Dead Poets Society (Ölü Ozanlar DerneÄŸi) filmini çok sevmiÅŸtim. Bugünlerde o filmin adından esinlenerek bir 'Ölü yayın yönetmenleri derneÄŸi'nin kurulmasının uygun olacağına karar verdim.
Bu yeni dernekteki 'Ölü' lafı gerçek anlamda fiziksel ölümü anlatmıyor. Burada kastedilen; bir zamanlar yayın yönetmeniyken ÅŸimdi görevden alındığı için manen ölmüÅŸ durumda olan birtakım insanlardan bahsediliyor. Bunların sayısı hayli fazla ve sayının her gün daha artacağı da görülüyor. Hatta bu hafta sonuna kadar derneÄŸimize en azından iki yeni üye katılırsa hiç ÅŸaşırmam.
Bu dernek bir baskı grubu olarak faaliyette bulunmuyor. İki yayın yönetmeninin her hangi bir konuda anlaşıp ortak tavır alabilmeleri mümkün olmadığından dernek kimseye baskı falan yapamıyor, sadece üyelerinin üzerindeki baskıları hafifletmeye çalışıyor.
'Ölü yayın yönetmenleri derneÄŸi'nin bazı ana faaliyet alanları ÅŸöyle:
1- Eski yayın yönetmenlerinde emir verme alışkanlığı bulunduÄŸu ve eskiden dedikleri hemen yapıldığından, ÅŸimdi ise bakkala bile söz geçiremediklerinden bunalımdadırlar. O nedenle derneÄŸimiz bünyesinde yazı iÅŸleri toplantı odası olarak düzenlenmiÅŸ rehabilitasyon odaları bulunmaktadır. Odalara kadrolu personelimiz olan bazı aktör ve aktrisler oturtulduktan sonra tedavi altındaki yayın yönetmeni odaya girer ve hayali bir yazı iÅŸleri toplantısı yaparak özlemini giderir. Seans sırasında kendisini gerçek yayın yönetmeni sanan kiÅŸi birtakım talimatlar verir ve aktörlerimiz bunları hemen uygulamak için çalışmaya baÅŸlarmış gibi davranırlar.
Bazı üyelerimizin (örneÄŸin Sedat Ergin) seansı çok uzun sürmekte ve toplantının aşırı ciddiyeti nedeniyle oyuncu aktörlerimiz, yıpranma payı da dahil fazla mesai talep etmektedirler.
Aktörlerin en fazla katılmayı arzu ettikleri seans Serdar Turgut'un kendisini yayın yönetmeni sandığı seans olmaktadır. Onun seanslarında hemen hemen hiçbir ciddi konu görüÅŸülmemekte ve hatta haberlere bile bakılmamaktadır. O, seansını stand-up komedi yapar gibi bitirmektedir.
DerneÄŸimizde son günlerde en çok tartışılan ve merak edilen konu ErtuÄŸrul Özkök'ün üye olması durumunda, onun tedavi seanslarının nasıl geçeceÄŸidir. DerneÄŸin kadrolu aktörlerinin erkek olanları, onun tedavi seansına özellikle katılmak istediklerini belirttiler. Çünkü onun 'yazı iÅŸleri toplantısında' bol bol kadın fotoÄŸrafına bakılacağı bilinmektedir.
2- Dernek üyelerimizin rutin hayata tekrar alıştırılmaları çalışmalarımızda dernek yönetiminin en çok zorlandığı konulardan bir tanesi, tedavi altındaki eski yayın yönetmenine meslekte yükselmek isteyen genç kızlar bulup, tanıştırmaktır. Bu, derneÄŸimizin önündeki büyük engeldir. Çünkü hiçbir kız, kendilerine artık gerçekte yükselecek bir yer veremeyecek olan bu yaÅŸlı ve çirkin adamlarla bırakın tanışmayı, onları uzaktan bile görmek istememektedirler. DerneÄŸimizin üyelerinin hayli yalnız bir hayat sürdükleri söylenebilir.
3- Bazen dernek içinde çekiÅŸmeler oluyor. Sedat Ergin ve Ergun Babahan gibi isimler erken kongre filan isteyebiliyor. Ama Serdar Turgut onlara 'Bakın eÄŸer kongre filan yaparsanız ben bütün koltukları elime geçirebilirim, bunu bilin de ona göre hareket edin' diyor. Çünkü bu ülkede ÅŸimdi iÅŸsiz kalmış her üç eski yayın yönetmeninden en azından bir tanesi eskiden mutlaka AKÅžAM'ın yayın yönetmenliÄŸini yapmış durumda. Onları mobilize ederse, derneÄŸin yönetim kurulunu tamamen Serdar Turgut ve ekibinin ele geçireceÄŸi kesindir.
