Dünyada bir fırtına gibi esen 'The Lost Symbol' kitabı sadece krizin eÅŸiÄŸinde olan yayıncılık sektörünü tek başına kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda çok yakında inanç ve dinler üzerine bir tartışmayı da baÅŸlatacak gibi gözüküyor.
'Da Vinci Åžifresi'nden sonraki kitap' diye bilinen bu kitabın zamanlaması da çok iyi. Zaten yazar Dan Brown zamanın trendine, gidiÅŸatına göre konular bulmakta artık uzmanlaÅŸtı.
2010'lu yıllarda tüm dünya ölçeÄŸinde dinler arası çekiÅŸmelerin bir yana bırakılıp herkesi kapayan daha büyük bir inanç patlaması olacağı tespiti uzun zamandır yapılıyordu. Bu tür düÅŸünceler Maya takviminin 2012 yılında bir 'Son'u iÅŸaret etmesinden ve çeÅŸitli tabiat felaketlerinin bir anda artmasıyla birlikte 'Son'un geleceÄŸi beklentisinin güçlenmesiyle yakından baÄŸlantılıdır.
Fakat yaklaÅŸanın gerçekte bir 'Son' olmadığı, yeni ve çok parlak bir baÅŸlangıç olacağı yorumu da vardır. O yeni baÅŸlangıç tarihine yaklaşılırken tüm dünyada maneviyatın ve inancın çok güçleneceÄŸi, insanlığın yeni ve aydınlık bir geleceÄŸe yürüyeceÄŸi de anlatılmaktadır.
Bu süreç ve yeni yaklaÅŸan dönem, masonların güçleneceÄŸi dönemdir. Çünkü uzmanlara göre sanılanın aksine mason örgütü inançsız deÄŸil aksine inanç olgusu hakkında en ciddi düÅŸünen ve ritüelleri de bulunan bir kuruluÅŸtur.
Maya takvimi bir 'Son'u iÅŸaret etmektedir ama bir gün sonrasının yeni bir baÅŸlangıç günü olacağını da anlatmaktadır. Hıristiyan dinindeki 'Son'u, kıyameti anlatan 'Apocalypse' kelimesi, Dan Brown'un da kitabında uzun uzun anlatıldığı gibi 'Yok olma' ve 'Kıyamet' anlamlarının yanı sıra büyük gerçeÄŸin görülmesi ve ifÅŸa edilmesi anlamına da geliyor.
Yok olmalarla, sonlarla uzunca bir süre uÄŸraÅŸmış, onlarca kitap yazmış bulunan insanların, 'Son' için verilen tarihin yaklaÅŸmasıyla birlikte daha önce anlatılanların içinde daima var olan ikinci ve daha pozitif anlama sahip çıkmaya baÅŸlamaları da ayrıca ilginç tabii ki.
Kendi bünyesinde birtakım gizemleri barındırdığını ve üyelerini kademe kademe bu gizemlere yaklaÅŸtırdığını iddia eden mason örgütleri, önümüzdeki dönemde dünyada kendi önemlerini artıran uygun ortamı bulacaklar gibi gözüküyor.
Dan Brown bu trendleri çok iyi kavrayıp kitabına kurduÄŸu çerçeve ile kendisini dalganın önüne bıraktı ve o dalga da ÅŸimdi onu tekrar milyarder yapıyor.
Åžurası artık biliniyor. Bir 'Son' da gelse yeni bir baÅŸlangıç da olsa ne olursa olsun Dan Brown mutlaka her iki duruma da milyarder olarak hazır.
Bazılarında hayli iddialı bir tespit var: Yakın gelecekte spesifik dinlerin önemı azalırken inancın önemi daha da artacak.
