Mevcut Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin görev sürelerinin ne olduğu konusundaki tartışmalar son günlerde yeniden alevlendi.
Bu konunun hukuki bir 'sorun' olmasının nedeni şu:
Anayasa Cumhurbaşkanı'nın 7 yıl için ve bir defalığına seçilebilmesini ve milletvekillerinin de 5 yıl için seçilmesini söylüyordu. 2007 yılında yapılan ve halkoylaması sonucu kabul edilen Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı'nın en fazla iki kez ve 5 yıl için; milletvekillerinin ise 4 yıl için seçilmesini öngördü.
Ancak yapılan bu Anayasa değişikliğinde bir geçici madde yapılıp mevcut Cumhurbaşkanı ve milletvekillerine hangi hükmün uygulanacağı belirlenmediğinden, bu konudaki tartışmalara açık kapı bırakıldı.
Bir görüş, seçildikleri tarihteki mevzuata göre kaç yıllığına seçilmişlerse o sürenin sonuna kadar görev yapmalarının bu kimseler için 'kazanılmış hak' veya 'haklı beklenti' niteliğinde olduğu ve yeni düzenlemenin ancak bunların görev sürelerinin bitiminden itibaren yapılacak seçimlerde uygulanabileceği yönünde.
Benim de katıldığım diğer görüş ise, aksi yönde geçici hükümler bulunmadığı sürece hukuk normlarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren hukuk aleminde hemen etki doğuracağından derhal uygulamaya başlanacağı ve ayrıca, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği gibi kamusal statülerden kazanılmış hak doğmayacağı şeklinde.
Danıştay, Erkan Mumcu'nun başında olduğu ANAP'ın Hazine yardımının kesilmesine karşı açılan davada, başta mevzuata uygun olarak alınan yardımın o seçim dönemi sonuna kadar alınmaya devam edileceğine dair hukuken korunacak bir 'haklı beklenti' veya 'kazanılmış hak' teşkil etmeyeceğine karar vermişti.
Anayasa Mahkemesi ise zorunlu emeklilik yaşını 65'ten 61'e çeken kanuna ilişkin kararında, 'akşamdan sabaha' bir anda değişen 'sürpriz' düzenlemelerle insanların hukuki durumlarını olumsuz yönde derinden değiştiren düzenlemeleri hukuk devleti ilkesine uygun bulmamıştı.
Konumuz açısından bakarsak, TBMM Haziran 2007'de bu Anayasa değişikliğini kabul ediyor ve karar Resmi Gazete'de yayımlanıyor. Temmuz 2007'de Genel Seçimler yapılıyor. Ağustos 2007'de A. GÜL TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçiliyor. Ekim 2007'de ise Anayasa değişikliği halkoylaması sonucu kabul ediliyor ve yürürlüğe giriyor.
O halde Ekim 2007 itibarıyla geçerli olan hukuki duruma göre Cumhurbaşkanı'nın süresi 5 yıl ve iki kez cumhurbaşkanı seçilmek mümkün. Milletvekillerinin süresi ise 4 yıl. Bu hukuki durum yetkili bir merci tarafından iptal edilmediği sürece ve bu konuda yürürlükte başka hüküm de olmadığından mevcutları da bağlar. Ayrıca hem mevcut Cumhurbaşkanı hem de milletvekilleri seçildiklerinde bu Anayasa değişikliği henüz yürürlüğe girmese de TBMM'de kabul edilmiş ve RG'de yayımlanmış haldeydi. Yani mevcutlar 'biz seçildiğimizde böyle bir değişiklik olacağını öngörebilir durumda değildik' diyemezler.
Öte yandan, siyasi boyutta da çok ses getirmiş bir Anayasa değişikliği sonucunda ülke yönetimi için böylesine önemli bir konudaki düzenlemede mevcutlar için geçici düzenleme öngörmeyerek gereksiz tartışmalara davetiye çıkarmanın 'komik' mi, 'dramatik' mi yoksa 'trajik' mi olduğuna bir türlü karar veremiyorum...
Mevcutlar için geçici düzenleme öngörmemenin nedeni unutkanlık ise zaten 'pes' demekten başka tepki gereksiz! Eğer nedeni 'bu sorunu şimdilik halletmeyelim, ilerideki siyasi konjonktüre göre bakarız' anlamında bir 'kasaba kurnazlığı' ise de böylesine bir 'oportünizm' için yine 'pes' demek gerekiyor...
Sorun akut hale gelince topu Yüksek Seçim Kurulu'na atmak 'kolaycılığı' ise sorun çözmemenin de bir tür çözüm olduğuna dair 'Demirelvari' bir çağrışım yapıyor. Üstelik anılan Anayasa değişikliğinde bu hususlara ilişkin kanunla düzenleme yapılacağı açıkça öngörülmüşken...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.