AK Parti'nin hafta sonu Ankara'da yaptığı 3'üncü parti kongresinin yankıları sürüyor.
Yorumcuların çoÄŸu, BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'ın 'tek adam' hakimiyetine ya da kongre konuÅŸmasına serpiÅŸtirdiÄŸi Ahmet Kaya, Said-i Nurdi ya da Sabahat Akkiraz gibi 'sembollere' takmış durumda.
Fırsat bu fırsat, herkes kendi Türkiye mozaiÄŸi listesini yapıyor. CHP lideri Deniz Baykal ve MHP'liler, mozaik meselesine girmeyi reddediyor. Gazetelere göre Baykal da bu konudaki bir soruya 'tebessümle' cevap vermiÅŸ. MHP'liler mozaik konusunda, Alparslan TürkeÅŸ'in hala akıllarda kalan o meÅŸhur cevabının da etkisiyle olacak, 'Mozaik yok; Türk milleti var' demiÅŸ.
İyi de, bunlar çeliÅŸen kavramlar deÄŸil ki! Türkiye'nin bir kültürler ve kimlikler bütünü olduÄŸu aÅŸikar. Muhalefet neden 'mozaik', 'altkültür', 'kimlik', 'farklılık' gibi sözcüklerden bu kadar alerji kapıyor anlayamıyorum. Bugün birkaç istisna dışında dünyanın her yerinde ulus-devlet modeli, eÄŸer demokrasi ise ancak farklılıkların kabul gördüÄŸü mozaik modeli sayesinde baÅŸarılı olabiliyor. Bu liberal bir yorum deÄŸil; dünya konjonktürünün resmi. KeÅŸke MHP ve CHP, bu anlamda sadece tribünlere oynamak deÄŸil 'tarihin doÄŸru cephesinde olmak' gibi bir gayret içinde olsa.
Mozaik meselesi ve ErdoÄŸan'ın konuÅŸmasının satır satır açılımlarını bir kenara bırakırsanız, kongrenin gerçek anlamda siyasi analizi pek az. Nedir bu MKYK'nın anlamı? Parti içinde nasıl rüzgarlar esiyor? Kimler mutlu, kimler hayal kırıklığı yaşıyor? Parti üst yönetiminde 17 ismin deÄŸiÅŸmiÅŸ olmasının ideolojik boyutu var mı?
Bu soruların cevaplarını, Ankara'daki meslektaşlara bırakıyorum. Benim kongreden anladıklarım ise şunlar:
- BaÅŸbakan ErdoÄŸan, her ÅŸeye raÄŸmen Kürt meselesi ve demokratik açılımda geri adım atmadı: Kongre konuÅŸması, 'daÄŸ fare doÄŸurdu', 'içeriÄŸi boÅŸ' gibi eleÅŸtirileri geçersiz kılıyor. ErdoÄŸan aynı rotada gidiyor, söylem de bunu destekliyor. Kürt sorununda devlet katında topyekun bir deÄŸiÅŸim yaÅŸanıyor. Geri dönüÅŸü yok.
- Artık AKP içi ideolojik farklar önemsizleÅŸti: Eskiden kongrelerden sonra 'Milli GörüÅŸçüler arttı' ya da '3 liberal 2 muhafazakar geldi' gibisinden AKP içinde olan biteni eski ÅŸablonlarla yorumlamaya çalışırdık. Artık bu kategoriler geçerliliÄŸini yitirdi. Üç nedeni var: iktidarda olmanın cazibesi herkesi bir potada eritiyor, ErdoÄŸan tek adam. Parti merkeze yakınlaÅŸtı.
- Çankaya ve seçim senaryoları gölgesi: Hafta sonu ortaya çıkan MKYK ve ardından atanacak genel baÅŸkan yardımcılarını, 2011'deki genel seçim ve 2012'de Çankaya'da nöbet deÄŸiÅŸiminden ayrı düÅŸünmek mümkün deÄŸil. Bu kongre, seçim için starttı. BaÅŸbakan kongrede 2011'de son kez milletvekili adayı olacağını açıkladı. Bu durumda oluÅŸturduÄŸu MKYK, partiyi seçime götürecek ve 2012'de ErdoÄŸan'ın Çankaya'ya çıkması halinde 'BaÅŸbakan Abdullah Gül' ile çalışacak AKP'dir.
- ErdoÄŸan hala karizmatik: ErdoÄŸan'ın tek aday olduÄŸu ve tüm delegelerin oyuyla seçildiÄŸi kongreyi parti içi demokrasi açısından eleÅŸtiren yazarlar haksız deÄŸil. Ancak maalesef bu Türkiye'deki o tanıdık otoriter siyasi kültürün bir uzantısı; CHP ve MHP'de durum farklı deÄŸil. DiÄŸer taraftan, 7 yıldır iktidarda olmasına karşın Tayyip ErdoÄŸan Türk siyasetinde yegane belirleyici unsur olmaya devam ediyor. 81 ilden gelen delegenin sergilediÄŸi coÅŸku, Tayyip ErdoÄŸan'ın hala siyaset arenasındaki en etkili lider olduÄŸunun hatırlatmasıydı.
Emekli Sandığı'ndan emekli olup, ikramiye alamayanlara müjde!