Almanlar'ın başka dillerde karşılığı olmayan bir lafı vardır: Schadenfreude. Başkasının acısından, felaketinden zevk almak anlamına gelir. En hakiki tercümesi bizdeki 'oh olsun'a tekabül eder.
Doğan Yayın Holding'e kesilen 3 milyar 755 milyon TL'lik rekor ceza, sadece medyada değil, sokaktaki insanda bile Schadenfreude duygusunu yaratmış vaziyette. Henüz Doğan'a kesilen cezanın haklılığı veya haksızlığını tartışacak durumda değiliz, çünkü teknik ve karışık bir mesele. Ancak bu miktarda bir ceza kesmenin basit bir gözdağı olmadığının, koskoca bir medya grubunun yok edilmesine neden olabileceğinin de farkındayız.
Bugün AKP karşıtları haricinde hiç kimse Doğan'a destek çıkmıyor. Hatta Doğan'la 'aynı çizgide' yer alanlar bile en fazla 'vah vah' deyip kendi işine bakmaya devam ediyor... İşin en acısı, Doğan'ın muhteşem yükselişi sırasında kazandığı asıl düşmanların, AKP'nin yarattığı medya değil de Uzan'dan Bilgin'e, aynı değerleri savunan grupların olması. Tökezledikleri anda sırtlarına en büyük tekmeyi ondan yedikleri için, Doğan'a el uzatacak kimse kalmadı. Herkesin bildiği, fakat yüksek sesle söylemekten çekindiği gerçek bu.
Yanlış anlamayın, kalkıp Doğan grubuna ve orada çalışanlara, dostlarıma ahlak dersi falan verecek değilim. Şu andaki belirsiz ve huzursuz duruma, en az Korkmaz Yiğit, Dinç Bilgin, Mehmet Emin Karamehmet'e yönelik acımasız saldırıların yapıldığı zaman olduğu kadar üzülüyorum. X, Y veya Z adlı patronların kasasındaki para, şahsi güçleri ve acımasız rekabetleri beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Mesleki düzeyde bir kaygı benimki.
RENKLERİ KAYBETMEK İSTEMİYORUM
Kısa sayılabilecek mesleki yaşamımda, Yeni Yüzyıl gibi liberal, güçlü bir gazetenin kapatıldığı güne de şahitlik ettim, Dinç Bilgin'in apar topar gözaltına alındığı Sabah'taki 'sonun başlangıcı' günlerine de... Ne kişisel düzeyde, ne de mesleki olarak hoş tecrübelerdi. Bugüne kadar Yeni Yüzyıl kadar kaliteli bir gazete çıkartılamadı, Sabah ise 90'lı yıllardaki gücü, etkisi ve gazetecilik refleksinden uzak, silik bir gölgeye dönüştü. Çok mu iyi oldu?
İşte bu yüzden yanlışı ve doğrusuyla, iyisi ve kötüsüyle, farklı seslere sahip gazeteleri kaybetmekten korkuyorum. Bundan 5 yıl sonra bambaşka bir medya ile karşı karşıya olma ihtimalinin, hiç de zil takıp oynanacak bir durum olmadığını düşünüyorum. İyi niyetli olsalar bile yetenekleri, dünya görüşleri ve tecrübeleri sınırlı olan gazetecilerin, yöneticilerin, hak etmedikleri koltuklarda oturacaklarını, o gruba ait olmayanların da ortada kalacağını tahmin ediyorum.
Ne kadar eleştirsem, bazen haksız, yanlış ve yanlı yayın yaptıklarını düşünsem de, medyada Doğan grubunun renklerine ihtiyacımız olduğunu savunuyorum. Doğan'ın başında durduğu uzun, ince yola bakıp 'oh olsun' demenin kimseye faydası olmayacağını da.