Atılgan Bayar atilgan.bayar@aksam.com.tr

kategori2

Dönüm noktası Aydın Doğan'ın demecidir

Dün, 'Biraz geçmişe dönenler, en şedid Turgut Özal muhalefetinin Zafer Mutlu'nun yönettiği Sabah'ta olduğunu ve bir süre sonra toplumsal değişimlere paralel olarak bu muhalefetin nasıl dönüştüğünü hatırlayacaktır. Zafer Mutlu ekolü toplumsal eğilimlere uyumlu bir 'medya idaresi'dir' diye yazmıştım.
Ana tezim, Doğan Grubu'nun içinde bulunduğu durumun sorumlusunun 'hükümet' olmadığı ve bu durumdan çıkışın ekonomik düzlemde devletle gerekli prosedürü yürütürken;  yayıncılık anlamında da yandaş veya karşıt savrulmalar değil, yalnızca gazeteciliğin ilkelerine dönmek olabileceği idi.
Meğer ben bu satırları yazarken, Zafer Mutlu da Fehmi Koru ile konuşuyor ve Doğan Grubu'ndaki yeni kompozisyonun bazı yazarların iddia ettiği gibi 'savaş kabinesi' değil, mesleki bir düzenleme olduğunu anlatıyormuş. Koru'nun dünkü yazısından okuduk:
'Bizim savaşmak niyetimiz yok, hem iyi barışın iyi bir savaştan sonra gerçekleşebileceğini de unutma' cümlesini o mu sarf etti, yoksa ben mi görüşmemiz sonrası zihnimde böyle bir cümle kurdum, bilemiyorum.'
Hürriyet'te Ahmet Hakan'ın yazısının başlığı ise durumu özetliyordu:
'Ne vuruşması birader!'
Manzara aşağı yukarı, Doğan Grubu'nun düştüğü sıkıntılı durumun müsebbibinin 'hükümet' olmadığının, muhalefet ettiği için ceza almadığının; karşısına çıkan müeyyidelerin gazetecilik ve muhalefet etmek dışındaki işlerden kaynaklanan bir 'devlet kararı' olduğunun anlaşıldığını gösteriyor.
Keza, Doğan Grubu bu analizi biraz daha erken yapabilseydi, belki de isyan ettiği cezalara karşı itirazının yanlış bir makama (hükümete) yönlendirilmesini daha erken engelleyebilir ve sorununu devletle çözmeye, prosedürü usulünce daha erken başlayabilirdi.
Demek ki bugüne kadar, Doğan Grubu, gölgelerle beyhude yere savaştırılıyordu.
İşte bu noktada, birkaç gündür basında çıkan; 'savaş kabinesi,' 'vuruşarak çekilme' gibi savaşa destek yorumları da mercek altına alınmalı. Bazı yazarlar 'aman ha gazetecilik dışı kalmayın,' derken, bazıları 'savaşmalı, savaşmalı' diye kendi katılmayacakları bir savaşın narasını atıyordu.
Hatırlarsınız, bu sütunda hükümetten Aydın Doğan'a bir tasfiye listesi verilmediğini bunun spekülasyonunu sürdürmenin, bir taşla iki kuş vurmak isteyenlerin, yani hem Aydın Doğan patronajına hem de hükümete aynı zamanda zarar vermek isteyenlerin arzusu olabileceğini ifade etmiştim.
'Hadi Aydın Doğan olmadı, Ertuğrul Özkök böyle bir listenin olmadığını açıklasın, yazarlarına sahip çıksın' diye bir çağrıda bulunmuştum.
İki gün sonra Aydın Doğan'ın, Ahmet Hakan'a verdiği 'böyle bir liste yok' demecini okuduk.
Bu demeç bir dönüm noktasıdır. Aydın Doğan bu demeci verdiyse, bu listenin nereden çıktığının ve niçin spekülasyonunun uzun zaman sürdürüldüğünün de sorgulayıcısı olmuştur, diye düşünüyorum.
'Savaşalım,' diyenleri de, 'teslim olalım,' diyenleri de dinlemiyor; işini yapıyor olmalı şimdi.

Sedat Ergin başyazar değil

YUKARIDAKI satırları yazarken, Milliyet’in eski Yayın Yönetmeni Sedat Ergin aradı. Önce kendisi hakkındaki analizim için teşekkür etti. Sonra da, maddi bir hatayı düzeltti. Hürriyet’te başyazar olmayacağını, yerinin kendisine gösterildiğini; göbekte, Milliyet’in kendisinden önceki Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz’ın karşısında yazacağını söyledi. Ben yine de, Sedat Ergin’in ‘meslek fetişisti’ yaklaşımının Hürriyet’in yeni kompozisyonunda başyazarlıktan daha tesirli olmasını bekliyorum. Hissiyat benimkisi...



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3