AKŞAM | PAZAR | 11 EKİM 2009, PAZAR

Tehlikeli ancak insan soyunun devamı için gerekli

Zeki Demirkubuz'un, Nahid Sırrı Örik'in 1946 tarihi romanından beyazperdeye uyarladığı yeni filmi 'Kıskanmak', Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde görücüye çıkıyor. Film, kıskanma duygusunun acı dolu karanlık sokaklarına bir kapı açarken bilim dünyası bu karmaşık ve tehlikeli duygunun doÄŸasını hala tartışıyor.

tehlike

Kıskanmak... Seniha'nın yüreÄŸinde ilk beliren, kendisini ilk duyuran ve hemen her gün daha fazla geliÅŸip büyüyen his, bu olmuÅŸtu. Halit'le aralarında sekiz yaÅŸ vardı ve onu kıskanmadığı bir zamanı hiç bilmiyordu. Hayatının en eski, en bulanık ve silik hatıraları arasında bile bu kıskançlık her ÅŸeye hükmeden bir yer tutuyordu... Çirkinlerin sevilmemeye ve güzeller için feda edilmeye mahkum bulunduklarını Seniha pek küçük yaşından itibaren anlamıştı...'

Türk edebiyatının önemli yazarlarından Nahid Sırrı Örik'in 1946 tarihli romanı 'Kıskanmak', ailesinin gözdesi, yakışıklı ve baÅŸarılı aÄŸabeyi Halit'in gölgesinde büyüyen, çirkin ve sevilmeyen küçük kız kardeÅŸ Seniha'nın hikayesini anlatıyor; ama daha da önemlisi kıskançlık duygusunu ve insana neler yaptırabileceÄŸini önümüze seriyor. Önümüzdeki hafta baÅŸlayan Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde gösterilecek, 6 Kasım'da da sinemalarda gösterime girecek olan Zeki Demirkubuz'un yeni filmi 'Kıskanmak' da, Örik'in bu önemli eserini beyazperdeye taşıyor. Serhat Tutumluer, Berrak Tüzünataç ve Nergis Öztürk'ün baÅŸrollerini paylaÅŸtığı film, daha önce ahlak, masumiyet, vicdan, tutku, kader gibi insan doÄŸasının kiÅŸisel temalarını iÅŸleyen ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz'un yorumuyla anlatıyor kıskançlığı.

Demirkubuz'un izleyiciyi bu duygunun karanlık dehlizlerinde bir yolculuÄŸa çıkaracağına ve pek çok kiÅŸinin de bu filme kayıtsız kalmayacağına ÅŸüphe yok. Çünkü o güçlü, keskin, yakıcı ve yıkıcı duyguyu hepimiz gayet iyi tanıyoruz. Evin biricik bebeÄŸi iken anne ve babanız kucaklarında yeni bir bebekle gelip, 'bak, bu senin kardeÅŸin' dediÄŸinde, her anı paylaÅŸtığınız en yakın arkadaşınız 'hayallerimin aÅŸkını budum, evleniyorum' dediÄŸinde, sevdiÄŸiniz kiÅŸi bir baÅŸkasına göz süzüp gülümsediÄŸinde, birlikte çalıştığınız iÅŸ arkadaşınız terfi ettiÄŸinde ister istemez içinizi kavuran ÅŸeyin ta kendisi kıskançlık. Kimisini hırçın bir dalga gibi çarpıp geçerken kimisi için tüm benliÄŸini ele geçirip onu en dibe kadar çeken karanlık bir girdaba dönüÅŸebilecek kadar deÄŸiÅŸken, insana cinayet iÅŸletebilecek kadar tehlikeli ve insanın kıvrandıracak, hayatını kaydıracak kadar acı verici. Peki, nedir kıskançlık duygusunun temelinde yatan? Ünlü Psychology Today dergisi aÄŸustos sayısını bu duygunun sırrını çözmeye ayırdı... 

