Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Medya patronu dediğin işte böyle olmalı

Yıllardır yöneticilerine ve etkili yazarlarına sağladığı maddi imkanlarla efsaneleşen S.I. Newhouse, uzun süre ekonomik krizin etkilerine ve dergicilik piyasasındaki reklam gelirinin düşüşüne karşı direndi. Medya patronluğunu çıkarttığı dergilere sevgi vererek yapan Newhouse, yaratıcı insanların maddi olarak çok sıkıntıya sokulmazsa sonucun şirketi için de iyi olacağını hep savundu, hep bunu uyguladı.

Yakın zamana kadar durum böyleydi. Ama Newhouse bile ekonominin gerçeğine fazla dayanamadı. Bazen harcamalar konusunda hayli abartılı davranan editörlerin çalıştığı Conde Nast şirketinde masrafları kısmaya karar verdi.

Şirkete Mckinsey and Co. adlı mali danışmanlık şirketini soktu. Şirketin muhasebecileri nerelerde masraflar kısılabilir diye aylardır çalışıyorlardı.
Bu durum 'Vogue dergisinin editörü Anna Wintour da acaba bundan sonra işten eve metroyu kullanarak mı gidecek?' türünden alaycı sözlerin ortaya atılmasına neden oldu.

Halbuki patronun kafası bu tür konularda son derece netti. 'Dergisinde lüksü ve lüks yaşam stilini anlatan bir markanın yayın yönetmeninin sadece masraf kısılacak diye basit gösterilere girmesi, sonuçta hem dergiye hem de şirkete zarar verir' diye düşünüyordu. Ama bu arada bazı personel indirimlerine de yeşil ışık yaktı.

Patronu benim gözümde büyüten ve bu yazıyı yazmama yol açan bunlar değildi. Bu olan biten normaldi ve bazı personel indirimi de belki kaçınılmazdı, Ama patron başka bir karar daha aldı.

Mali danışmanlık şirketinin elemanları masraf kısılması araştırmasına, şirket içinde başlayınca her derginin yayın yönetmenini tek tek çağırdılar ve onunla masaya oturdular. Patron buna uyulması için hepsine talimat verdi. Sadece bir tanesi hariç. New Yorker dergisi tüm bu sürecin dışında tutulacaktı. Bir tek derginin yayın yönetmeni David Remnick masraf kısma zorunluluğundan muaftı. Patron bunu arzuluyordu.


Bu mühiş bir karar. Tarihe geçecek bir tavır. Bu, patronun kaliteli içeriğe ne kadar önem verdiğinin ve kendi kalitesinin bir göstergesi.
Okuyucularım hatırlayacaktır; ben bu köşede sık sık bu New Yorker dergisini anlatmışımdır. Derginin  tarihteki önemine ve bir yazar mabedi olarak var olmasına dikkat çekmişimdir.

Bu dergi daima önemli yazarlara ihtimam gösterdi, onlara sayfa kısıntısı hiç getirmedi, egolarını hep güzel tuttu, yazarına daima iyi paralar ödedi. Durum böyle olunca en kaliteli, en ilginç, en konuşulan yazılar daima bu dergide yayınlandı. Derginin tüm arşivi bende var. Zaman zaman bilgisayarımda açar, çok eski bir makaleyi sadece keyif olsun diye okurum. İyi yazar diye kim aklınıza geliyorsa bu derginin sayfalarında yazıları çıkmıştır. Son dönemde Orhan Pamuk da sık sık yazıyor bu dergide.


Şimdi patron şunu diyor bu son tavrıyla: 'Tamam ben bütün dergilerimi seviyorum ama benim için yazarlar önemlidir. New Yorker sadece bir dergi değil, ayrıca bir kültür ikonu da. Bu dergiye maliyet düşür demek yazarına daha az para öde demek. İşte ben bunu yapamam. Bunu yaparsam adımın tarihe nasıl geçeceğini düşünemiyorum bile'.

Bana 'medya patronu dediğin işte böyle olmalı' dedirten Newhouse'un işte bu tavrıydı. Bu arada tabii benim ayrıca çok sevdiğim Gourmet dergisi kapatıldı. Gourmet dergisi, Conde Nast'in en kaliteli dergilerinden bir tanesiydi. New York Times'ın eski lokanta eleştirmeni olan Ruth Reichl'ın yönetimindeki dergi, yemek kültürü üzerine kaliteli yayıncılık yapıyordu. Patron edebiyattan yana koydu tavrını. Zor konulara cesurca giren New Yorker'ı korurken yemek kültürünü anlatan dergisini feda etti.


Yanlış yaptı. Çünkü New York'ta yiyecek içecek dünyası yeniden canlanma sürecine girdi. O ortama, o dünyayı en iyi bilen Ruth Reichl gibi bir ismin yönetiminde olan derginin geleceği çok iyi olabilirdi. Galiba biraz aceleci karar verdiler gibi geliyor bana. Gourmet dergisinin yaptığı iyi işlerin bir kısmının Conde Nast'in sitesi www.epicurious.com'da sürdürülecek ve Ruth Reichl'ın bir yazar olarak kalacak olması da beni sevindirdi.

Mehmet Barlas'a bir hatırlatma
Doğan Grubu'nun yaşamakta olduğu sorunları SABAH gazetesindeki köşesinde ele alan Mehmet Barlas, 'Eski çalışanlarından hemen hiçbirisi Doğan'a salınan vergi cezasını basın özgürlüğü sorunu olarak görmüyor' diye yazmış. 

Bu görüşe itiraz etmek zorundayım. Bir eski Hürriyet çalışanı olarak ben konunun açıldığı her ortamda meselenin bir basın özgürlüğü meselesi olduğunu anlattım ve hatta iki yazı da bu köşemde yazdım. İsteyen www.aksam.com.tr'de benim yazımı tıklayıp 'yazarın eski yazıları' bölümüne giderek bulup okuyabilir.

12 Eylül 2009'da çıkan yazımın başlığı 'Bu alıştığımız ve paylaştığımız hayat tarzına bir saldırıdır'dı. Bir gün sonra da 'Bu ne yahu, ne oluyoruz' başlıklı bir yazı daha yazarak konuya tekrar girdim.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3