Duy da inanma. TÜİK verilerine göre iÅŸsizlikte müthiÅŸ bir azalma var. Daha birkaç ay önce (Mart döneminde) yaklaşık yüzde 15,8 ile tavan yapan yıllık genel iÅŸsizlik oranı, mayıs döneminde yüzde 13,6'ya düÅŸmüÅŸ. Yaklaşık 25 milyonluk bir iÅŸgücümüz olduÄŸu düÅŸünülürse bu yüzde 2,4'lük fark yaklaşık 600 bin kiÅŸiye tekabül ediyor. Yani, birkaç ay içinde 600 bin insan iÅŸ bulmuÅŸ. Bu insanlar nerede iÅŸ buldu? Benim bildiÄŸim kadarıyla kamuda ciddi bir alım yapılmadı. Demek ki özel sektörde iÅŸler çok iyi gidiyormuÅŸ. 600 bin kiÅŸinin iÅŸ bulması Türkiye gibi kronik iÅŸsizlik olan bir ülkede ciddi bir geliÅŸmedir. Böylesine büyük bir istihdam artışını nasıl oldu da hissetmedik bilemiyorum. Bilen varsa açıklasın lütfen.
MeÅŸhur Nasreddin Hoca fıkrasını bilirsiniz. Hoca, bir sabah evden çıkarken 'Hanım canım çekti, bu akÅŸam güzel bir ciÄŸer yahnisi yiyelim, ben ciÄŸeri alır sana yollatırım'' demiÅŸ. Hoca kasaptan iki okka ciÄŸer alıp eve göndertmiÅŸ. Hoca'nın hanımı, yahniyi hazırlayıp piÅŸsin diye ocağın üstüne koymuÅŸ. Ancak daha sonra komÅŸuya gidip çeneye daldığı için ciÄŸer yahnisi ateÅŸte kömür olmuÅŸ. Tabii Hoca'nın hanımı çok üzülmüÅŸ. Üstelik kocasından laf iÅŸiteceÄŸinden, içini bir korku almış. AkÅŸam Hoca, daha kapıdan girer girmez 'Hanım hazır mı ciÄŸer yahnisi? Karnım da çok aç, getir de yiyelim'' diye gürleyince eli ayağına dolaÅŸmış. 'Hoca efendi, yolladığın ciÄŸerleri nankör kedi yedi'' diye yalanı söyleyivermiÅŸ. Hoca, durumda bir anormallik olduÄŸunu sezinlemiÅŸ. Gel pisi pisi, deyip kediyi yanına çağırmış. Sonra hayvanı ense derisinden tutup havaya kaldırmış. 'Hanım söyle bakalım'' demiÅŸ, 'Åžu havaya kaldırdığım kedi, gelse gelse iki okka gelir. EÄŸer elimdeki ÅŸey kediyse, ciÄŸer nerede? Yok bu ÅŸey ciÄŸerse, kedi nerede?'' Sizce bizim istihdam artışında da bir anormallik yok mu? Çünkü bu durumda ortada kedi de yok ciÄŸer de ama istihdamda artış var (mış).
Gerçi etrafa baktığınızda bir altyapı çalışması görülüyor. Bunca insan bu yol inÅŸaatlarında mı istihdam edildi acaba? Fakat TÜİK bülteninde detaylara bakarsanız inÅŸaat sektörünün istihdam içindeki payı düÅŸmüÅŸ. Diyelim ki istihdam artışı, kamunun alt yapı harcamalarından kaynaklanmış olsun. Bu durumda da ekonomi yönetimi talebi canlandırmak için yanlış bir yöntem seçmiÅŸ demektir. Çünkü yol, kavÅŸak benzeri altyapı hizmetleri taÅŸeron firmalara verilen ihaleler aracılığıyla gerçekleÅŸmektedir. Bu firmalar da istihdam ettikleri iÅŸçilere asgari ücret ödemesi yaparlar; dolayısıyla gelir, marjinal tüketim eÄŸilimi yüksek olan iÅŸçilere gitmemiÅŸ olur.
Veriler, kentlerdeki genç iÅŸsiz oranının nerdeyse yüzde 29'a çıktığını gösteriyor. Önemli bir kısmı üniversite diplomalı olan bu insanların istihdam sorununun çözülmesi, sadece ekonomik deÄŸil sosyal açıdan da acildir. Nitekim kendilerini KPSS maÄŸduru olarak gören öÄŸretmen adayları geçtiÄŸimiz günlerde bir eylem de yaptılar. Aslında sorun KPSS'den kaynaklanmıyor. Sorunun temelinde eÄŸitim politikasızlığı ve plansızlığı yatmaktadır. Yoksa elbette ki istihdam edilecek öÄŸretmenlerin bir sınavla seçilmesi öÄŸretmen kalitesini artırıcı bir unsurdur.
TÜİK, hatırlarsanız bir ara, kiÅŸi başına milli geliri de bir yöntem deÄŸiÅŸikliÄŸi ile yaklaşık yüzde 30 artırmıştı. DoÄŸrusunu isterseniz ben o vakitler de cebimde bir kıpırdanma hissetmemiÅŸtim. Ne diyelim, iÅŸ bulan bu 600 bin kiÅŸiyi tebrik ediyorum, darısı geride bekleyen 3 milyon 382 bin kiÅŸinin başına.
TÜİK'in yayınladığı diÄŸer verilerde de garip sonuçlar gözleniyor. ÖrneÄŸin temmuz ayında tüketici güven endeksinde yüzde 3,4'lük bir azalma var. Buna karşın haziran ayında önceki aya göre ciro endeksi yüzde 7,5 ve sipariÅŸ endeksi ise yüzde 7,3 artmış görünüyor. Haziranda sipariÅŸler ve ciro bu kadar canlandıysa temmuzda tüketici güveni neden düÅŸüyor ki?