Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Yunanistan'ın 'Türkleri' AEK

Yunanistan takımı AEK'ya 'Türkosporo' yani 'Türk tohumları' deniyor. İstanbullu Rumların kurduğu AEK, takımın ezeli düşmanı Panathinaiokos'u Türk bayrakları asarak karşılıyor. İspanyol takımı Deportiva La Coruna, Barbaros'un torunu... İşte yeşil sahalarda etnik kimlik ve siyaset sorunu
Bursaspor - Diyarbakırspor maçında yaşananlar herkesin yüreğini ağzına getirdi. Çünkü toplumsal yangına dönüşebilecek bir kıvılcım, tribünlerden alev alabilirdi. Bursasporluların 'PKK dışarı' sloganı, Diyarbakırspor'un giderek artan etnik söyleme tepki olarak ligden çekilmeye kalkması, Futbol Federasyonu'nu hemen harekete geçirdi. Tedbirler paketi düşünüldü, ricalar edildi. Ve 'şimdilik' statlarda sulh sağlandı. Peki, yaşamın her alanında kamplaşmanın olduğu Türkiye'de, neden en azından futbol sahalarında birlik ve beraberlik tablosu çizemez? Tarihten meşin yuvarlağın peşinden koşanların birlik ve beraberlik hikayesini anlatalım. Hem de bu işe en sert muhalifimiz bilinen bir ülkeden başlayalım. Yunanistan'dan.

AZINLIK TAKIMLARI
1923'te imzalanan Lozan Anlaşması'nın ardından yapılan mübadele yani nüfus değişiminde Anadolu'da yaşayan Rumlar Yunanistan'a, Yunanistan'da yaşayan Türkler ise Türkiye'ye gönderildi. Mübadele anlaşmasında sadece bir şehir, İstanbul ayrı tutuldu. Hükümet ticaret burjuvazisi Rumların elinde olduğu için İstanbullu Rumları Anadolulu Rumlardan ayrı tuttu. Ancak İstanbullu Rumların büyük kısmı Anadolu'da yaşayan Rumlar gibi bir gün yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sökülüp atılma korkusuyla Yunanistan'a göç etti. Gidenler arasında İstanbul ligi takımları Beyoğluspor ve Kurtuluşspor futbolcuları vardı. (İstanbul liginde Ermenilerin Taksimspor, Rumların Kurtuluşspor, Beyoğluspor ve de Musevilerin Maccabi isimli takımları vardır ve hikayeleri oldukça renklidir.)

KURTULUŞLU FUTBOLCULAR
İzmir'den Yunanistan'a giden Rumların kurduğu Panenion takımı, İstanbul'dan giden Rum futbolcuları da bünyesine kattı. Ama Peralı ve Kurtuluşlu olan bu futbolcular, başka bir çatı altında kendilerini ifade etmeliydi. Önce Kostas Spanuidis başkanlığında dernek kuruldu. Derneğin Kuruluş  Sözleşmesi'nin ilk maddesi şöyleydi: 'Derneğin amacı  her türlü İstanbullu sporcunun aynı çatı altında toplanmasıdır. Topluma, vatanına karşı her türlü sorumluluğu yerine getirebilme yeteneğine sahip cesur ruhların, sağlam karakterlerin üyesi olacağı tüm İstanbullu sporcuların bir arada, aynı çatı altında birleşmesi amacıyla kurulmuştur.'
 
İSİM VE RENK İSTANBUL'DAN 
Derneğin üyelerinin hemen hepsi İstanbullu Rum gençlerdi: Emilios İonos, Kostas Dimopulos, Miltos İeremiadis, Menelaos Karacieris, Meneleos İonas, Timoleon Tagaris. Spanudis aynı zamanda başkanlığı aldı. Derneğin ismi konusunda herkes hemfikirdi. AEK (Athlitiki Enosi Konstantinopoleos) Yani,  İstanbul Spor Birliği. Aynı yıl futbol kulübünü de kurdular. Amblemleri ve renkleri İstanbul'u  çağrıştırıyordu. Beyoğluspor'un renkleri olan sarı-siyah AEK'nın da renkleri oldu. Metropolos sokağındaki ilk ofislerini, Atina Üniversitesi'nde profesör olan, mübadil bir İstanbullu Nikos Eleopulos vermişti.

