Serdar Akinan

kategori2

Doğan için kaçınılmaz son (mu?)

DoÄŸan Grubu'yla ilgili olan bitene ÅŸahit olduklarımıza dair bugüne kadar herhangi bir yazı kaleme almadım. Ancak, gelinen aÅŸama vahim.
İçeriÄŸini bilemememden ötürü bir türlü kaleme alamadığım bu durum, artık sessiz kalınamayacak bir düzeye ulaÅŸtı. Aldığım duyumlar ürkütücü...
'Bu iÅŸ bitti. Aydın Bey ya Uzan'ların durumuna düÅŸürülecek ya Dinç Bilgin'in... Yurt dışına yerleÅŸebilir' gibi inanılması gerçekten güç sözler iÅŸitiyorum.

Daha önce bu sütunda Türkiye'deki mevcut yapısal sorunların temelinde yatan ana meselelerden birinin medyanın sermaye yapısı olduÄŸunu açık açık defalarca yazmıştım. GeçtiÄŸimiz günlerde Nuray Mert'in Radikal'deki yazısı tam da bu 'meselemi' ifade ediyordu:

'Lafı dolandırmaya gerek yok, asıl sorunun medya-ticaret-iktidar iliÅŸkilerinin genel çerçevesi olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Bu konuda hiçbir grubun patronu ile anlaÅŸmamıza imkan yok. Zira, ben medya gruplarının baÅŸka ticari faaliyetlerinin olmasının kaçınılmaz olarak bağımlılık iliÅŸkisi doÄŸuracağını, bunun da özgür medya dediÄŸimiz kavramı fazlasıyla zorlayacağını düÅŸünüyorum.'

İdealler ve gerçekler elbette farklıdır.
Nuray Mert'in net ve tam ÅŸekliyle ifade ettiÄŸi tezi, meslek yaÅŸamım içinde paylaÅŸtığım farklı medya patronları bu çerçeveye, çeÅŸitli gerekçe ve örneklerle daima itiraz ettiler.
Bu ayrı bir tartışma konusu. Ama çok önemli...
Yalnız gelelim Doğan Grubu'nun muhatap olduğu duruma...
Bu açık bir hesaplaÅŸmadır. 28 Åžubat'ın ve sonrasındaki birçok haksız tavrın haksız rövanşıdır.
Yapılanlar; iktidarı perçinleme gayreti ve 'tarlayı düzleme çabası' bir yana; hiçbir vicdani, dini, ahlaki, ticari veya siyasi koda sığması mümkün olmadığına inandığım bir öfkenin kontrolsüz yansımasıdır.
Gerçekten ölçüsüz bir haksızlıktır.
'Efendim, ama DoÄŸan da bu iÅŸleri yapmış... Bakın. Denetimlerde çıktı...'
Neye göre?
Aynı muamele Çalık'a, Albayrak'a ve daha onlarca gruba neden yapılmaz?
Tek bir lafım olacak. Dün maÄŸdurdunuz... Bu muameleye tabi tuttuÄŸunuz yapı ise bu maÄŸduriyetin müsebbiplerinden biriydi. En azından algınız budur.
Ama, kültürünüzden ve geleneÄŸinizden beklenen intikam mıdır?
Kaldı ki bu grubun hakim sermayesi yani 'aile' bu anlamıyla tasfiye edildiğinde ne olacak?
Gene 'racon' mu kesilecek?
Kamu kaynakları, 'usulsüzlük ÅŸaibeleri altında', size yakın anlayıştaki sermaye sahiplerine kullandırılarak bu etkili medyaların sahipliÄŸi mi deÄŸiÅŸecek?
Doğrusu, ticaret-siyaset-medya arasındaki zehirli ve kirli bağları koparmak. İletişim uzmanları, medya sermayelerinin başka ticari faaliyetlerde bulunmasının engellenmesinin de yeterli olmadığı inancında.
Zira, kamu ihalesine giremese bile mesela kağıt alımında sübvanse edilebilirler ve bu da bir iktidar bağıdır. Aslolan, devleti kontrol eden hükümetin ticaretten çekilebilmesi.
Bir aktör olarak bu sahneyi terk etmesi sorunu çözebilir. Ve elbette, bu kez devreye küresel ÅŸirketler
girecek. BaÅŸka çıkar ve iktidar alanları medyanın
özgürlüÄŸü ve bağımsızlığı üzerinde gölge olacak.
İdealleri tartışabiliriz. Gerçekler tartışılamayacak
kadar ürkütücü ve düÅŸündürücü.
Hakikaten bu ülke nereye götürülüyor?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3