AKŞAM | MAGAZIN | 29 EYLÜL 2009, SALI
Usta oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlik nedir diye soran olursa, 'Karanlıktakiler'i seyretmesini tavsiye ederim hiç düşünmeden.
Bir önceki çalışmasını asla tekrar etmeyen, her yaptığı işle kendini riske atma cesaretini gösterebilen ve filmleriyle derdini anlatmak isteyen bir yönetmen Çağan Irmak. Bu defa da yine kendi seyircisini şaşırtmak pahasına içinden geldiği gibi davranmış, ondan bir önceki içeriği bekleyen ve sinemaya ağlamak için gidenler hayal kırıklığına uğrayacak. Sıradan Çağankoliklerle, sinemasever Çağankolikler arasında işte tam bu noktada belirgin bir ayrım olacak; sıradan olanın aklı bir önceki melodramda kaldığı için salona mendilini hazır ederek gidecek, sinamesever ise yeni heyecanlar, yeni keşifler yapmak üzere... İkinci grubu heyecanlı bir macera bekliyor hiç kuşkuları olmasın, Çağan ustalığını konuşturmak için 'Karanlıktakiler' gibi sıradan görünen bir hikayeyi seçmiş. Sıradan hikayeyi anlatabilenler usta yönetmenlerdir savının bir kez daha altını çizmiş böylece. Bu arada çaktırmadan seyircisini de kategorilere ayırıyor Çağan Irmak. Filmde gerilim, iç sıkıntısı, garip bir komedi, paranoya ve hepsinin tam bir ustalıkla yoğrulmuş anlatımı var. Geçtiğimiz şubat ayında Çağan ve Erdem Akakçe'yi Cihangir'de senaryo okurken görmüştüm ve Çağan bana kimseye söylememem kaydıyla başrol oyuncusunu açıklamıştı. Her filminde kendi yıldızlarını yaratan Çağan'ın sihirli değneği bu defa, annesiyle beraber yaşayan, seyrederken içinizi acıtacak ofis boy Egemen'i canlandıran Erdem'e, agorafobik ama nefret edemeyeceğiniz anneyi müthiş bir başarıyla canlandıran Meral Çetinkaya'ya ve oyuncu olmak için doğmuş Derya Alabora'ya dokunmuş. Günümüz İstanbul'unu ve insanını anlatan dünya sineması ayarında bir film, sakın ola 'Geçen defa çok ağlamıştık bu defa olmamış' demeyin, Çağan'ı da sinemadan soğutmayın.
Elif AKTUĞ