KISKANMAK GEREKLİ Mİ?
Kentucky Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Richard Smith 'Kıskançlık duygusu, size ait olduÄŸuna inandığınız bir ÅŸeyin bir baÅŸkası tarafından ele geçirilmesi durumunda ortaya çıkar' diyor ve ekliyor; 'Kıskançlık daha çok durumla alakalıdır. Ancak bu rahatsız edici duygu, o diÄŸer kiÅŸiye, yani 'rakip'e odaklanırsa o zaman daha da derinleÅŸir. KiÅŸi kendini rakibiyle kıyaslamaya giriÅŸir ve bu bütün hayatını mahvedebilir. Çünkü bu durumda kıskançlıkla birlikte memnuniyetsizlik, aÅŸağılık duygusu, düÅŸ kırıklığı ve buna baÄŸlı olarak da öfke ortaya çıkar.'

Uzmanlara göre kıskançlık öylesine karmaşık bir duygu ki içerisinde pek çok baÅŸka duyguyu birden aynı anda barındırıyor: Korku, terk edilmiÅŸlik, kaybetmiÅŸlik, üzüntü, kızgınlık, ihanet, özenme ve aÅŸağılık duygusu. Ve kıskançlık, tüm bu duyguların karmaÅŸasından oluÅŸan bir girdap gibi kiÅŸiyi içine çekerek kontrolünü elinden alıyor; doÄŸru ve mantıklı düÅŸünme yetisini yakıp yıkıyor; insanı kendine esir edebiliyor. Dahası bunu yapması için küçük bir ÅŸüphe, tek bir kıskançlık tohumu bile yetebiliyor. Ancak öfkelendiren, saldırganlaÅŸtıran ve birçok insana cinayet bile iÅŸleten bu tehlikeli duygunun gerekli olduÄŸunu söyleyenler de var.
'The Dangerous Passion: Why Jealousy is as Necessary as Love and Sex - Tehlikeli Tutku: Kıskançlık Neden AÅŸk ve Seks Kadar Gereklidir' kitabının yazarı Teksas Üniversitesi'nden psikolog David Buss kıskançlığı tehlikeli bir tutku olarak tanımlarken bir yandan da insan soyunun devamı için gerekli bir duygu olduÄŸunun altını çiziyor. Zira Buss'a göre özellikle ikili iliÅŸkilerde bu duygu, ilk çaÄŸlardan bu yana çiftlerin yakınlığını, birbirini daha güçlü sahiplenmesini, soyun devam etmesini ve dünyaya gelen yeni nesillerin geleceÄŸini garantiliyor. Buss, kadın ve erkeÄŸin kıskançlığı farklı ÅŸekillerde yaÅŸamasının da bunun göstergesi olduÄŸunu savunuyor. İkili iliÅŸkilerde erkekler eÅŸlerinin bir baÅŸka erkekle cinsel birliktelik yaÅŸamasını daha çok kıskanırken, kadınlar eÅŸlerinin bir baÅŸka kadınla duygusal yakınlık yaÅŸamasını daha çok kıskanıyor. Buss, bu farklılığın altında yatan sebebi ÅŸöyle açıklıyor: Erkek soyunun devamını, yani doÄŸacak çocuÄŸun kendinden olmasını garantiye almak dürtüsüyle kıskanıyor. Kadınsa erkeÄŸin kendisini ve soyun devamını saÄŸlayacak bebeÄŸi yanlarında kalıp korumasını garantiye alma dürtüsüyle kıskanıyor. 

TEMELİNDE GÜVENSİZLİK VAR
Öte yandan, yıllarını kıskançlık üzerine çalışmalara adayan ve 'Jealousy: Love's Favorite Decoy - Kıskançlık: Sevginin En Favori Tuzağı' kitabının yazarı Fransız psikiyatr Marcianne Blevis, kıskançlığın sevgi ve iliÅŸkileri koruyan deÄŸil tam tersine mahveden etken olduÄŸunu söylüyor. 'Kıskançlık karşımızdaki kiÅŸinin bize olan ilgisinin yok olduÄŸunu hissettiÄŸimiz anlarda ortaya çıkar' diyen Blevis, ilginin kaybedilmesinin sadece aÅŸk iliÅŸkileri için deÄŸil, aile, arkadaÅŸ, iÅŸ ve her türlü iliÅŸkide kıskançlığın ortaya çıkmasının temel sebebi olduÄŸuna dikkat çekiyor. Bu durumda kiÅŸinin karşımızdakini ilgisini baÅŸka tarafa yönlendirdiÄŸi için suçlamak, ilgiyi üzerine çeken rakip kiÅŸiyi ise kendinden üstün görüp aÅŸağılık duygusuna kapılmak sıkça görülen bir psikoloji oluyor. Blevis, bu noktada kiÅŸinin asıl kendi içine bakması gerektiÄŸini söylüyor: 'Kendi içinize baktığınızda 'rakip'ler karşısında sizi daha aÅŸağı, daha az, daha yetersiz hale getiren ÅŸeyin güvensizlik olduÄŸunu görebilirsiniz. Kıskançlık asıl olarak kiÅŸinin benlik duygusunun zarar görmesiyle ortaya çıkıyor. BaÅŸkalarının bizden iyi olması yüzünden deÄŸil, bizim olduÄŸumuzdan daha iyi olmayı istememiz yüzünden ateÅŸleniyor. Kısacası kıskançlık duymak aslında bir kiÅŸilik krizi yaÅŸadığımız anlamına geliyor.'

