AKŞAM GAZETESİ | Esin Gedik | 2009-10-04

kategori2

IMF, dünya barışını korumaya soyundu

Ekonomik krizin IMF'ye olan ilgiyi artırdığı bilinen bir gerçek. Özellikle G-20 zirvesinin ardından IMF'nin kaynaklarının artırılması, dünya ekonomisinde daha fazla söz sahibi olması gerektiği kararlaştırıldı. Bu nedenle İstanbul'da yapılacak olan IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantılarına olağanüstü bir ilgi söz konusu. Toplantıya 200'ye yakın ülkenin üst düzey yetkililerinin katılacağı açıklandı ki geçmiş toplantılara oranla ciddi bir rakam. 


IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn'ın da keyfi yerinde. Gittiği her yerde protesto edilmesini, Bilgi Üniversitesi'nde ayakkabılı protestoyu 'Ben de sosyalistim' diyerek karşılıyor. IMF'nin kapısını çalanların artması, yeni kaynaklar sağlaması Kahn ve ekibinin güvenini artırdı. Hatta Kahn, IMF'nin 'dünya barışına' katkıda bulunduğu dahi söyledi. Kahn, 'Ekonomik istikrarsızlık sosyal huzursuzluğa yol açar, bunlardan da iç ve dış savaşlar çıkar. Ekonomik ve mali istikrarı sağlayarak barışın sağlanmasına destek olma görevi IMF için yeni bir görev değil, kuruluşunda verilen bir görev olarak yeniden karşımıza çıkıyor' diyor. Bir zamanlar IMF ile görüşmek, borç almak prestij kaybıyken şimdi kurumdan yardım talep eden ülkelerin sayısı giderek artıyor. IMF, krizle birlikte bugüne kadar 100 milyar doları aşan bir kaynak sağladı. İzlanda, Meksika ve Polonya'nın ardından Belarus, Macaristan, Pakistan Sırbistan ve Ukrayna yardım aldı. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan da görüşmeleri sürdürüyor. Kahn, bu durumu 'IMF ile görüşme konusunda yaşanan utanç kayboldu. Bu, kısmen de olsa bir başlangıç' olarak yorumluyor.


Gündemdeki bir diğer konu da IMF'nin işleyişinin değiştirilmesi. Yönetiminde dünyanın en güçlü ülkelerinin söz sahibi olduğu IMF, artık diğer ülkelere de daha fazla söz hakkı vermeyi planlıyor. Hatta sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerin de iyileştirileceği söyleniyor.
Peki bu değişiklik, kurumun işlevini değiştirecek mi? Bu konuda iki ayrı görüş var. Bazıları değişimin olumlu olacağını belirtirken bir diğer taraf, 'IMF, ülkelerin zenginleşmesi, daha iyi yaşam koşulu için hareket etmiyor. Zor durumda olan bir ülkeye kaynak veriyor ve daha sonra da bu kaynağın tahsilini garanti altına alacak politikalar belirliyor. Dolayısıyla temelde yapı değişmeyecek' diyorlar.


Araştırmalar da ikinci görüşe sahip olanların haklı olduğunu gösteriyor. IMF politikalarını uygulayan 89 az gelişmiş ülkenin 1965'ten 1995'e kadar ki ekonomik büyümesi incelenmiş ve bilindik sonuçlar görülmüş. Bu ülkelerden 48'i, borç aldığı yıla göre milli gelir açısından bir ilerleme kaydetmemiş, bu 48 ülkeden 32'si daha da fakirleşmiş, bu ülkelerden 14'ünün ekonomisi borç aldığı yıla oranla en az yüzde 15 küçülmüş! IMF, küçük makyaj darbeleriyle dünyaya daha şirin görünmeyi başarabilicek göreceğiz.