Tuhaf bir macera yaşadım. Lütfen okuyun ama gülmeyin. Çünkü ben uzun süre kendime gelemedim.
Ülkemizde IMF toplantıları yapılacağı belli olduktan sonra, bu yılın başında üç-beş defa IMF ile Dünya Bankası yerel temsilcileri ve Washington'dan gelen teknik uzmanlar ve yönetim kadroları toplantılar yaptılar. Bu toplantılarda davetli olan birçok kişi bu misafirlere yardımcı olmaya çalıştık. Ben dahil birçok basın ve akademik camia mensubu dilimizin döndüğü kadar karşılaşabilecekleri zorlukları nasıl aşacakları konusunda yol gösterdik ve yardım eli uzattık.
Kaldı ki ben hiçbir zaman IMF-Dünya Bankası'na kötü gözle bakan biri de değildim. Her iki kurumda da birçok kıymetli teknik uzman olduğunu bilen ve teknik uzmanların birçok konuda başarılı olduğunu da gören bir kimseydim diye de düşünürdüm. Yani IMF-Dünya Bankası konusunda hiç önyargılı olmadım. Kimseye ayakkabı fırlatma hissim de hiç olmadı.
Ancak bu yılki 2009 İstanbul toplantılarında başıma gelen komik şeylerden sonra farklı düşünmeye başladığımı hissediyorum.
Bilindiği gibi bu toplantılara dışarıdan iki adet grup meslek mensubu önceden müracaat ederek izleyebilir. Biri basın mensupları, diğeri de akademisyenler.
Ben bu iki gruba da mensubum. Bu nedenle 2009 İstanbul IMF-DB toplantıları için internet üzerinden iki müracaat yaptım.
Birincisi, bir basın mensubu olarak basın toplantılarını izlemek için müracaat ettim. Bu toplantılar genelde ana seminer toplantılarından ayrı yerlerde yapılır.
Diğer taraftan da bir akademisyen olarak bilimsel içerikli seminerlere katılmak için de gene internet üzerinden akademik kişiler için verilecek kartı almak için müracaat ettim. Müracaat için gerekli dokümanları tamamladım ve perşembe günü İstanbul'un mükemmel gözüken yeni Kongre Merkezi'ne güvenlikten geçerek girdim. Her şey iyi ve yolunda gözüküyordu.
Ancak beni acı bir sürpriz bekliyordu.
Karşımdaki IMF-DB yetkilisi bana önce bir 'visitor' kartı verdi. Bir akademisyen olarak bu kart ile tüm seminerlere girebiliyordum. Ama basın toplantılarına giremezdim.
Bu kartı aldıktan sonra ikinci müracaatımın konusu olan basın kartını almak üzere yandaki basın bölümüne müracaat ettim.Yan bölümde bana 'visitor' olarak giriş kartı alan akademik birinin, basın girişi kartı alarak basın toplantılarına da girme hakkını elde edemeyeceği anlatıldı.
Yani IMF-Dünya Bankası kurallarına göre bir kişi hem akademisyen hem de basın mensubu olamazdı. Hem basın toplantılarına hem de seminerlere katılamazdı. Dolayısı ile orada görevli olan IMF-DB görevlisi bana ya 'basın' kartını alıp sadece basın toplantılarına ya da 'visitor' kartını alıp sadece akademik seminerlere girebileceğimi tebliğ etti.
Yani IMF-DB kurallarına göre bir insan hem akademik hem de basın mensubu olamazdı.
Böylece acı bir ders aldım. IMF-Dünya Bankası kabaca dünyanın ücra köşesindeki 'Muz Cumhuryetlerindeki tuhaf bürokrasiler' gibi idi. Bir insanın iki işi birden yapabileceğine inanmıyordu, izin de vermiyordu. Bunun nedenini de saçma bir şekilde 'güvenlik' olarak açıklıyordu.
Oradan oraya gittim geldim, bana yardımcı olacak bir yönetici bulunamıyordu. Dört saat uğraşıp kan ter içinde kaldıktan sonra bürokrasi ile uğraşmaktan vazgeçtim ve Kongre Merkezi'ni terk ettim.
Kendimi 'sömürge yöneticilerinin mantıksız bürokrasisi' ile uğraşıyor gibi görmüş ve sıkılmıştım! Yapılacak bir şey yoktu.
Patron-gazeteci ilişkisi üzerine bir eski fotoğraf çözümlemesi