AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-10-06
AK Parti'nin hafta sonu Ankara'da yaptığı 3'üncü parti kongresinin yankıları sürüyor.
Yorumcuların çoğu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'tek adam' hakimiyetine ya da kongre konuşmasına serpiştirdiği Ahmet Kaya, Said-i Nurdi ya da Sabahat Akkiraz gibi 'sembollere' takmış durumda.
Fırsat bu fırsat, herkes kendi Türkiye mozaiği listesini yapıyor. CHP lideri Deniz Baykal ve MHP'liler, mozaik meselesine girmeyi reddediyor. Gazetelere göre Baykal da bu konudaki bir soruya 'tebessümle' cevap vermiş. MHP'liler mozaik konusunda, Alparslan Türkeş'in hala akıllarda kalan o meşhur cevabının da etkisiyle olacak, 'Mozaik yok; Türk milleti var' demiş.
İyi de, bunlar çelişen kavramlar değil ki! Türkiye'nin bir kültürler ve kimlikler bütünü olduğu aşikar. Muhalefet neden 'mozaik', 'altkültür', 'kimlik', 'farklılık' gibi sözcüklerden bu kadar alerji kapıyor anlayamıyorum. Bugün birkaç istisna dışında dünyanın her yerinde ulus-devlet modeli, eğer demokrasi ise ancak farklılıkların kabul gördüğü mozaik modeli sayesinde başarılı olabiliyor. Bu liberal bir yorum değil; dünya konjonktürünün resmi. Keşke MHP ve CHP, bu anlamda sadece tribünlere oynamak değil 'tarihin doğru cephesinde olmak' gibi bir gayret içinde olsa.
Mozaik meselesi ve Erdoğan'ın konuşmasının satır satır açılımlarını bir kenara bırakırsanız, kongrenin gerçek anlamda siyasi analizi pek az. Nedir bu MKYK'nın anlamı? Parti içinde nasıl rüzgarlar esiyor? Kimler mutlu, kimler hayal kırıklığı yaşıyor? Parti üst yönetiminde 17 ismin değişmiş olmasının ideolojik boyutu var mı?
Bu soruların cevaplarını, Ankara'daki meslektaşlara bırakıyorum. Benim kongreden anladıklarım ise şunlar:
- Başbakan Erdoğan, her şeye rağmen Kürt meselesi ve demokratik açılımda geri adım atmadı: Kongre konuşması, 'dağ fare doğurdu', 'içeriği boş' gibi eleştirileri geçersiz kılıyor. Erdoğan aynı rotada gidiyor, söylem de bunu destekliyor. Kürt sorununda devlet katında topyekun bir değişim yaşanıyor. Geri dönüşü yok.
- Artık AKP içi ideolojik farklar önemsizleşti: Eskiden kongrelerden sonra 'Milli Görüşçüler arttı' ya da '3 liberal 2 muhafazakar geldi' gibisinden AKP içinde olan biteni eski şablonlarla yorumlamaya çalışırdık. Artık bu kategoriler geçerliliğini yitirdi. Üç nedeni var: iktidarda olmanın cazibesi herkesi bir potada eritiyor, Erdoğan tek adam. Parti merkeze yakınlaştı.
- Çankaya ve seçim senaryoları gölgesi: Hafta sonu ortaya çıkan MKYK ve ardından atanacak genel başkan yardımcılarını, 2011'deki genel seçim ve 2012'de Çankaya'da nöbet değişiminden ayrı düşünmek mümkün değil. Bu kongre, seçim için starttı. Başbakan kongrede 2011'de son kez milletvekili adayı olacağını açıkladı. Bu durumda oluşturduğu MKYK, partiyi seçime götürecek ve 2012'de Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması halinde 'Başbakan Abdullah Gül' ile çalışacak AKP'dir.
- Erdoğan hala karizmatik: Erdoğan'ın tek aday olduğu ve tüm delegelerin oyuyla seçildiği kongreyi parti içi demokrasi açısından eleştiren yazarlar haksız değil. Ancak maalesef bu Türkiye'deki o tanıdık otoriter siyasi kültürün bir uzantısı; CHP ve MHP'de durum farklı değil. Diğer taraftan, 7 yıldır iktidarda olmasına karşın Tayyip Erdoğan Türk siyasetinde yegane belirleyici unsur olmaya devam ediyor. 81 ilden gelen delegenin sergilediği coşku, Tayyip Erdoğan'ın hala siyaset arenasındaki en etkili lider olduğunun hatırlatmasıydı.