Herhalde Müjde Ar Hanım'ın Sezen Aksu üzerinde hakkı var. Ya da tersi! Aralarında bir hukuk olmalı ki Müjde Ar hanım televizyonda, üstelik kendi programında Sezen Aksu'yla ile ilgili bu kadar 'rencide edici', 'can sıkıcı', 'it yese kudurur' türünden kelamlar etsin. Örnekler ÅŸöyle:
'Sezen Aksu, bir konserinde 'Üç dublede önüme gelene telefon numaramı veririm' demiÅŸ. Sezen üç kadehi içtikten sonra telefon numarasını veriyor, 4 kadeh içtikten sonra da direkt BaÅŸbakan'ı arıyor!
...Bayramda Sezen'le beraberdik, evine gitmiÅŸtim. Neyse iki-üç kadeh içtik, bu sefer bu bana dedi ki; 'Bana bak bu Kürt meselesi çıkmaza girdi, hadi gel BaÅŸbakan'ı bu sefer beraber arayalım.' O an irkildim. 'Aman' dedim 'Emine Hanım (ErdoÄŸan) kızmasın.' Sezen 'Yok o bana alışkın. Veriyor hemen telefonu' dedi. Hakikaten iki de bir BaÅŸbakan'ı arıyormuÅŸ.'
Sezen Aksu'nun avukatlığını yapmak bana düÅŸmez. O kendini aslanlar gibi korumasını bilir. Benim derdim Müjde Hanım'la... 'Estetik düzeltmeleri' kendisine olaÄŸanüstü hoÅŸ bir ÅŸekilde yakıştırdığından söz ettiÄŸim yazıda da deÄŸinmiÅŸtim. Gösteri sanatlarının her birinde çok baÅŸarılı olur o. Hiçbir ek 'publicity'ye (medyada görünürlük), propagandaya, sansasyona, ona buna 'dokundurarak' adından söz ettirmeye hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. Hele Sezen Aksu'ya, hem de sanatçının belli bir süre için onların dünyasından geri çekilme kararı aldığı bir dönemde, 'dokundurmak' hiç olacak iÅŸ deÄŸil!
Müjde Hanım'a geçmiÅŸ olsun...
Kendinizi deÄŸil iÅŸinizi konuÅŸturun
Bugün ÅŸansımız insanlara susmayı önermekten açılmış olmalı... Üç kiÅŸiye daha susmayı önereceÄŸim. Biri Tamer KaradaÄŸlı, diÄŸeri Deniz Seki, üçüncü de tabii ki AyÅŸe Arman...
KaradaÄŸlı'nın 'eski, yeni, halen' eÅŸi olan hanımefendiyle AyÅŸe Arman zamanında röportaj yapmış mı? Yapmış... AyÅŸe Arman o zaman yapılan röportajda herhangi bir tahrifat yapmış mı? Hayır yapmamış. Yapmış olsaydı, herhalde Arzu Hanım olayı protesto ve tekzip ederdi.
Aradan yıllar geçiyor. Tamer KaradaÄŸlı, bir televizyon programında o zamanki röportajdan kalan yarasını belli etmemeye çalışarak, kendisiyle benzer olayları yaÅŸamışlar üzerinden 'Ben AyÅŸe Arman'a taktım' diyor ve ekliyor 'Memelerini de göstersin'.
Üstelik niyetinin anlaşılmayacağını sanarak yapıyor bu düzeyli açıklamaları... Buradan çıkarılacak ders ÅŸu: Åžöhret ve/veya marka kendini deÄŸil, iÅŸini konuÅŸturmalı, ya da 'iÅŸi baÄŸlamında kendisini'. Kendisini konuÅŸturduÄŸu zaman marka ve/veya piyasa deÄŸerinin artacağını sanmamalı. Yani kendisiyle ilgili susmalı!..
Bu arada AyÅŸe Arman da susmalı... Defans yapmak, bu düzeydeki (!) bir saldırıyı yasal baÄŸlamda deÄŸil, polemik baÄŸlamında ciddiye almak, saldırıyı yapana puan yazar, savunma yapana deÄŸil.
Susması gereken üçüncü kiÅŸi de Deniz Seki Hanım... Çoktan bazı uyanıklar kapısını çalmıştır: 'Haydi ver ÅŸu hapishane günlüklerini yayınlayalım..' Ya da 'Gelin sizinle bir röportaj dizisi yapalım. Åžöyle üj bej gün sürsün..'
BaÅŸ döndürücü, tahrik edici rakamlarla gelebilirler.. Deniz Hanım'ın da o rakamlara gerçekten ihtiyacı olabilir.. Bütün bu ÅŸartlarda dahi, Deniz Hanım'ın-Çin'in bütün çayını verseler-susması, susmanın bazen çok etkili bir iletiÅŸim aracı olabileceÄŸini unutmaması gerekir.
Oysa Seki hiç de böyle bir resim vermemektedir. Sürekli bülbül gibi ÅŸakıyacak, kendisini her an zor durumlara sokabilecek potansiyel bir çene düÅŸüklüÄŸü sergilemektedir..
Tabii ki, günü geldiÄŸinde hatırlarını da yayınlayacaktır, röportaj da verecektir. Ama günü geldiÄŸinde. O gün bugün deÄŸildir..
Ne kadar da çok susması gereken ÅŸöhret varmış deÄŸil mi?..
Sükutun altın olabileceÄŸini bazen hatırlamakta yarar var..