NİKOS GURAMS STADI
Stadlarını yapma hikayeleri de oldukça ilginç. 1926'da İ. Hrisafi'nin önderliğinde AEK için gelecekte spor salonu olacak N. Filedaifia semtinde (Atina) ağaçlık bir alan almayı başardılar. Bir gece AEK oyuncuları ve taraftarları toplam 100 kişi, ellerinde kazma kürek toplanıp sabaha kadar ay tüm ağaçları köklerinden söktüler. Ardından boş alana spor sahası şekli verip, etrafına kendi evlerinden artan malzemelerle geçici bir duvar ördüler. Geri kalan tüm kısımlar tahta çit yapıldı. 1930'da resmen açılana kadar kocaman bir futbol sahasına dönüşmüştü alan. 1950'de yedek kulübeleri inşa edildi. Böylece adım adım ilerleyerek günümüzdeki 25.000 kişilik (şimdilerde yeniden inşa edilen) Nikos Gumas Stadı'na dönüştü.

SAHADA 'TÜRK TOHUMLARI' 
Bu arada Atina'da Palio Faliro semtine yerleştiler. (Bugün bile Faliro'ya gitseniz kendinizi İstanbul'da gibi hissedersiniz.) Yunanlılar bu yeni misafirlerden pek hoşnut olmadı. Kısmen Rumca kısmen Türkçe konuşan bu yeni misafirlere bir isim taktılar. Türkosporo! Yani 'Türk tohumu'. Bu lakap İstanbul'dan göç eden Rumlar için ilk yıllarda hep kullanıldı. Şimdilerde pek kullanılmıyor. Ama tribünlerde AEK'nın rakipleri- ni kızdırmak için ağır küfürler eşliğinde bu lakabı kullanıyorlar. Özellikle bizdeki üç büyükler gibi olan Atina'nın diğer iki takımı Olimpiakos ve Panathinaiokoslu taraftar grupları her ezeli rekabette AEK'ya 'Türk tohumları' diye bağırıyor.
AEK'nın taraftar grupları Gate 21 ve Original, 'Türk tohumları' tezahüratına Türk bayrağı asarak; 'Türküz ve Türk gibi güçlüyüz' diye cevap veriyorlar. İki yıl önce oynanan Türkiye-Yunanistan milli maçında, Türkiye'yi alkışlayan ve çıkışında Panatinaiokoslu taraftarla kavga eden yine AEK'lılardı. Türk Milli Takımı'na küfürlü sataşmaya izin vermemişlerdi. Tribünde Türk bayrağı açan sadece AEK mı? İspanya'nın Galicia bölgesi takımı Deportivo La Coruna da Türk sevgisiyle biliniyor. Bu sevgi Barbaros Hayrettin Paşa'nın Galicia'ya seferleri sırasında, Galicialı gençlerin ona verdiği desteğe dayanıyor. Vigolular, bu Türk sevgisinden dolayı La Coruna'ya 'Türkler' adını takmışlardı. Yıllar sonra kurulan Deportiva La Coruna da 'Türkler' olarak anılmaya başladı. Deportivolular bu isme sahip çıktılar. Statlarını Türk bayrağıyla donatmaya başladılar. Ayrıca kendilerine Türk diye sataşanlara da 'Evet Türk gibi güçlüyüz' diye yanıt verdiler. La Corunalıların, Türk karşıtlığıyla bilinen Yunan Panatinoikos takımıyla yaptığı maçta rakibi demoralize etmek için stadı Türk bayraklarıyla donattı. 20 metreyi aşan dev bir Türk bayrağı da ateşli De Portivo taraftarlarının elinde dalgalanıyordu. Şaka gibi gelecek ama ezeli rakipleri Celtalılar maçlarda De Portivolulara 'Türkler dışarı' diye bağırınca onlarda var güçleriyle cevap veriyorlar. 'Yaşa Türkiye! En Büyük Türkiye!'

