AKŞAM'ın özel haberine göre askeri liselerde okuyanların büyük çoğunluğu harp okullarına yani askerlik mesleğine devam etmiyormuş. Öte yandan, sivil lise çıkışlılardan harp okullarına büyük talep varmış ve artık harp okullarına gelenlerin çoğunluğu sivil liseler kaynaklı imiş.
Bu vesileyle Türkiye'de meslek liselerini tartışmaya açmayı öneriyorum.
Sorunun özü şu:
Öğrenciler meslek liselerine 14-15 yaşlarında giriyor. Yani henüz reşit olmadan. Kendi özerk iradesi oluşmadan. Kendi seçimini bağımsız şekilde yapacak duruma gelmeden. Sonuçta genellikle aile veya çevrenin etkisi hatta baskısı belirleyici oluyor.
Daha da vahimi, belli bir meslek lisesine giden öğrencinin reşit olduktan sonra serbest iradesi ile kendisine daha uygun gördüğü başka bir mesleğe kanalize olabilmesi imkansız değilse de çok güçleşiyor. Çünkü genel lise eğitiminde verilen özellikle matematik ve fen bilimlerine ilişkin temel formasyon doğası gereği meslek liselerinde verilemeyebiliyor. Bu temel formasyon eksikliğini sonradan telafi etmek çok güç.
Ayrıca daha o yaşta belli bir mesleğe yönlendirilmiş olma psikolojisi de belki başka bir mesleğe karşı daha fazla kabiliyeti olan çocuğun daha en başta maça 3-0 mağlup başlaması anlamına geliyor. Aile ve çevre baskısı da sonradan meslek değiştirme önündeki başka bir engel.
Daha 14 yaşındayken subay yapılmak üzere Bursa Işıklar Askeri Lisesi'ne giren ve sonrasında binbir güçlükle kendi yapısına daha uygun bir meslek olan hukukçu-akademisyenliğe geçme şansı bulan biri olarak 'tecrübe konuşuyor' diyebilirim...
YÖK'ün meslek liseleri için katsayı eşitsizliğini kaldırması da bu formasyon eksikliği ve psikolojik bariyer olgusunu değiştiremiyor.
Yanlış anlaşılmasın. Meslek liselerinde verilen eğitim genellikle gayet iyi. Ama sorun burada değil. Sorun bir kimsenin reşit olmadan, kendi kararını kendisi verebilecek yaşa gelmeden kendisine belli bir mesleğin empoze edilmesinin insan hakları ile bağdaşmaması.
İnsanın yaşam boyu etkisi altında kalacağı mesleğini kendi özgür iradesi ile seçebilmesi ve alacağı eğitimi de buna göre belirleyebilmesi en doğal hakkı. Bu temel hakkın elinden alınması bence insan haklarına aykırı.
Bunun için her çocuk 18 yaşına yani liseyi bitirene kadar genel bir ilk ve ortaöğretim formasyonu almalı. Bu düzeye kadar sosyal ve fen bilimleri alanında her tür yüksek öğrenime hazırlık için yeterli düzeyde temel bilgiler verilmeli. Daha lise 1'den sonra belli kollara yönlendirmek de doğru değil.
Sonuçta liseyi bitiren ve reşit hale de gelmiş bir gence kendisinin her türlü mesleğe yönlenmesini sağlayabilecek bir temel lise formasyonu verilmesi anayasal fırsat eşitliğinin de gereği.
Bazı meslekleri lise sonrasında öğrenmenin çok geç olacağına da inanmıyorum. Batı'da artık meslek lisesi diye bir şey kalmadı. Tüm meslekler ve ara eleman yetiştiren meslek yüksek okulları genel lise eğitimi almış olanlardan eleman yetiştiriyor. Yani liseden sonra da her meslek bal gibi öğreniliyor!
Çocuğun meslek lisesine gönderilmesi insan hakları ile bağdaşmaz. Hatta bir tür 'light kölelik'! Anne-babanın çocuğuna kendi dini ve ahlaki inancını öğretme hakkı vardır. Ancak çocuğa ömür boyu taşıyacağı bir mesleği empoze etme hakkı yoktur.
İmam-hatipler'e ilişkin sorun ise zaten aslında 'din öğrenimi' sorunu. Anayasa m.24 açıkça ebeveynlere 'çocuklarına dinsel eğitim aldırma hakkı' tanıyor. Ailenin çocuğuna dinini öğretme hakkına Anayasa belli bir asgari yaş sınırlaması da öngörmemiş. Bu konudaki asgari yaş sınırlamasını kaldıracak bir yasal düzenleme bence Anayasa'ya aykırı olmaz. Bu din eğitimi sorunu makul şekilde çözülürse zaten imam-hatiplere de ihtiyaç kalmaz.