AKŞAM | CUMARTESI | 10 EKİM 2009, CUMARTESİ

Türkçe ve Kürtçe'nin trajikomik filmi

Özgür Doğan'ın, arkadaşı Orhan Eskiköy'le birlikte her şeyini üstlendiği filmi 'İki Dil Bir Bavul' bugün başlayan Altın Portakal'da büyük ödül için yarışıyor. Türkçe bilmeyen öğrencilerle Kürtçe bilmeyen öğretmenin ironik hikayelerini anlatan film Doğan'a göre, bugünlerde çokça tartışılan Kürt sorununun kaynağını da gösteriyor.

filmkat
Çektikleri ilk uzun metrajlı filmlerinde, 20 yaşında Kürtçe bilmeyen bir öğretmenle Türkçe bilmeyen öğrencileri arasındaki bazen trajik bazen komik hikayeleri anlatan Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan sinema dünyasında büyük bir ilgiyle karşılandı. Uluslararası festivallerde gösterilen, bu yılki Adana Altın Koza'da Yılmaz Güney Özel Ödülü'nü ve Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) En İyi Film ödülüne değer bulunan 'İki Dil Bir Bavul' bugün başlayan Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde de büyük ödül için yarışacak. Filmi, sinemalardaysa 23 Ekim'den itibaren izleyebileceğiz.

Gerçek bir hikaye üzerinden anlatılan filmin yaşanan tartışmalarla ilgili doğrudan bir mesaj taşımadığını söyleyen yönetmen Özgür Doğan'a göre, bugün çokça konuşulan Kürt sorununun kaynağı okul sıralarında başlayan bu iletişimsizlikte yatıyor. 

- Bu konuyu çekmeye nasıl karar verdiniz?
2003 yılında bir gün montajdayken okuldan mezun olup Bingöl'de öğretmenliğe başlayan bir arkadaşımız geldi. Başından geçenleri anlatıyordu. Öğrencilerden gaz istemiş onlar da ertesi gün kerpeten getirmişler. Gazın Kürtçe'deki anlamı o çünkü. Bunu duyunca kendi yaşadıklarım aklıma geldi. Filmi çekmeyi çok istedim o an.

HER ŞEYİ İKİ KİŞİ HALLETTİK
- Filmi neden bu kadar geç hayata geçirebildiniz, maddi imkanların yetersizliğinden mi? 
Evet, imkanlarımız çok yetersizdi. Filmi çekmeye başlamadan iki hafta öncesine kadar hiç para bulamadık. Her şey için cepten para harcadık. Ama sinema filmi yapmak istediğimiz için de her şeyin iyi olmasını istiyorduk, o yüzden mesela ekonomik kameralarla çekilebilecekken pahalı kameralar aldık. Sesten, ışıktan montaja kadar bütün işleri iki kişi halletmek zorunda kaldık. Haliyle zaman alıyor tabii. Bir de hazırlık uzun sürdü. 

- Nasıl bir hazırlık yaptınız?
Yer tespiti yapmak, uygun bir köy bulmak için Varto'ya, Urfa'ya, Mardin'e gidip geldik. Duygularını iyi ifade edebilen öğretmen bulmak da vakit aldı.  

- Para işini nasıl çözdünüz?
Aslına bakarsanız hala çözmüş sayılmayız, azımsanmayacak bir borcumuz var. Bulduğumuz desteklerin sayısı az değildi ama para miktarları küçüktü, maliyeti karşılamaya yetmedi. Hollanda'dan bir arkadaşımızın arkadaşı vardı mesela, arkadaşımız ona bizim çekmek istediğimiz hikayeden bahsetmiş, o da fikri beğenip borç verebileceğini söylemiş. Aldık o borcu ama hala ödeyemedik. Kurumsal destekleri başlangıçta alamadık. Çünkü filmimizin her şeyinden, başından, sonundan, sahnelerinden emin olmamıza karşın kimseye anlatamıyorduk. Bu iş epey zormuş. İtalya'da yeni yönetmenleri destekleyen Greenhouse adında bir kuruluş var, onların seminerlerine katıldık. Sunum yapmayı, projeyi yazılı hale getirmeyi öğrendik. Ondan sonra ancak filmimizi anlatabildik. İlk çekimlerden bazı kareleri de kurgulayınca Sundance'ten, Amsterdam'daki sinema fonundan toplam 45 bin dolar destek bulabildik.

'BURADA İŞİM NE?' DİYEN     EMRE ÖĞRETMEN
- Filmi çekmeye koyulurken tedirgin olmadınız mı, 'ya film iş yapmazsa, bu kadar parayı nasıl bulacağım, borçları nasıl ödeyeceğim' diye?
Bu işe girişirken büyük risk aldık tabii ama çekimler sırasında böyle şeyler hiç aklımıza gelmedi doğrusu. Orhan, Ankara Üniversitesi'nde uzmandı, iyi sayılabilecek bir işi vardı. Bu filmi çekmek için izin istedi ama alamayınca işini bıraktı, evini kapattı. Riskin büyüğünü orda alıyorsunuz zaten, sonrakiler dert olmuyor o yüzden. Sinema tutkusu böyle bir şey, başka şeyi düşünmüyorsunuz. 

