AKŞAM | CUMARTESI | 26 EYLÜL 2009, CUMARTESİ
İstanbul'un en sevdiğiniz yeri: Galata En son izlediğiniz film: Uli Edel'in 68 kuşağını anlatan bir filmini izledim. Adı Der Baader Meinhof En son okuduğunuz kitap: Çok Uzaklarda Bir Yaz (Mehmet Açar) En son kendinize ne aldınız: Bir tişört Uğurunuz var mı: 7 rakamı ve tüm taşlar
Yazı yazıyor, tenis oynuyor, yemek yapıyor, tığ işinden takılar yaratıyor, toprakla uğraşmayı seviyor. 12 yıldır kedileriyle yaşıyor. Anadolu Hisarı'nda yaşayan Mehtap Bayri ile söyleşi için Kuzguncuk'ta buluştuk. Fotoğraf çektirirken bol bol semt esnafı ile sohbet eden Bayri, oyunculuğu her şeyin üstünde seven biri... Yeni sezonda bir drama ve komedide aynı anda oynamak istediğini söyleyen Bayri, istekleri için 'Gönderiyorum evrene, gelsin bekliyorum' diyor.
Anadolu Üniversitesi'nde konservatuar eğitiminizi almışsınız; bence oradan mezun olan oyuncuların piyasada ayrı bir yeri var. Neden kaynaklanıyor sizce bu?
Tamamen Kalabak Suyu'ndan (gülüyor). Anadolu Üniversitesi'nin bir ekolü yok çünkü hocalarımız Amerika'dan da, İstanbul ve Ankara'dan da geliyordu. Belli bir ekole hizmet etmediği için öğrenci bir sentez içinde kendi tarzını buluyor. Bu da oyuncuyu daha doğal ve rahat kılıyor.
Öğrenciyken hayalleriniz neydi?
Okulda kalıp hoca olmak istiyordum. Bu fikrimi hocalarımla paylaştığımda 'iyi bir oyuncusun ve eğitmenlik yerine oynamalısın' dediler.
2 yıl Gazi Mahallesi'nde ilkokul öğretmenliği yapmışsınız buna nasıl karar verdiniz?
Drama eğitmenliği de, ilkokul öğretmenliği de yaptım. İki tane altın bileziğim var. Eğitirken eğitiliyorsun aslında.
Dizilerde sizi hep birilerinin ablası ya da kardeşi olarak görüyoruz sizi...
Bilmiyorum, öyle denk geldi. 'Deli Yürek'le başladı her şey. İzleyici Nazlı karakterini çok sevdi. Anaç yanım vardır ama 'Büyük Yalan'da kötü karakteri de oynadım. Aslında doğru herkesin ablası oldum. Burak Hakkı'nın, Emrah'ın ve Kenan İmirzalıoğlu'nun... Sırada Özcan Deniz ve Mahsun Kırmızıgül var (gülüyor).
AĞLAYAN BİR KADIN DEĞİLİM
Oyuncu olmaya nasıl karar verdini?
Liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazanamadım, çünkü bende inanılmaz bir sınav stresi var. O yüzden ehliyet de alamıyorum. Vefa Lisesi'nde okudum, sanat anlamında köklü liselerden biri zaten. O dönem sanatsal faaliyetlere katılırdım; liseyi bitirip Düzce Şehir Tiyatrosu'na girdim. 22 yaşındaydım ve 60 yaşında bir kadını oynadım.
Fotoğraf çektirirken de gördük insanlar hep size 'Aaa ne kadar gençsiniz, sanki ekrandaki siz değilsiniz' diyorlar.
Ama ben gördüğün gibi cıvıl cıvıl hiç oradaki kadınlar gibi ağlamayan biriyim işte (gülüyor).
Bu sezon ne gibi çalışmalar olacak?
Bu sene bir komedi ve bir dram olsun, ikisini aynı anda oynamak istiyorum. Gönderiyorum evrene, gelsin bekliyorum. Asuman Dabak Tiyatrosu'nda geçen sezon da oynadığımız 'Şahane Düğün' adlı tiyatro oyunu ile turne yapacağız. 19 Ekim itibarıyla Isparta'da 'Üniversitelerde Sanat Şenliği' başlıyor. Bu tüm üniversitelere yayılacak ve biz oraları gezeceğiz. Yine Robin Hawdon'ın 'İyi ki Doğdun' adlı eserinin de okuma provalarına başladık. Ekim'de sahnelenmeye başlayacak. Ayrıca bu sene Göksu Evleri'ndeki Akademi Porte Sanat Merkezi'nde drama dersleri vereceğim ve aynı zamanda müdürlüğünü üstleneceğim.
Rollerinize nasıl hazırlanırsınız?
Çok geçmişe gittiğimde Jean Genet'in 'Hizmetçiler'ini oynamıştık. Çok zor bir yazardır. O tarz bir oyun oynama şansını yakalarsam eğer, beden diliyle ilgili bir çalışma yaparım. Ama dizilerde ekstra çalışmama gerektirecek bir rol olmadı henüz. Çünkü zaman kısıtlı; güdüsel oyunculuk denilebilir buna.
