AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-10-09

kategori2

Hepimiz travestiyiz

Birkaç sene önce travestilerin şov yaptığı bir gece kulübünün kapanmasının üzerinde yeteri kadar durmadı basın. Oysa Huysuz Virjin'in ekranlardan uzaklaşmasıyla beraber aynı döneme denk geliyordu. Bir ara da 'He's a Lady' diye erkeklerin kadın kılığına girip, kadınların dertlerine ortak oldukları bir yarışma yapılacaktı. O da çekimleri tamamlanmasına rağmen bir türlü yayına verilmedi.

Hepsinin ortak özelliği AKP Türkiye'sinin değişen kültürel iklimine denk düşmeleri. Kimileri hala büyük bir yanılsama ve ısrarla Türkiye'nin demokratikleştiğini düşünüyor, oysa gündelik hayat bunun tam aksini gösteriyor bizlere.

Daha evvel Fatih Ürek ve Kuşum Aydın'ın kıyafetlerindeki 'balans ayarı' dikkatimi çekmişti. Frapan sahne kostümleriyle tanınan iki sanatçı, bu aralar maskülen kıyafetlere yönelmişlerdi. Bir süre sonra TRT'nin kendilerine ambargo koyduğunu açıkladılar. 12 Eylül'deki yasaklar gibi iki sanatçının TRT'ye çıkmaları engellenmiş şimdi. Dahası, Aydın RTÜK baskısıyla programından olmuştu...
Eşcinsel örgütleri bir süredir basını mail bombardımanına tutuyor ve yaklaşan bir tehlikeden dolayı kıyametin kopmasını bekliyor. Oysa pek aldırış eden yok...
İstanbul'un yeni emniyet müdürü Hüseyin Çapkın polise performansa dayalı prim sistemi getirdiğinden beri travestiler ve transseksüellerin günlük yaşamı kıstırılmış durumda.

Bakın bir travesti ne anlatıyor:
'Bir keresinde kuafördeydim, çıkartıp karakola götürdüler. Kabahatlar Kanunu'na göre çevreyi rahatsız etmekten 69 TL para cezası kestiler. Başka sefer et ve ekmek almış gidiyordum, yine ceza kestiler. Bir günde iki tane kestikleri de oldu. Bazı tutanaklara imza atmadım, bazılarına attım. Korkuttular beni. Şiddet kullanıyorlar, aileyi işin içine karıştırıyorlar. Artık dışarı çıkmaya korkuyoruz.'

Bir dönem ÖDP saflarından siyasete atılan Demet Demir'in anlattıkları da ilginç. Demir, ceza kesen polislerin 'Yakında İstiklal Caddesi'ne bile çıkamayacaksınız' dediğini iddia ediyor: 'Birçok arkadaşın psikolojisi bozulmaya başladı. Eve hapsolmuş durumdalar. Yolda yürümek, alışveriş yapmak kabahat mi? İki arkadaşa ceza kesmişler. Tutanağa da kadın kılığında dolaşan erkekler diye yazmışlar. Bayramdan sonra savcılıklara hem Çapkın hem ceza yazan polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağız.'

Gece hayatında sık gezenlerin tanıdığı meşhur biri vardır: Gamze Cosmopolitan. Bu iddialı ismin sahibi yıllarca çeşitli gece kulüplerinde yöneticilik, işletmecilik yapan, eğlenceli biridir.
Önceki gün haber geldi; artık eski kostümü ve eski adıyla değil, doğumda verilen ismiyle hayatını sürdürecekmiş. Uzun zamandır iş bulamıyormuş. En son kendisine kesilen 69 TL'lik cezadan sonra da kesin kararını vermiş. Şimdi onu gece hayatından tanıyanlar gündüz gördüklerinde ufak bir şaşkınlık yaşayıp kim olduğunu çıkartamıyorlar.
Polise bu prim sistemi gelene kadar sokakta kadın kıyafetiyle dolaşmaktan dolayı ceza kesileceğini hiç kimse aklına getirmezdi... Tıpkı şapka kanunu gibi, bu kanunun da yazılan ama uygulanmayan, gerici, geçmişe ait bir madde olduğu düşünülürdü.
İstanbul Emniyet'inin acilen prim peşindeki polisin travestilere zulüm uygulamasına varan bu kanunla ilgili açıklama yapması gerekiyor. Bugüne kadar başarılı bir polis portresi çizen Çapkın'ın bu konuda duyarlılık göstermesi şart.

Yasalardaki boşluklardan yararlanmak, eskiden konmuş ve bugün geçerliliğini yitirmiş kimi kanunları yürürlüğe koyup sokakta geçen insanlara ceza kesmek de faşizmin bir yüzüdür.
Metropol, içinde herkesin huzur içinde barınabileceği bir yerleşim alanı olmalıdır. Buna travestiler de dahildir. Bugün travestilere yapılan zulüm, yarın pekala bir başkasına yönelebilir...

Milliyet arşivine birkaç itiraz
Cumartesİ gününden beri yayında gazetearsivi.milliyet.com.tr ve Milliyet gazetesinin bütün arşivi, sayfa sayfa İnternet ortamına aktarıldı. Ben de heyecanla gazetenin sayfaları arasında gezinme hayaliyle bilgisayarın başına oturdum...
Milliyet'in arşivi ücretsiz, dolayısıyla bu düpedüz bir kamuoyu hizmeti. Ancak belki de henüz yeni açıldığından kimi aksaklıkları da yok değil.
İtirazlarımı sıralayayım:

- Safari adlı web tarayıcısına uyumlu değil Milliyet arşivi... Safari'ye uyumlu olmayan kaç site kaldı ki dünyada? Mac bilgisayarların resmi tarayıcısı üstelik... Ayrıca Firefox'tan sayfa açıp tekrar giriş yapmak zorunda kaldım.
- Kimi gazetelerin birinci sayfaları yok, direkt ikinci sayfadan başlıyor. Sayfalar arşivde mi yok oldu, yoksa İnternet'e mi aktarılmadı? Ben özellikle 94-95 yılları arasında Umur Talu-Ufuk Güldemir dönemleri arasındaki Milliyet'lerle ilgileniyordum ve kasım-aralık aylarında eksik birinci sayfa gördüm.
- Sık sık 'Süreniz doldu, tekrar giriş yapın' uyarısıyla karşılaşıp sıfırdan başlamak zorunda kaldım. Bir süre sonra da sıkıldım ve tadı kaçtığı için bıraktım arşivde dolanmayı.
- Günde sadece 20 sayfa sınırı var? Neden? Bu bir kamuoyu hizmetiyse bütün arşiv istediğimiz kadar ulaşılabilir olmalı... Araştırma yapan öğrenciler, öğretim üyeleri, gazeteciler için eşi benzersiz bir kaynak Milliyet arşivi ama erişimimiz kısıtlı.
- Milliyet arşivinin her sayfasına sınırsızca ulaşmak için gerekirse bir abonelik sistemi geliştirilmeli. Eminim, benim gibi bu sayfalara ulaşmak için para ödemekten çekinmeyecek insanlar bulunur. 
- Tıpkı New York Times gibi Milliyet'i okumak ve arşivine ulaşmak için bir 'reader' programı üzerinde çalışılmalı.