AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-10-09
Ayşe Arman'ın 'yarı çıplak' fotoğrafları, peşinden Can Dündar'ın zina yaparken yakalanması ve arada Ertuğrul Özkök'le Ahmet Hakan'ın umre gezisinden beri sessiz sessiz başlayan ama giderek herkesin tartışığı bir konu var: Gazeteciler haber olur mu?
İşin garibi, adlarını sadece AKP iktidarıyla beraber duyduğumuz özel kalem müdürlerinden türbanlı popstar adayı köşe yazarlarına kadar kıdemi, kariyeri, birikimi tartışmalı birtakım yetersizler de basının geleceği üzerine ahkam kesiyor; kendi kendilerine karar veriyorlar.
Ve bu tartışma da öyle ya da böyle uzayıp gidiyor; bu arkadaşlar basına yeni geldikleri için 'star gazeteci' ya da 'haber olan gazeteci' kavramının da kendi kariyerleriyle başladığını düşünüyorlar.
Türkiye'de ünlü gazetecilerin hayatları her zaman haber olmuştur; son yıllara kadar fısıltı gazetesinin sayfaları arasında kalsa da. Yoksa koca bir gazeteci kuşağı Türkiye'de basın efsaneleriyle büyümüş olur muydu? Mesela, Güneri Cıvaoğlu'nun ıstakoz yarıştırdığı nasıl böyle yayılırdı...
Kaldı ki, Türkiye'nin ünlü gazetecileri, basın kurumları hakkında 'haber' değerinde çok kıymetli kitaplar da yazılmıştı. Engin Ardıç'ın Nokta dergisinin arka bahçesini anlattığı ve pek çoklarının hatırlamak istemediği 'Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden...' ya da Metin Münir'in 'Sabah Olayı' bunlara örnek verileblir.
Özel hayattan kastınız illaki yatak ilişkileriyse beklediğinizi bulamayabilirsiniz. Gerçi, Ardıç'ın kitabında Arda Uskan ve o zamanki eşi Selda Uskan'ın ağzından 'Dün Arda'yla sevişirken aklımıza geldi' diye bir cümle de var...
Ama özel hayat dediğimiz illaki bundan ibaret değil ki... Zafer Mutlu'nun yükselişinden Bebek'teki Ambassador restorandaki buluşmalara, Nokta dergisinin kıskanç kadınlarına kadar ilginç detayların yer aldığı medya kitapları her zaman çok ilgi çekti... İrem Barutçu'nun 'Simavi Ailesi' kitabını da unutmayalım.
Medya karakterlerinin tıpkı diğer şöhretler gibi değerlendirebileceğini ilk keşfedesense kuşkusuz Ufuk Güldemir oldu... Gülçin Telci'nin evindeki bir davette çekilen Hasan Cemal'in başörtülü fotoğrafını Milliyet'in birinci sayfasına 'İşte Tansu Çiller'in en sevdiği gazeteciler' diye koyması unutulur mu? Ayrıca Güneri Cıvaoğlu'nun sakal bıraktığına dair haberi de Sabah'ın birinci sayfasında hatırlıyorum.
Bu gibi adımlar bugün gazeteciler için vazgeçilmez olan medya sitelerini, gazetecilerin başka gazetelere haber olmasının da önünü açtı. Eskiden 'fısıltı gazetesi'nde kalan buharlaşmadı, katılaştı.
'Gazeteciden haber olur mu?' tartışması bu açıdan abes bir şey; gazeteci haber de yapar, bazı gazeteciler haber de olur... İyi ve kendinden söz ettiren bir gazeteciyseniz, daha çok haber olmanız söz konusu. Çünkü merak edilirsiniz.
Keşke 'Gazeteciler haber olmaz' diyenlerin de içten içe şöhret merakıyla yanıp tutuştuğunu bilmesek... Keşke itiraz edenlerin başkalarını kıskanmadığını, bu itirazın içten ve samimi, ilkesel olduğuna inanabilsek ama maalesef çok yazık...
Gazeteciler elbette haber olabilir... Bu saçma tartışmayı daha fazla uzatmanın anlamı yok.
Maalesef, biz gazeteciler bazen mesleğimiz içinde böyle saçma şeylerle vakit kaybederiz... Evrensel olarak kabul görmüş kuralları bazıları için tekrar tekrar hatırlatmamız gerekir...
Türk Basını'nda çoktandır yerleşmesi gereken 'star sistemi' nihayet yerli yerine oturuyor; haber kadar, haberi yapan gazeteci de önem kazanıyor ve gazeteler kendilerine bu sayede pozisyon alıyorlar.
Hepimiz su samuruyuz hepimiz ikiyüzlüyüz
Basındaki 'Su samuru' tartışmaları sürecinde dikkatimi çeken bir şey oldu: Reha Muhtar'ın Nilüfer'le, Gülşen'le ve şimdi de Deniz Uğur'la ilişkisi her türlü yorum serbestliğine izin veriyordu... Ahmet Hakan'ın Pelin Batu'yla ilişkisinin seyri gün be gün gazete sayfalarında yer aldı... Bütün bunlara hiç kimse itiraz etmedi de 'Karımı seviyorum' diye yalanlar söyleyen birinin bir başka kadınla basılması basındaki korumacı kalkanların bir anda çıkmasına neden oldu...
Skandal ilk patladığından beri bu çifte standardı merak ediyorum. Üstelik haber terazisine koyduğunuzda bekar gazetecilerin biriyle yakalanmaları, evli bir gazetecinin başkasıyla haber olmasından daha hafif gelir.
O zaman Ahmet Hakan ve Reha Muhtar daha iyi gazeteci, daha şöhretli, daha göz önünde oldukları için mi haber olabiliyorlar?
Can Dündar onlar kadar kamuoyunun merakını cezbetmiyor, ilgi çekmiyor, sayfa tıklatmıyor mu?
Basının bitip tükenmiş gazetecileri haber olmuyorsa, Can Dündar da o kontenjandan mı haber yapılmacakmış? Anlamış değilim. Biri, mesela yayın yönetmenliği yapmış Ergun Babahan, bana farkı izah ederse çok sevinirim.
Dahası, zina yapan Dündar'ın sadece 'gazeteci' olmadığı da ortada:
İşadamlığından şarkı sözü yazarlığına, dizi yazarlığından film yapımcılığına pek çok dalda top koşturuyor arkadaşımız... O zaman mesela TV programı yapımcısı Fatih Aksoy haber oluyorsa, Can Dündar neden olmasın?
Can Dündar olayı aslında bize pek çok konuda olduğu gibi 'haber olma' bakımından da ikiyüzlü bir basınımız olduğunu gösterdi...
Serdar Akinan, çok tartışmalı 'Hepimiz su samuruyuz' yazısında basında bu gibi ilişkilerin normal olduğunu iddia etti. Can Dündar, açıklamasında 'İlk taşı en masum olanınız atsın' diyerek ringe başkalarının da çekilebileceğini ima etti.
Geçenlerde, kendi programında çalışanlarla ilişkiye girdiğini itiraf eden David Letterman medya mensuplarının her yerde haber olabileceğini ve her yerde su samurları olabileceklerini de kanıtladı...