ARTIK HERKES OYUNCU
Oyunculuğunuzu besleyen başka sanat dalları var mı hayatınızda?
Dans ediyorum. İyi bir fotoğraf gözüm vardır. Düz yazı yazıyorum. Onları bir gün ortaya çıkarmayı istiyorum. Tenis oynuyorum. Kaya tırmanışı yapmayı çok istiyorum. 12 yıldır kedilerle yaşıyorum. Kedileri ve kaplanları çok seviyorum. Onların düz duvara bile tırmanıyor olmaları, dengeleri beni etkiliyor. Yemek yapıyorum. Domates, biber, maydanoz yetiştiriyorum. Komposto yapıyorum. Kendime takılar yapıyorum. Stilistlik kursuna gitmiştim. O dönemde yaptığım kıyafetler var. Hem bahçıvanım, hem tasarımcıyım, hem oyuncuyum.
Kendiyle barışık, doğal bir insansınız...
Basit bir insanım baktığında; mesleğim göz alıcı. Beni herkesten ayıran sadece mesleğim var ama artık onu da herkes yapıyor zaten.
Kendinizi en mutlu hissettiğiniz anlar hangileri?
Dans ettiğim zaman kendimden geçiyorum. Deli dansı benimki; kapı gıcırtısı yeter. Düzce'de çingene mahallesinde büyüdüm, göbek atmayı onlardan öğrendim. Dans dışında kedilerimle oynarken, toprakla uğraşırken ve yemek yaparken kendimi mutlu hissederim. Zaten sıkıldığım anda hemen küçük bir yemek yaparım.
Bu sezon dizi projesi olmadığı için küser misiniz?
Hayır. Zaten tiyatro var bu sene, okul var. Onun dışında mutlaka başka bir şey yaparım. Dizi çekiyoruz; çünkü ben keyif alıyorum. Mesleğimi icra etmekten, oynamaktan mutlu oluyorum. Oyuncuyu maddi anlamda besleyen tek yer diziler. Küsmem hatta biraz belki dinlenmiş bile olurum.
Sinema filmi çekmeyi ister misiniz?
Çok istiyorum. Ama zamanı gelmedi sanırım hala. Derviş Zaim'in bana sözü vardı, duysun sesimi. Türkiye'de çok az kadın oyuncu var; topu topu beş tane. Sanırım daha onların arasına giremedim.
Gerçekten bu kadar az mı?
Gerçekten o kadar az ki hep onlar oynuyor.
Peki, hiç izlediğiniz filmlerden 'keşke şu karakteri ben canlandırsaydım' dediğiniz oldu mu?
Olmadı çünkü ben olsaydım, o rol başka olurdu. Oynayanlar gayet iyi oynamıştır. Kendimi oynanmış bir işin içinde hayal etmiyorum hiç. Yeni bir işin içinde olmayı isterim.
Gittiğiniz mekanlarla, şehirlerle bağ kurar mısınız?
Doğduğum yeri 19 yaşında merak edip gittim. Nusaybin sınırda Delave Kasre, Oyalı Köyü. Mardin beni büyüledi. Orayı doğduğum şehir olduğu için çok seviyorum. Gittiğim yerlerden taş ve toprak toplarım ya da küçük bir ağaç kalıntısı alırım. Her yerle özel bir bağım var.
Çocukluğunuzda sizde iz bırakan bir anı var mı?
Yatılı okul en büyük izlerden biri. Başta çok acı çektim. 12 yaşındaydım Vefa Lisesi'ne gittiğimde. Yatılı okumak zordu. İlk yıl çok duygusaldım, sürekli ağlıyordum. Zor ama güzeldi çünkü kişiliğinin ilk adımları tek başınayken atılıyor.
Kaç yıldır yalnız yaşıyorsunuz?
Aslında okulla birlikte 12 yaşından beri diyebilirim. Memur çocuğuyum; kendimi bildim bileli, fındık da topladım, çocuk da baktım; ailem para versin diye düşünmedim hiç. Hayata daha çabuk atıldım. Ruhumu çok büyütemedim. Biraz çocuk kaldı o ama 7 yaşına geldi herhalde (gülüyor)...
Hürmet, ilgi, alaka
Oyunculuk günlük hayatta size ne sağladı?
Hürmet, ilgi, alaka sağladı. Özellikle Anadolu'ya gittiğimizde insanların sıcaklığını ve samimiyetini, gerçek alkışı orada alıyorsunuz ve bu çok mutlu ediyor.
Pozitif enerjinizi nasıl koruyorsunuz? Hep böyle enerjik misiniz?
Elbette böyleyim ama tabii inişler de oldu. 20 ila 30 yaş arası en zor, kişinin kendisini bulması gereken yaşlar. Kendimi kısmen bulduğumu düşünüyorum. İniş, çıkışlarım biraz dengelenmeye başladı. Ama erkek arkadaşıma sorsan biraz dengesiz diyebilir.
EKİN TÜRKANTOS