AKŞAM GAZETESİ | Barış Kocaoğlu | 2009-10-04
Mahsun Kırmızıgül imzalı Güneşi Gördüm filmi geçtiğimiz yıllarda Üç Maymun, Takva, Vizontele Tuuba gibi filmlerin de geçtiği yoldan ilerleyerek Oscar aday adayı oldu. Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran bu olay kimi çevrelerce eleştirildi kimi çevreler de artık sinema konusunda rüştünü ispatlayan Mahsun'a alkış tuttu. Bence bu olayın iki bakış açısı var. İlki ne olursa olsun kim ne derse desin Mahsun'un Beyaz Melek'ten sonra büyük yol kat edip, başarılı bir işe imza atması. Bugün hak ettiği yerde olduğu da söylenebilir. The Godfather filminin yönetmeni Francis Ford Coppola, Güneşi Gördüm filmini izleyenler arasında. Terminatör ve Temel İçgüdü filmlerinin yapımcısı Mario Kasar ise filmi çok beğendiğini söylemiş. Tüm bunlar Türk Sineması adına çok olumlu adımlar. Öteki yandan Mahsun Kırmızıgül için bir devrim niteliği taşıyan Oscar yolunda, eğer başarı elde edilirse Türkiye'de sinema adına çok şey değişecek. Avrupalılar'ın büyük sevgilisi haline gelen Nuri Bilge Ceylan'ın geçtiğimiz yıl Cannes'dan ödülle dönen Üç Maymun filminin Oscar'dan eli boş dönmesinden sonra Mahsun'un elde edeceği başarı sanat filmi - piyasa filmi tartışmasının fitilini yeniden ateşleyecek. Dün Mahsun'a türkücü diyenler bugün 'büyük sinemacı' kimliğini ona elleriyle teslim edecek. Ben tüm bu tartışmaların yaşanması yerine sinemamızın adının duyulmasına sevineceğim. Çekim teknikleri, artan bütçeler ve gişe rakamları ile artık bir endüstri haline gelmekte geç kalan sinemamızın bir adım daha atmasından mutluluk duyacağım. Bence herkesin eleştirmeden önce bu noktaları dikkate alması sonra iyi ya da kötü adım atması gerekir.
Benzer bir ön yargıyı bu yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali jürisini eleştirenlerde de görüyorum. Yavuz Bingöl, Nurgül Yeşilçay gibi isimlerin jüri üyesi olmasından rahatsız olanlar var. Türkan Şoray'dan el alarak büyük işlere imza atan Nurgül Yeşilçay'ı 'dünün oyuncusu' diyerek eleştirmek bana doğru gelmiyor. Mahsun'un yönetmenliği gibi Yavuz Bingöl'ün de sinemadaki başarısı azımsanacak cinsten değil. O yüzden son sözüm; önce yapın, sonra eleştirin.
Haftaya görüşmek üzere...