıcında, Sokrates'ten öÄŸrendiklerimizden biri nedir? Bilmenin, temelleri, kökleri bilmekle, bilgimizin dayanaklarını gösterebilmekle baÅŸladığı; sadece birtakım malumat kırıntılarıyla yapılabilecek bir iÅŸ, yüzeysel, sığ malumatla yürütülecek bir etkinlik olmadığı savıdır. O köklerini bildiÄŸimiz ÅŸeyle, insanın ruhsal bütünlüÄŸünün birleÅŸmesi gerektiÄŸi; bilmekle, olmak arasındaki uçurumun ortadan kalktığı, bilen insanın olan insan olduÄŸu, bilen, bilmeyi bilen insanın, bilgisini tamamen hücrelerine, dokularına, yaÅŸam biçimine, huyuna, suyuna iÅŸlediÄŸi, onu içselleÅŸtirdiÄŸi, onu içine sindirdiÄŸi gerçeÄŸidir. Åžimdi, birçok çaÄŸdaÅŸ insanın yaÅŸadığı gibi, bilgisiyle yaÅŸamı arasında boÅŸluklar, uçurumlar olan bir insan deÄŸildir bu insan. Bilen insanın bildiÄŸiyle olan bir insan olduÄŸu, bilgisiyle yaÅŸadığı, bilgisiyle arasındaki boÅŸlukları kapatan bir insan özelliÄŸi taşıdığını görmekteyiz.
Bu da, en azından özgür insan olmayı gerektiriyor; eÄŸer, öÄŸrenmek aÅŸamasında olan, öÄŸrenme durumunda olan bir insan, öÄŸrenmeye zorlanmışsa, gerçekten bu zorlanma içerisinde birtakım malumatı kavrayabilir ve sorduÄŸunuz zaman da karşılığını verebilir. Ama kendi içinden, kendi iç özgürlüÄŸünden kaynaklanan bir çıkışla, edinilmiÅŸ bir öÄŸrenme olmadığı için, o öÄŸrenme, o kiÅŸinin belleÄŸinde veya bir anlamıyla ruhunda bir yama gibi duracaktır. Büyük bir olasılıkla da, birçok öÄŸretmen arkadaşın da bildiÄŸi gibi, çok kısa bir zamanda, o bilgi yahut o malumat kırıntıları belleÄŸimizden uzaklaÅŸtırılacak ve bellek rahatlatılacaktır; sınıf geçilmiÅŸ, sınavlar verilmiÅŸ ve o bilgi yükü üzerimizden atılmış olacaktır.
Bundan dolayı, belki bilmeyi bilmenin temel koÅŸullarından biri, öÄŸrenmeye olan talebin yaratılması, bu taleple bilgiyle iliÅŸki kuran insan yetiÅŸtirebilmektir. 'Neden öÄŸreneyim ki?', sorusunu soran bir insanla, gençle, bunu tartışabilmeliyiz. Ona neden öÄŸrenmesi gerektiÄŸini söyleyebilmek, öÄŸrenmek istemiyorsa, belki öÄŸrenmek istememesine saygı göstermek veya böyle öÄŸrenmeye olan kapalılığının ardında ne yattığını anlamaya çabalamak, bilme yolculuÄŸundaki kılavuzun temel ilkeleri olacaktır. EÄŸer, o, iç özgürlüÄŸüne sahip bir kiÅŸi ise, o zaman öÄŸrenmeye olan talebinin gerçekten bu özgürlüÄŸüyle olan ilintisinin olup olmadığına bakmak gerekecektir.
Bir talep oluÅŸturmak birinci amaçtır, bilmeyi bilmede. Bu talebi oluÅŸturacak insanın özgürlüÄŸünü yaÅŸamasına dikkat etmek gerek. Daha aile içi eÄŸitimden baÅŸlayarak, özgür olabilen, kendisi olabilen, kendi varlığına, kendi ruhuna, kendi duygularına, kendi düÅŸüncelerine sahip çıkabilen bir insanın yetiÅŸmesini saÄŸlamalı. Çünkü bu özgürlükle birlikte özerklik anlamına geliyor. Kendine, kendi yaÅŸamına sahip çıkmak isteyen, kendi ayakları üzerinde durmaya çabalayıp, kendisi olma yolculuÄŸuna çıkmış insanların baÅŸarabileceÄŸi bir etkinliktir bilmeyi bilme. Çünkü orada, kendi varlığı, kendi özgürlük ve özerklik alanı doÄŸrultusunda öÄŸrenmek isteyen, edindiÄŸi yaÅŸantı birikimlerini, kendi bakışı, kendi anlayışı, kendi yorum çabaları içerisinde yoÄŸurmak isteyen bir insan görüyoruz. Öyle bir insan ki bu insan, kendi yaÅŸamını kurabilir, kendi gözleriyle görebilir; özgürlüÄŸe de özerkliÄŸe de sahiptir artık.
Demek ki, en azından birkaç olmazsa olmaz koÅŸulu var gibi gözüküyor, bilmeyi bilmenin. Bir tanesi, çok saÄŸlam bireylerin oluÅŸumudur. Tersinden de düÅŸünebiliriz: Bu bilmeyi öÄŸrenmeye çabalayan insanların da, özgürlük ve özerkliÄŸe kavuÅŸabileceÄŸini söyleyebilirsiniz. Ancak özgür ve özerk, yani kendisi olan, kendi potansiyelini keÅŸfedebilen, kendi gücünün farkına varabilen ve kendisini gerçekleÅŸtirmek isteyen insanların olduÄŸu, birbiriyle haberleÅŸme ve birbiriyle etkileÅŸme gereksinimi duydukları bir toplumda bilmeyi bilmenin anlamlı olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
Bilmeyi bilmenin saÄŸlandığı durumlarda, anlamalıyız ki, bu sürekli olarak gerçekleÅŸtirilecek bitimsiz bir çabadır. 'Ben öÄŸrenmeyi öÄŸrenerek bilmeyi bilmekteyim, artık iÅŸim bitti' diyebileceÄŸimiz bir anlık, bir dönemlik, bir sürelik bir iÅŸ deÄŸildir. Bilmeyi bilmeye çabalayıp, bilginin sarp yollarında yürümeye uÄŸraÅŸan bilgi yolcusu, onun insan yaÅŸamında açık uçlu bir etkinlik, beÅŸikten mezara kadar süre gelen çaba olduÄŸunu da görmüÅŸ olacaktır.