Evet artık ayaklanma vakti geldi. İster daÄŸa çıkın ister ÅŸehir gerillası olun, bu acımasız düzene karşı, erkekleri sömüren ve mahveden evlilik kurumuna karşı ortak tavrımızı koyup, kurum bir daha ayaÄŸa kalkamayacak biçimde yıkılıp yok edilinceye kadar kararlı mücadelemiz sürmelidir.
ÇaÄŸrımı tüm erkeklere yapıyorum. Çünkü benim çektiÄŸim acıların ve dehÅŸet içindeki yaÅŸamın hemen her erkeÄŸin başında olduÄŸunu biliyorum.
Ben kendi çektiklerimi yazdıkça 'O da bir ÅŸey mi; bir de benim yaÅŸadıklarıma bak' diyen mektuplar alıyorum durmadan.
ÖrneÄŸin; çalmakta olan cep telefonunu çantasında aramaya baÅŸlayan bir kadın yüzünden hayatı tamamen mahvolmuÅŸ adamlar bile var. Bu yazı yazılırken kadının telefonunu çantasında hala daha aramakta olduÄŸuna eminim. Telefonun sesi de kesilmiyor nedense. İnsanın arayanı bulup onu geberinceye kadar boÄŸası geliyor. O çantada kadınlar hiçbir ÅŸey bulamaz ama ben elimi soktuÄŸumda Rana'nın o anda aradığı her ÅŸeyi- bunlar araba anahtarı, cep telefonu veya elektrikli testere de olabilir-anında buluyorum.
Ben bir keresinde çantaya soktuÄŸum elimi kaybettiÄŸimi sandım, acayip panikledim. Neyse ki evde arkadaşım vardı, o yardım etti de elimi çantadan saÄŸ salim ciddi bir hastalık filan kapmadan kurtarabildik.
Tabii acılarımız ortak olsa da beni erkekler arasında özel kılan bazı koÅŸullar var. Bunları biraz sonra açıklayacağım. Devrimci örgütlerde çekmekte olduÄŸu acı en büyük olan, acımasız rejimin baskısını üzerinde en çok hisseden kiÅŸiler daima lider olur. Devrimci mücadelenin öncü gücü onlardır. Dolayısıyla evlilik kurumunu yıkacak bu örgütün de doÄŸal lideri ben olacağım. Bu böyle gözüküyor.
Benim acı çekme konusunda yıllardır sürmekte olan bir deneyimim var. Yani kıdemli mahvolmuÅŸ koca sayılabilirim.
Neden örgütün doÄŸal lideri olmam gerektiÄŸine gelince...
ÖrneÄŸin; geçenlerde kontroller yaptırmak için hastaneye gittim. Yarım saat sonra 'