Milli takımımız 'İmparator'un elinde' 2010 Güney Afrika Dünya Kupası'nın dışında kaldı. Tabii ki her ÅŸey Fatih Terim'in yaptıkları ve yapmadıklarının sonucu deÄŸil. Ancak futbolumuzun geleceÄŸi açısından doÄŸru bir deÄŸerlendirme yapmamız gerek. Belki kafayı kaldırıp baÅŸka ülkelerde olanlar ve yabancı gözlemcilerin görüÅŸleri çerçevesinde bir deÄŸerlendirme yaparsak, durumu daha iyi ve objektif ÅŸekilde deÄŸerlendirebiliriz. Müracaat edebileceÄŸimiz biri Simon Kuper olabilir. Simon Kuper dünya futbolunu yakından takip eden ve futbol üzerine çeÅŸitli kitapları olan bir spor yazarıdır ve dostumuzdur. O bir analiz ve örnek vermiÅŸ: Arjantin!
Ülkelerin futbol milli takımı konusundaki seçimleri kabaca iki ÅŸekilde gerçekleÅŸir. Profesyonel yaklaşım hakimse, milli takım maç kazanmak için vardır. Bu nedenle de milli takım dünya çapında iyi futbol ve iyi yönetim ne ise, onunla temsil etmelidir. Ama ikinci görüÅŸte ise ulusalcı yaklaşım tercih edilir. Takım 'milli deÄŸerleri' temsil eder.
Arjantin bugünkü durumu ile çok komik gözüküyor, çünkü futbolu ikinci yaklaşımla yani 'ulusal deÄŸer' psikozu ile oluÅŸturup periÅŸan oldular. Arjantin toplumuna baktığınız zaman Arjantinliler ülkelerinde dünya çapında birinci sınıf olan tek ÅŸey olarak, hep futbollarından bahsederler. Arjantin geçmiÅŸte hep kendine has bir stil ile oynamış ve çok baÅŸarılı da olmuÅŸtu. Arjantin kendine has atak futbolu, kısa boylu hızlı oyuncuları ile oynamakta ısrar etmiÅŸ ve hırs ile baÅŸarılar kazanmıştı. En baÅŸarılı bücür ise tabii Maradona idi (ÅŸimdi de Messi). Sonunda Arjantin sahaya öyle bir takım çıkartıyordu ki, S. Kuper'in deyiÅŸi ile, 'oyuncular asansörde üst düÄŸmelere yetiÅŸecek boyda deÄŸildiler'. Milli takımın başına ulusal kahraman bücür Maradona geçmiÅŸti ve Maradona'nın milli takım yönetmek konusunda hiç deneyimi yoktu, bilinen sorunları vardı ve kendi dillerinde 'pibes' denen bücürler, gene kendi dillerinde 'ganas' denen milli hırs ile oynamak ve sürekli saldırmak için sahaya salındı. Maradona geleneÄŸe uyup Avrupa'da milyon dolar kazananlar yerine küçük ve fakir Arjantin liglerinde oynayanlardan bir takım kurdu. Sonuç tabii ki felaket oldu. Sürekli kadro deÄŸiÅŸtirmek zorunda kaldı. Arjantin, Bolivya karşısında bile 6-1 yenildi. Diego Maradona tarafından çalıştırılan Arjantin, cuma günü yapılan deÄŸerlendirmelerde cumartesi günü Peru'yu yenip, çarÅŸamba günü de Uruguay'la en azından berabere kalmadığı takdirde out olacaktı. Cumartesi günü Arjantin, Peru takımını zar zor 2-1 yendi. Bugün Brezilya grupta 33 puanla birinci, Paraguay 33 puanla ikinci, Åžili 30 puanla üçüncü, Arjantin 25 puanla dördüncü ve Uruguay 24 puanla beÅŸinci. Arjantin cumartesi günü Peru'yu 2-1 yendiÄŸi için dördüncülüÄŸe çıktı. İlk dört finale gidecek. BeÅŸinci ise ikili eleme maçı oynayacak. Ama son maç Uruguay ile Arjantin arasında ve Arjantin deplasmanda oynuyor. Arjantin 7-4-6 oyun sonucu elde etmiÅŸ ve 22 gol atıp 20 gol yemiÅŸ. Uruguay ise 6-6-5 sonuç ile 28 gol atmış ve 19 gol yemiÅŸ. Yani Tarzan zor durumda olabilir! Maradona ise kötü sonuçlardan sonra bırakmaktan bahsetmeye baÅŸladı.
Hatırlanırsa İngiltere futbolu icat eden ülke olarak kendi tip futbolunu oynamakta ısrar eden ve de liglerini de bir sürü yabancı ile dolduran ve bu nedenle uzun zamandır, Avrupa ve dünya rekabetinde baÅŸarılı milli takım kuramayıp, üst düzeye çıkamayan bir ülke idi. Sonunda milli takımı bir yabancı antrenöre teslim ettiler,oyun sistemi deÄŸiÅŸti, uluslararası standartlara döndü ve İngiltere Capello ile uluslararası ortamda zirveye doÄŸru yürümeye baÅŸladı. Ama gene de lig takımlarının yabancı ile dolu olması nedeni ile iÅŸleri zor oluyor.
Åžimdi dönelim Türkiye'ye. Fatih Terim milli takım altyapısında Piontek yönetiminde uluslararası futbol standartlarını öÄŸrenmiÅŸ ve sonra kendi başına Milli Takım'ı 1996 Avrupa finallerine taşımıştı: Kendisi de bana defalarca Piontek'ten çok ÅŸey öÄŸrendiÄŸini söyledi. Terim, Galatasaray ile de Avrupa'da baÅŸarılı olmuÅŸtu.
Sonra bir İtalya macerası yaÅŸandı ve Terim'in egosu balon gibi oldu. Artık uzmanlık alanı futbol deÄŸil, medya mensuplarını fırçalamaktı. Yanına yaklaÅŸmak mümkün deÄŸildi. Galatasaray'daki son döneminin berbat sonuçları ve yarattığı parasal sorunlar biliniyor. İsviçre ile oynadığımız maçların ülkeye faturası da ortada. Son Avrupa Åžampiyonası'nda finale nasıl kaldığımız ve bir dizi son dakika mucizesi ile ilerlediÄŸimizi de itiraf etmek zorundayız.
Bence artık 'İmparator' hikayesini silelim! Fatih Terim'e teÅŸekkür edelim ve o da televizyonlarda söylediÄŸi gibi, kendisine talip olan çok sayıda takımdan birine gitsin.
Kaldı ki ülkemizdeki kulüplerin Türkiye liglerini bir sürü düzeyi düÅŸük yabancı ile dolduruyor olmasının yarattığı sorunları da ortadan kaldırmamız gerek. Futbol ya okulda ya da altyapıda öÄŸrenilir. Bizde ikisi de kötü. Çok sayıda yabancı nedeni ile de gençler oynayamaz ve geliÅŸemez hale geliyor. Futbol Federasyonu'nun burada da bir düzenleme yapması, çözüm üretmesi gerek.
Milli Takım'a kendini uluslararası düzeyde ispat etmiÅŸ bir antrenör getirelim. Uluslararası standarda geçelim. Ülkeyi tanıyan Hiddink'in adı konuÅŸuluyor. Adamı bir kere Fenerbahçe'den kovmuÅŸtuk ama bizden kovulan zirveye çıkıyor. Pavarotti de Ankara Operası'ndan kovulmuÅŸtu. Hiddink istiyorsa çok iyi bir aday.
İmparatorluk lağvedilsin ve yeniden başlayalım!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.