- Filmdeki öğretmeni bulmanızın da zaman aldığını söylediniz. Sonunda nasıl buldunuz?
Filmi Viranşehir'de çekmeye karar vermiştik. Sıra öğretmeni bulmaya gelmişti ama oraya atanan bütün öğretmenlerle görüştük bulamadık aradığımızı. Siverek'e gittik, öğretmenevinin kapısında bekleyip köylere dağılan 50 kadar öğretmenle görüştük, yine bulamadık. Sonra öğretmenevinin bahçesinde kafasını iki elinin arasına almış 'ne işim var benim burada' gibi düşünen Emre Aydın'ı gördük. O an bulduğumu düşünmüştüm öğretmeni. Duygularını belli eden, rahat biriydi. 20 yaşındaydı, KPSS'de iyi bir puan aldığı için buralara atanacağı aklının ucundan bile geçmemiş. Kendini kötü hissediyordu ama idealist biriydi de. Teklif ettik o da kabul etti. Çekimler boyunca onun evinde kaldık. 

- Çocuklar çekimler sırasında kameraya yabancılık çektiler mi, zor geçti mi?
Önceki eğitim yılı boyunca çektik çocukları. Başlangıçta zor olacağını düşünüyorduk ama çabuk alıştılar. Filmde hiçbir rol yok zaten, hiçbir çekimi de tekrarlamadık. Aslında filmi çekmeye başlamadan önce ne çekeceğimizi, neyle karşılaşacağımızı biliyorduk. 

- Kendinizin de o öğrencilere benzer durumlar yaşadığınızı söylediniz. Neler geçmişti başınızdan?
Muş Varto'da doğdum. 10 yaşına kadar köydeydim. Biz şanssızdık öğretmen konusunda. Kötü bir öğretmenimiz vardı, çok dayak yedik. Evlerimizde bile Kürtçe konuşmak yasaktı. Ama şöyle bir şey var, evde otorite dedeyle nine, onlar da Türkçe bilmiyor, sıkıysa konuşma. Öğretmenin ispiyoncuları vardı, kapı pencere arkasından dinlerlerdi. Ertesi gün öğretmenin elinde isim listesi, sıra dayağına çekerdi bizi. 

- Kötüymüş durum...
Öğretmen istediyse, 'ispiyonculuk yapmam' diyerek reddedemiyorsunuz. Ben de televizyon ispiyoncusuydum. Köyde üç evin televizyonu vardı, diziler olduğunda bütün köy o üç evde toplanırdı. Televizyonu da yasaklamıştı öğretmen, 'ders çalışın, seyretmeyin' diye. O evlerin pencerelerinden bakıp televizyon izleyenleri ertesi gün öğretmene söylerdim. Sonrası dayak. Neyse ki ondan sonraki öğretmenlerimiz çok iyiydi. Neden o kadar çok öğretmen değiştiğini anlayamamıştım o zaman. Şartlar ağır, altı ay yol kapalı, elektrikler sürekli kesik, telefon yok, yabancı, acayip bir yerde
yapayalnızsınız, kim dayanabilir ki? 

- Filmin bir önerisi var mı bu sorun hakkında?
Orada sorun çok, herkes biliyor bunu. Filmimizin sorunlar hakkında söz söylemek gibi bir derdi yok. Sadece yaşananları çektik.

KÜRT SORUNUNUN TEMELİ OKUL SIRALARI  
- Sizin kişisel fikriniz nedir peki bu sorunlar hakkında?
Bütün politik tutumlardan bağımsız biçimde o çocuklara anadillerinde eğitim verilmesi lazım. Temel bir insani hak bu. Uzmanlar 7 yaşına kadar çocukların 3 bin kelimelik bir dünyaları olduğunu söylüyor. Bir gün birisi geliyor ve bildiğiniz her şeyi unutun, yeniden başlıyoruz her şeye diyor. Bu çocuklara Kürtçe okuma-yazma öğretirseniz sonra Türkçe'yi de diğer bilgileri de öğrenmeleri kolaylaşır. Yoksa anadili Kürtçe olan bir öğrencinin ana dili Türkçe olan bir öğrenci kadar bilgili olma, çabuk öğrenme şansı yok. Batıdaki okullarda öğrenciler aralık sonuna kadar alfabeyi söküp, okuma-yazma öğrenmeye başlıyorlar. Bizim çekim yaptığımız okulda ders yılı bittiğinde hala alfabeyi öğrenememiş çocuklar vardı. Bu öğretmenin ya da çocuğun değil sistemin yanlışlığından. Kürt sorunu dediğimiz şey birbirini tanımamaktan, iletişimsizlikten kaynaklanıyor. Bunun da kökü o okul sıraları. 

- Siz nasıl öğrenmiştiniz Türkçe'yi?
İlkokul 5. sınıfa gittiğimde bizim köydekilere göre Türkçem gayet iyiydi. Ortaokulu okumak için Trabzon'daki memur amcamın yanına göndermişti babam. 3-4 gün geç başlamıştım okula. Girdiğim ilk derste öğretmen 'bir elin nesi var iki elin sesi var atasözüyle ilgili kompozisyon yazın' dedi. Ne öyle bir söz duymuşum o güne kadar, ne kompozisyonun, ne de atasözünün ne olduğunu biliyorum. Oturup ağlamıştım. Bingöl'deki öğretmen arkadaşımız gaz-kerpeten hikayesini anlattığında gözümün önüne gelmişti bu yaşadığım. 

- Doğuda anlatılacak hikaye çok galiba...
Her yerde anlatılacak hikaye vardır ama doğudakiler bugüne kadar anlatılamadılar. Bundan sonra biraz rahatlama yaşanırsa oradaki zengin kaynaktan çok beslenilecek diye düşünüyorum.

EYÜP TATLIPINAR

 

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3