AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-10-01

kategori2

İçinden 'Aşk' geçmeyen kitap

Politika deyince Kürt açılımı, gündem deyince Karabulut cinayeti, gazetecilik deyince ortaokul 1 seviyesinde dedikoduculuk şeklinde seyreden 'twitter'izm, edebiyat deyince ise 'Aşk'tan başka bir şeyin konuşulmadığı bir dönemdeyiz.  Elbette bunları konuşacağız... Ancak tartışmalarımızı sadece belirli birkaç başlığın domine etmesi hayatımızı kurutup, kısırlaştırmıyor mu? Konuşacak başka eser, tartışacak başka düşünce, kayda değer başka olay yok mu? Şu küçük dünyamızda 'hit' aldığımız kadar mı varız?

'Foto Muhabiri: Ara Güler'in Hayatı'nı elime alıp sayfalarını çevirmeye başladığımda, zaten kafamda dönüp duran bu düşünce iyice belirginleşti. Meğer uzun zamandan beri beni hem zenginleştiren, hem eğlendiren sağlam bir portre okumaya hasret kalmışım! 'Foto Muhabiri', Türkiye Cumhuriyeti'nin 80 yıllık tarihini, Ara Güler'in kişisel tarihi ve meşhur hikaye anlatma ustalığıyla demleyen, müthiş akıcı bir kitap...  Yazarı Nezih Tavlaş, önsözde Hasan Şenyüksel'in belirttiği gibi, Uğur Mumcu'nun 'Türkiye'de araştırmacı gazetecilik yapan parmakla sayılacak kadar az gazeteciden biri'.  Ara Güler gibi huysuzluğuyla nam salmış bir figürü, arşivini açmaya ve konuşturmaya ikna etmekle kalmamış; Güler'in söylediklerini günlerce araştırmış, onun bile unuttuğu ayrıntıları (gazete kupürleri, bilet, karne, fotoğraf) arşivden çıkarıp getirmiş... Öyle ki, Ara Bey zaman zaman 'bunu nereden biliyorsun yahu' diye şaşırmış, bazılarını yazmamasını rica etmiş.

WILLIAMS HAMAMDA
Kitap, dönemin en önemli düşünür, işadamı, edebiyatçı, gazeteci, tiyatrocu, sanatçılarının geçit töreni gibi: 

- Ara Güler'in babası Dacat Bey, Beyoğlu'nda Hacopoulo Hanı 16 numarada eczacılık yapar, kendi ürettiği kolonyaları sınıf arkadaşı Ferit Eczacıbaşı'na gönderirdi. (Aile, 1934'teki Soyadı Kanunu'yla nüfus kaydına 'Güler' diye yazdırır). 

- İsmail Cem'in babası, İpek Film Şirketi'nin sahibi İhsan İpekçi, Dacat Bey'in en iyi müşterilerinden biriydi. Dacat Bey, oğulunu çırak olarak yanına almasını rica etti. Ara'nın film tutkusu o zaman başladı...

- İlk çalıştığı cemaat gazetesi Jamanak, daha sonra Yeni İstanbul... Sahibi Habip Edip Törehan, Türkiye'nin Almanya'yla krom ticaretini yönlendiren zengin bir işadamı. 'Babıali'nin sermaye yapısını değiştiren adam' olarak nam salmış, Nazilerle çok yakın ilişkileri olmuş. Törehan'in zenginliği gazetesinin promosyonlarına da yansımış. Gazetenin bir ilanla dağıttığı hediyelerin listesinde şunlar var: Mercedes Benz marka binek otomobili, 2 adet Jawa marka motosiklet, Swissair uçaklarıyla bir kişiye İstanbul-Zürih seyahati ve 15 gün ikamet, 1 adet buzdolabı... (Liste böyle uzayıp gidiyor!)

-  Hürriyet gazetesinde Beyoğlu muhabiri olarak çalışan Ara Güler, Hilton'a gele müşteri listesini karıştırırken 'İhtiras Tramvayı' oyunu daha yeni sergilenen Tennessee Williams'ın ismini görür. Gazeteye söylediğinde 'Adam sen de, biz başka şeylere bakalım' cevabını alır. Fakat Güler Williams'ın odasına çıkar, çat pat İngilizcesiyle konuşur, fotoğraflarını çeker, ahbap olurlar... Gece Güney Park'ta kalabalık bir grupla kafa çekerler. Williams 'Beni hamama götürün' diye tutturur, Ara Bey de Cağaloğlu Hamamı'nı açtırır, usta yazarı da bir güzel göbek taşında fotoğraflar! 

- 1959'da Onassis meşhur yatıyla gelir, Büyükada açıklarına demirler. Ara, bir balıkçı motoru kiralayıp direğine çıkıp fotoğraf çekmeye başlar. Teknede ruj süren bir kadını görüntüler... Bu kadın, dünyaca ünlü soprano Maria Callas, arkasında oturan ise Winston Churchill'dir! Onassis-Callas aşkı bu gezide alevlenir, fotoğraf dünya basınında boy boy kullanılır...
'Foto Muhabiri'ni, (Yayıncı: Fotoğrafevi)  gazetecilikle biraz olsun ilgilenen herkesin mutlaka okuması gerek. Sadece zengin içeriği için değil, teknik ve titiz bir çalışmanın ne demek olduğunu anlamak açısından! Kitabın yazarı Tavlaş, fiilen gazetecilik yapmayı yıllar önce bıraktığı halde, 'gazeteciyim' diye ortalıkta dolaşan, ahkam kesen herkese sessiz ve derin bir ders veriyor... Mesleğe ilk gözümü açtığımda Nezih'le çalışma şansım olduğu, bana bu kadar çok şey öğrettiği ve hala da öğretmeye devam ettiği için ne kadar şanslıyım!