4- Üyelerimiz arasında iyice hasta olanlar, arada bir oyuncu sekreterlere 'Bana BaÅŸbakan'ı veya filanca bakanı baÄŸla' diye konuÅŸuyor. Bu tipleri sakinleÅŸtirmek hayli zor olsa da bir sakinleÅŸtirici aşı ile mışıl mışıl uyuyorlar. DerneÄŸimizde bu uykulara 'Power nap' (güç uykusu) dedik. Aşıyla uyutulan üyelerimiz kendilerini rahat hissetsinler diye böyle ad taktık zorunlu uykulara.
5- Tüm üyelerimizin en büyük sorunu hiç durmadan takıntılı bir ÅŸekilde 'Ben olsam...' diye baÅŸlayan cümleler kurmalarıdır. 'Ben olsam bunu manÅŸet yapardım', 'Ben olsam bu fotoÄŸrafı büyütürdüm' gibi cümlelerdir bunlar. DerneÄŸimizle anlaÅŸmalı çalışan psikiyatristler üyelerimizi bu adetlerinden kurtarmayı bir türlü baÅŸaramamaktadılar. Bu konu psikiyatristlerimizi çoktan bıktırdı ve aralarından bazıları yakında ErtuÄŸrul Özkök'ün de derneÄŸe üye olması durumunda dernek ile çalışmayı tamamen kesebileceklerini söylediler. Çünkü onun 'eski' yayın yönetmeni olması durumunda tamamen çıldırması bekleniyor. DerneÄŸimizde onu çekebilecek düzeyde sabırlı personel de maalesef yok.
6- Tedavi altındaki üyelerimizin tümü baÅŸkalarının ayağını kaydırmada ve oyun kurmakta uzmandırlar. Bu nedenle dernek içinde disiplinin saÄŸlanması bazen çok zor olmaktadır. Bunlar sadece patronu dinlemeye alışık olduklarından derneÄŸimizde bir adet patron rolündeki aktörümüz de var. O 'Patron' arada bir üyelerimize fırça çekiyor. Bunun tedavi sürecinde etkisinin çok iyi olduÄŸunu gördük. Üyelerimizin patron tarafından fırçalanınca tuhaf biçimde rahatladıkları bile gözlemlendi. 'Azarladığına göre atmayacaktır beni' diye düÅŸünüyor garipler.
7- DerneÄŸimize ilgi büyük. ÖrneÄŸin; üyelerimizin tamama yakını alkolik olduklarından dernek bünyesinde bir bar yaptırıp iÅŸleticiye verecektik. Öyle büyük ilgi topladı ki bu; ÅŸaşırırsınız. Galiba herkes bunun çok iyi bir yatırım olduÄŸunu düÅŸünüyordu. Serdar Turgut adlı üyemiz barın iÅŸletilmesine gönüllü oldu ama Sedat Ergin buna itiraz etti ve bir bar iÅŸletilecekse bunu ancak kendisinin yapması gerektiÄŸini söyledi. İş kendisine verildiÄŸi takdirde ilave olarak her gece canlı müziÄŸi da garanti etti. Bu konunun ErtuÄŸrul Özkök derneÄŸimize katıldıktan sonra karara baÄŸlanmasında uzlaşıldı. Ancak ne olur olmaz denilerek barda daima Fransız ÅŸarabı da bulundurulmasına oy birliÄŸi ile karar verildi.
Evet; 'Ölü yayın yönetmenleri derneÄŸi'nin faaliyetleri özetle bu ÅŸekilde. Sizler ÅŸimdi de 'Nereden çıktı bu dernek?' diye merak ediyorsunuzdur. Eh; ortada bu kadar hızlanan bir sektör varken ve hızla 'eski' olabilen yayın yönetmeni sayısı bu kadar fazlayken, bu sayının kısa sürede artacağı kesin gibiyken, sektöre bir yardım eli uzatılması gerekiyordu.
Bizler gibi atılmakta deneyimli olan eskiler önderliÄŸinde kurulan derneÄŸimizin çok faydalı bir iÅŸ yaptığını ve belki de bazılarını sonunda normale yaklaÅŸacak kadar tedavi ettirebileceÄŸini bile düÅŸünüyorum.