Amerikalı ünlü psikolog Steven Stosny de kıskançlığın temelinde güvensizliÄŸin yattığına dikkat çekiyor. Buna göre özgüveni ne kadar düÅŸükse kiÅŸi kıskançlığı o kadar ağır yaşıyor. Gerçekçi olmayan bir bakış açısıyla aslında tehdit oluÅŸturmayan ÅŸeyleri birer tehdit olarak algılayabiliyor ve bu durum kıskançlığı sebepsiz durumlarda bile ateÅŸliyor. 'Küçük dozda kıskançlık sevgiden kaynaklanan bir duygu olabilir. Sizin olduÄŸuna inandığınız bir ÅŸeyi kaybetme duygusu onun aslında sizin için ne kadar deÄŸerli olduÄŸunu hatırlatabilir. Ama bu duygunun dozu arttığında kıskançlık beraberinde dayanılması zor bir yetersizlik duygusu da getiriyor' diyor ve ekliyor 'Yetersizlik ve deÄŸersizlik duygusuna kapılan kiÅŸi, kendini daha güçlü kılmak için kıskançlığı öfkeye dönüÅŸtürüyor ve karşısındakini kontrol etmeye çalışıyor.' Stosny, kıskançlık duygusunun kolayca saplantı ve hezeyana dönüÅŸebileceÄŸine dikkat çekiyor: ' Kıskançlık gerçeklik algınızı ve hatta tüm dünyayı algılayışınızı deÄŸiÅŸtirebilir. Bundan kurtuluÅŸun tek yoluysa kiÅŸinin kendini ve bu kıskançlık duygusunu kontrol etmesidir.' Aksi takdirde, kıskançlığın esiri olmak, hem kendinizi hem çevrenizi yıkmak, dışlanmaya ve yalnızlığa mahkum olmak, akıl saÄŸlığınızı kaybetmek ve büyük acılar çekmek kaçınılmaz olabilir!

KISKANÇLIÄžIN VERDİĞİ ACI FİZİKSEL ACIYLA AYNI!
Kıskançlığın insana gerçek anlamda acı veren bir duygu olduÄŸu bilimsel olarak da kanıtlandı. Japon nörobilimci Hidehiko Takahashi'nin Science Dergisi'nde yayınlanan araÅŸtırmasına göre kıskançlık duygusu ve buna baÄŸlı olarak ortaya çıkan aÅŸağılık kompleksi ve kızgınlık gibi duygular beyinde fiziksel acıyı hissetmemizde etkili olan sinir ağını harekete geçiriyor. 'Genellikle kendi benliÄŸimize dair pozitif bir algımız vardır' diyor Takahashi, 'Ancak yaptığımız beyin taramaları bu pozitif benlik algısının dış etkenler yüzünden sarsılması halinde beynin fiziksel acıyla baÄŸlantılı bölümünde bir hareketlenme olduÄŸunu gösteriyor. Bu sosyal acı, fiziksel acıyla aynı ÅŸekilde beyinde karşılık buluyor' diyor. YaÅŸanan bu duygu ne kadar yoÄŸun olursa beyindeki sinir ağında yaÅŸanan hareketlenme, dolayısıyla çekilen acı da o denli büyük oluyor.


MİNE AKVERDİ

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3