Bunu söyleyenlerin dayandıkları nokta ÅŸu: Önümüzdeki yıllarda pek çok tabiat felaketi yaÅŸanacak, gökten gelecek belalar ve salgınlar olacak. (Seller ve çeÅŸitli virütik salgınlar baÅŸladı bile. Bu trendi iyi görüp konuya girmiÅŸ olan Margareth Atwood 'The Year of the Flood' adlı son derece mistik unsurlarla dolu olan bir baÅŸka best seller kitabını da yazdı. Bu kitabı best seller listelerinde Dan Brown kitabından sona ikinci sırada görürseniz hiç ÅŸaşırmayın. İkisi de yeni dönemin hissiyatına ve manevi ortamına son derece uygun kitaplar).
Okumalarımdan bildiÄŸim kadarıyla kendi bünyelerinde her inaçtan her ırktan üye bulunduran masonlar inanç üzerine söylemlerinde bir dini ötekine kıyasla daha ön plana çıkarmıyor. Ancak Dan Brown kitabında kurduÄŸu çerçevede masonları Hıristiyanlığa açıkça baÄŸlıyor. Kitapta, ABD'nin baÅŸkenti Washington DC'nin göbeÄŸinde dikili Washington anıtının dibinde çok eski bir İncil'in gömülü olduÄŸu iddia ediliyor. Bu anıt son derece net bir biçimde eski Mısır'a ait bir anıt ve Amerika'nın kurucuları olan üst düzey masonlar (Bu tarihi gerçek, edebiyat deÄŸil) tarafndan diktirildi baÅŸkentin göbeÄŸine. Zaten Amerika kendi kuruluÅŸunun masonlarla baÄŸlantısını dünyaya yıllardır parası doların üstüne koyduÄŸu sembollerle açıkça anlatıp duruyor. Dolarda masonların sembolleri, sloganları net biçimde bulunuyor.
Bunun önemi ne, bizi neden alakadar ediyor diyorsanız; ÅŸöyle ediyor: Dünyanın içine gireceÄŸi koÅŸullarda, manevi ortamda önümüzdeki dönemde tüm insanlığın birbirine yaklaÅŸacağı ve aralarındaki farkları deÄŸil inançlı olma ortak özelliÄŸini ortaya çıkaracakları belki doÄŸru olabilir. Bu soyut inancın kendisine özgü bir söylemi gayet tabii ki vardır. Ama hiçbir büyük din o söylemin kendi başına kalıp kendi kurallarını koymasına izin vermek istemeyebilir. Dan Brown çok etkili olan ve dünya ölçüsünde okunan kitabıyla (Türkiye'de dünyayla aynı gün piyasaya çıktı kitap) yükselen inanç ortamında güç ibresini Hıristiyanlık'tan yana çevirmeye çalışmıştır.
Bunda kınanacak, kızacak bir ÅŸey yok tabii ki. Adam kendi dininden yana tavır koyuyor sadece ama bu örtülü rekabet dünyanın geleceÄŸini belirleme açısından çok önemli ve önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacak. Sadece biz haklıyız bizim inancımız daha üstün demek yetmeyebilir.
Bu ortamda dinamiÄŸi ele geçirmek için İslam aleminin bir an önce kendi içinden kendi hassasiyetlerini bilip tanıyan kendi Dan Brown'unu yaratması gerekiyor. Hem de acilen.
Dediklerimin abartılı ve çok soyut olduÄŸunu düÅŸünenlere sadece bu sonuca varmak için yıllardır bu tür konular üzerinde düÅŸündüÄŸümü ve çeÅŸitli kitaplardaki trendleri, alt metinleri iyi okuduÄŸumu söylemek istiyorum.
Türkiye bu İslam alemi içinde kendi Dan Brown'unu çıkaracak ülke neden olmasın ki?.. Hayal mi? Çok abartılı bir hayal deÄŸil. Yakında olabilir mi? Kafaya takılırsa tabii ki olabilir. Sadece kurgu gücü iyi olan, Kuran'daki ÅŸifreleri ve gizemleri iyi okuyup bunları romanına uyarlayabilecek iyi yazara ihtiyaç var.
Kitabın Türkçe çevirisi yakında piyasaya çıktıktan ve kitabı dikkatle okuduktan sonra tekrar hatırlarsanız çok sevinirim.