YÖK'ün meslek liselerinden mezunlara yönelik katsayı uygulamasına getirdiÄŸi yeni düzenleme, mesleki eÄŸitim tartışmasını yeniden alevlendirdi. Bazıları kararı politik buldukları için eleÅŸtirdiler ve karşı çıktılar. DiÄŸerleri ise yine kararı politik gerekçelerle desteklediler. Ne yazık ki; imam hatip liseleri üzerinden sürdürülen politik mücadele, mesleki eÄŸitimin önemini örtmektedir. Oysa mesleki eÄŸitim konusu memleket meselesi olacak kadar önemli bir konudur ve bu politik kamplaÅŸmanın ve kısır tartışmaların arasında güme gidiyor.
Salt ideolojik argüman ve retoriklerle hareket edilmesi, konunun özüne inme olanağını ortadan kaldırmaktadır. Sağı da böyle, solu da, ortası da... Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak gibi kronik bir hastalığa sahibiz. Her meselede kamplaÅŸma içine giriyor; demokrasinin temel mekanizması olan akla, gerçeÄŸe, kamu yararına, etiÄŸe ve bilgiye dayalı uzlaÅŸma müessesini unutuyoruz. Hal böyle olunca da meydan sloganlara kalıyor. Konunun gerçeÄŸi, çözümü, yararı ya da zararı kimin umurunda? Bu yüzden genellikle sorunlar çözülmeden, yüzeysel bir biçimde tartışılıp halının altına süpürülüveriyor.
Bakın meslek liseleri konusunda küçük bir araÅŸtırma yaptım. UlaÅŸtığım sade ama önemli bulduÄŸum bazı bilgileri sizinle paylaÅŸmak istiyorum. Avrupa BirliÄŸi bünyesinde Avrupa Kalkınma ve Mesleki EÄŸitim Merkezi (European Center for Development and Vocational Training - CEDEFOP) adlı bir kuruluÅŸ var. Bu ismin verilmesinde bir hikmet olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Demek ki elin ecnebisi kalkınma ile mesleki eÄŸitim arasında bir iliÅŸki kurmuÅŸ. Çünkü kalifiye iÅŸçi, yaptığı iÅŸle ilgili uygulamalı eÄŸitim almış kiÅŸidir ve dolayısıyla mal ve hizmet üretiminde daha fazla artı deÄŸer üretiyor demektir.
Ayrıca 'education' yerine 'training' denmesinde de bir hikmet olsa gerek. Demek ki, Avrupalı mesleki eÄŸitimi, 'öÄŸretim'den çok 'eÄŸitim' çatısı altında düÅŸünüyor. Yani sınıfta verilen kuru teorik bilgi deÄŸil de, sahada iÅŸ üstünde verilen eÄŸitim daha makbulmüÅŸ. Fransa'daki politeknik eÄŸitim modeli veya Rusya'nın sosyalist dönemindeki kolhoz-solhoz (tarım ağırlıklı teknik eÄŸitim) modeli de buna benziyor. Almanya'da da eÄŸitim ve öÄŸretim sistemi ilköÄŸretimden baÅŸlayarak çocuÄŸu yetenekleri ve kapasitesi doÄŸrultusunda mesleki eÄŸitime yönlendiriyor (Bizde de, Köy Enstitülerinde iÅŸ-eÄŸitim-öÄŸretim arasında kurulan sıkı baÄŸları hatırlayınız).
Öte yandan, mesleki eÄŸitim uygulama ağırlıklı olduÄŸu için pahalı bir eÄŸitimdir. Bu nedenle salt mesleki eÄŸitimin yaygınlığının yanında öÄŸrenci başına harcanan para, öÄŸretmen başına düÅŸen öÄŸretmen sayısı bu eÄŸitimin kalitesini belirleyen unsurlardır. İşin bu kısmıyla ilgili istatistikleri baÅŸka bir yazıya bırakıyorum. Fakat bir fikir vermesi için lise ve üstü mesleki eÄŸitim alan öÄŸrencilerin, tüm öÄŸrenciler içindeki paylarına iliÅŸkin bazı rakamları vermekte fayda görüyorum. Avrupa BirliÄŸi kapsamındaki 27 ülkede bu oranın ortalaması yüzde 51,5 iken, bu oran Avusturya'da 77,3; Finlandiya'da 66,7; Belçika'da 69,6; Hollanda'da 67,6; Romanya ve Slovenya'da 64,9; Fransa'da 43,8; İngiltere'de 41,4 ve Almanya'da 57,4'tür.
Türkiye'de ise bu oran yüzde 36,7'dir. Bunun içinden imam hatip liselerini çıkarırsak; mesleki eÄŸitimde, yani beÅŸeri sermayede içinde bulunduÄŸumuz vahameti daha iyi anlayabiliriz. Buna göre, genç nüfusumuzla ve daha fazla çocukla övünmeye devam edebilir miyiz? DeÄŸerlendirmeyi size bırakıyorum. AÅŸağıda linkini verdiÄŸim sayfadan ilginç araÅŸtırmalara (örneÄŸin mesleki eÄŸitimin verimlilik etkileri üzerine yapılan sektörel bazlı araÅŸtırmalara) ve istatistiki bilgilere ulaÅŸabilirsiniz.
Meraklısı için: http://www.cedefop.europa.eu/default.asp