BİR GÜNDE 43 KİŞİ ÖLDÜ
Kayserİ Stadı'nda 17 Eylül 1967'de oynanan Kayserispor - Sivasspor maçı tam bir faciaya dönüştü. Sivas'tan maçı izlemeye gelen yaklaşık 3 bin taraftar maçın başından itibaren Kayserisporlu taraftarlarla atışıyordu. 20. dakikada Kayserispor'un kazandığı gol, gerginliği giderek arttırdı. Dışarıya çıkmaya çalışan taraftarlar feci şekilde ezildi. Tüm gün süren olaylarda 43 kişi öldü, 500'den fazla kişi yaralandı. Olaylar iki komşu kente sıçradı. Bir gün içinde Sivas'ta Kayserililere ait 13 dükkan ve bir otel yerle bir edildi. Kayserililer Sivas'tan uzaklaşmaya başladı. Kimse belki dillendirmiyor ama bu vahşetin altında biraz da henüz yeni yeni yeşeren Alevi-Sünni gerginliği yatıyordu. Yani Kayseri'de yaşanan futbol vahşetinin altında mezhep kavgasının da payı vardı.

POLİTİK TRİBÜNLER
2000'DE Galatasaray-Antalyaspor Federasyon kupa finali, Diyarbakır'da oynanıyordu. Diyarbakırspor'lu taraftarların oturduğu tribünlere asılan, 'Seni Severiz, seni seveni de severiz' pankartı, bugüne kadar gelen fitili ateşleyen slogan oldu. Abdullah Öcalan'ın Galatasaray taraftarlığına gönderme yapan bu 'işgüzar' pankart Diyarbakır'ı diğer taraftar grupları içinde mimledi. 1980 öncesi Diyarbakır'la  oynadıkları her maçları olaylı geçen ülkücü Elazığlılar, Diyarbakır'ı o zamanlar komünist olmakla suçlamıştı.

Politik tribünler deyince elbette Beşiktaş taraftar grubu 'Çarşı'dan bahsetmeden olmaz. Hemen her siyasal gelişmeye bir slogan üretmeyi başaran Çarşı grubu neredeyse politik bir grup gibi çalışıyor. Tribünlerde sol rüzgar estiren sloganları 'Çarşı Faşizme Karşı', 'Çarşı Nükleer Santrala Karşı', 'Adam Gibi Adam ATAM' bütün futbolseverlerin aklına yer eden sloganlar oldu. Sol bir grup olsalar da tüm kapalı tribünü boydan boya kaplayan 'Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez' pankartı unutulmayanlar olarak belleklere kazındı. Birlik söylemine karşı Çarşı da etnik ayrımcılığa maruz kaldı. Tribün lideri Alen Markaryan'ın Ermeni asıllı bir yurttaşımız olması Ankaragücü'nün 'Gecekondu' tribün grubuna sevimsiz bir ilham vermişti. Gerilimli bir Ankaragücü-Beşiktaş maçında 19 Mayıs tribünlerinin Gecekondu bölümü yankılandı: 'Ermeni Çarşı'ya Ankara'da Soykırım!' Çarşı bu ırkçı sataşmaya yine mizahla cevap verdi. 'Gecekondu Yıkılsın Toplu Konut Yapılsın'.
Son günlerin politik nostaljisi Adana Demirspor - Livorno birlikteliğinden hiç söz etmeyeceğim; çok yazıldı. Ama çeşitli politik taraftar gruplarını yazalım. Galatasaray'ın Tek Yumruk , Fenerlilerin sol tribünleri olan FenerbaCHE. Ayrıca sol tribün forumu olan Forza Livorno'yu da unutmayalım.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3