AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-10-06
Cumartesi, sabahın 11:00'i ve İstanbul Modern'in girişi inanılmaz kalabalık. Her kılıktan, her profilden öğrenci akın etmiş. Başı örtülüsü, açığı, kızı, erkeği hepsi bir arada. Gençlerin modern sanata ilgisi mi bu kadar yüksek, yoksa Bienal mi çok popüler bilemiyorum, fakat Bienal ziyaretçilerinin hafta içi rakamı 1000'e ulaşmış.
Bu yıl 11'incisi yapılan Uluslararası İstanbul Bienali'nin en konuşulan işlerinden biri; Antrepo 3'ün girişinde ziyaretçileri karşılayan Canan Şenol'un 'Çeşme'si... Bir grup üniversite öğrencisi, basın mensubu ve Bienal sponsoru Koç Holding'in temsilcileri ile birlikte memelere bakıyorduk ki Ali Koç, 'Sanatçının kendi memeleri mi?' diye sordu ve grubumuza rehberlik eden Merve Elveren, kendisini doğruladı. Bunun üzerine hepimiz memelere biraz daha yakından baktık, damlayan sütün sesini duymaya çalıştık ve modern sanat ile 'lohusa'lığın bileşimine odaklandık.
EMZİRME HAFTASI
Bienal yüzünden mi bu kadar ilgimi çekti bilmiyorum (algıda seçicilik), hafta sonu ekranlarında anne sütünün mucizelerine dair ne çok program olduğunu gördüm ve şaşırdım. Üstelik izleyici sorularından anlaşılıyor ki, anne olan veya anneliğe hazırlananlar bu konuda hayli bilinçli ve doktorların her dediğini yapmaya hazır. Ne mutlu. Uzmanların, 'Yeni doğan bebeğe ilk 6 ay su bile vermeyin, sadece emzirin' diyor olması, Bienal'in 'İnsan neyle yaşar?' sorusuna Canan Şenol'un verdiği cevabın ne kadar isabetli olduğunu da ispatlıyor.
1992'den beri, Ağustos'un ilk haftası tüm dünyada 'Emzirme Haftası' olarak kutlanıyor. İyi de oluyor. Çünkü Unicef tahminlerine göre; her yıl 1,3 milyon çocuk, yaşamının ilk altı ayında yalnız anne sütüyle beslenememe nedeniyle ölüyor.
HORMONLAR ve PET REYONU
Çocuğum olmadığı için 'emzirme haftası' etkinliklerini kişiselleştiremedim. Gerçi uzmanların dediğine göre; emzirmek için anne olmaya gerek yokmuş. Çocuğu olsun olmasın, bir kadın ısrarla emzirdiği takdirde, hormonlar harekete geçiyor ve süt gelmeye başlıyormuş. 'Süt nine' geleneği de bunun ispatıymış zaten.
Bu çok ikna edici bilgiye rağmen benim payıma düşen hafta sonu aktivitesi, 'Hayvanları Koruma Günü' oldu. Bu çerçevede Migros'u da kutlarım; 'Pet reyonlarında %50 indirim' ilanı çok yerinde bir şenlik daveti gibiydi. Raflarda kalan bilumum köpek aksesuarını yarı fiyatına alabilmek için epeyi mücadele verdim. Sonuç olarak bir torba dolusu gırtlak, kafa derisi, akciğer, kuyruk, paça ve penisle eve döndüm. Gayet vahşi bir alışveriş listesi gibi görünüyor olabilir ama malumunuz, ev hayvanları bu tür yiyeceklere doğal yollardan ulaşamıyor.
KEDİ ve JAPON SÜTANNE
Nihayetinde, 'Emzirme Haftası', 'Hayvanları Koruma Günü' ve Bienal'in 'İnsan Neyle Yaşar?' sorusunu harmanlayan, son derece ilginç bir video izledim Facebook'ta.
Olay yeri: Bir Japon televizyonu
Olayın kahramanları: Genç bir Japon kadın ve yeniyetme bir tekir
Elinde mikrofonla olaya şahitlik eden Japon muhabirin kahkaha ve çığlıkları arasında gelişen olay ise şöyle: Genç Japon kadın kameralar önünde tekiri emziriyor... Yanlış okumadınız, kadın kediyi emziriyor. Ve kedi büyük bir iştahla memeye yapışıyor. Bir daha da bırakmıyor. Belli ki kedi bunu hep yapıyor ve buna bayılıyor! Anlayacağınız Japonlar bunu da yapmış. Akla zarar televizyon şovları deyince, Japonların eline kimse su dökemez zaten sevgili okur. Bünyeyi sarssa da, küçücük kızların pavyon şarkıcısı edasıyla döktürdüğü 'sevecen televizyon şovları'ndan daha masum gene de.