The Economist'in son sayısında ilginç bir analiz var. Önemli konulara deÄŸindiÄŸi ve Çin'in yapısını çok güzel derlediÄŸi için özetleyerek aktarıyorum. Ülkemizde gene cari denge, kur, iç tasarruf ve dış tasarruf sorunları gündeme gelecek, bu nedenle dünyayı anlayalım!
Tahminlere göre Çin bu yıl 297 milyar dolar cari denge fazlası verecek. Bu Asya'nın cari denge fazlalarının yarısı ve tüm dünyadaki cari denge fazlalarının yüzde otuz kadarı imiÅŸ. Her fazla veren için birçok açık veren var. ABD, İngiltere ve İspanya önemli açık verenler. Ancak kriz baÅŸladığından beri örneÄŸin ABD'nin cari denge açığı 2006 yılındaki yüzde 6 oranından (804 milyar dolar) 2009 yılında yüzde 2.8 oranına (395 milyar dolar tahmini var) inmiÅŸ olacak. Tabii Çin'in cari denge fazlası da azalıyor. Unutmamak gerek cari denge fazlası tasarruf fazlası demek. Cari denge açığı da tasarruf zafiyeti. Dünyada dengelenme için cari denge fazlası olanların tasarruf oranını düÅŸürmesi ve harcamaya baÅŸlaması gerekli. Ancak Çin 297 milyar dolar fazladan tahmini olarak 463 milyar dolar cari açığa dönerse ABD'nin tüm cari denge açığını kapatabilecek. Bu da tabii olmayacak bir ÅŸey. Çünkü Çin'de tasarruf etmek köklü bir gelenek ve bazı alanlarda da bir zorunluluk.
Bilimsel incelemelerde Çin'de en çok gençlerin ve en yaÅŸlıların tasarruf yaptığı gözüküyor. Kentsel ve genç ailelerde gelirin yüzde 30 kadarı tasarruf ediliyor. Bu baÅŸka ülkelerden çok farklı bir tutum. BaÅŸka ülkelerde gençler gelecek gelirlerine güvenerek borç alırken, yaÅŸlılar ise orta yaÅŸlarda saÄŸlanan tasarruf birikimini yaÅŸlılıkta harcarlar. Çin'de ne farklı?
Çin'de eÄŸitim ve saÄŸlık ülke sosyalist olmasına raÄŸmen devlet tarafından karşılanmıyor, kendisi ödüyor. Bu nedenle de tasarruf ediyor. BaÅŸka ülkelerde ise eÄŸitim ve saÄŸlık büyük çapta devlet tarafından karşılanıyor. Bu nedenle komik bir ÅŸekilde 'Çinliler kendi kendilerini vergilendiriyorlar' ÅŸeklinde bir espri ortada dolaşıyor. Çin 2009 -2011 arasında kamu saÄŸlık harcamalarının miktar ve kapsamını artırma programı uygulayacak. DiÄŸer taraftan kentsel çalışanların yarısını ve kırsal alanda çalışanların yüzde 90 kadarını kapsamayan sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminde de reform yapmayı planlıyor. Çin'de tasarruf oranının yüksek olmasının bir diÄŸer nedeni de Çin'de borçlanmanın çok zor olması. Genç ailelerin sadece yüzde 11 kadarı konut kredisi kullanmakta. Konut kredisi alanlar da genelde beÅŸ yılda geri ödemek için sıkı tasarruf yapmaktalar. Ayrıca Çin'de genç erkek sayısı genç kadın sayısından çok fazla. Bu nedenle bekar bir Çinli erkek evleneceÄŸi zaman arabam ve evim var diyemiyorsa pek talibi olmuyor. Aileler erkek çocuklara vermek üzere ev almak için de tasarruf ediyorlar. AraÅŸtırmalarda bu tür tasarrufun 1990 sonrasındaki toplam tasarruf artışının yarısını oluÅŸturduÄŸu gözüküyor. Bir de tabii ÅŸirket tasarrufları var. Enerji açıkça fiyat destekli ve sermaye de kamu bankaları tarafından çok suni bir ÅŸekilde destekli veriliyor. Bu da sanayinin ağır sanayi olmasını ve tezat ÅŸeklinde az emek kullanır olmasını getiriyor. Bankalar ise tasarruf yapanlara çok düÅŸük getiri veriyorlar. Bu kabaca 1980 öncesi Türkiye'nin durumu. Tasarrufçu ÅŸirketleri sübvanse etmiÅŸ bulunuyor. İlginçtir Çin'de ekonomi ve sanayi dev oranlarda büyürken istihdam yılda sadece yüzde bir artıyor. Ücret ve hane halkı geliri 1992 yılındaki yüzde 72 oranından 2007 yılında yüzde 55 düzeyine düÅŸmüÅŸ ve Çin'de tüketim GSYİH oranı yüzde 35 düzeyine gerilemiÅŸ. Yani gelirin önemli bir kısmı tasarruf edilmesine raÄŸmen hane halkı geliri çok düÅŸük oranda. Bu nedenle milli gelirin çok yüksek bir kısmı ÅŸirketlere ÅŸirket karı olarak akmakta. 2007 yılında ÅŸirket karları GSYİH'nın yüzde 22 kadarı. Üstelik ÅŸirket karları ÅŸirketlerde kalıyor, borsada kayıtlı ÅŸirketlerin yüzde 45 kadarı kar etmelerine raÄŸmen hiç temettü dağıtmamışlar. Çin'in kamu ÅŸirketleri de kriz baÅŸlangıcına kadar devlete hiçbir aktarım yapmazlardı. Bu yıl yapmaya baÅŸlamışlar. Çin'de büyük ÅŸirketlerde hisse sahiplerinin sözü hiç geçmez, bu nedenle de ÅŸirket karı ÅŸirkette kalır. Ayrıca banka kredileri de büyük ÅŸirketlere gider. Küçük ÅŸirketler ise banka kredisi almaları mümkün olmadığı için kendi tasarruflarından ve karlarından beslenmeye mecburlar. Bu nedenle Çin'de hane halkı deÄŸil ÅŸirket tasarrufları tasarruf artışının arkasındaki kurumlardır. Åžirketler de tasarruflarını yatırıma çevirip yüksek tasarruf ve yüksek yatırım ile devam eder.
Ancak birçok Çin ÅŸirketi ülke içinde düÅŸük gelir nedeni ile pek müÅŸteri bulamayıp ihracata saldırırlar. Bu nedenle de üretimleri dış piyasalara satabilmek için Yuan düÅŸük deÄŸerli tutulur. Aşırı yatırımın sonucu düÅŸük iç tüketim olur. İhracatçıların çoÄŸu ise küçük firmalardır. Bunlar yukarıda söylenenin tersine daha çok emek ve daha az sermaye kullanan ÅŸirketlerdir. Dolayısı ile ihracata dönmeye mecburdurlar (mesela tekstil üreticileri ). İç piyasaya ise büyük ÅŸirketler hakimdir. Küçükler onlarla rekabet edemezler ve dış piyasalarda çözüm ararlar.
Çin'in bu dengeleri muhafaza etmek için kurları suni olarak düÅŸük tutması ise ABD gibi ülkeleri rahatsız etmektedir. Ama son dönemde Çin, ABD Doları'nın imparatorluÄŸunu tehdit edip rezervlerini ABD Hazine bonolarından baÅŸka tip ve para biriminde varlıklara çevirmeye baÅŸladığı için de ABD'nin kur itirazları yavaÅŸça ortadan kalkmakta. Çünkü dev ABD bütçe açığı ve hızla artan ABD borcu tasarruf fazlası olan Çin tarafından satın alınmak zorunda! Tuhaf bir denge var yani!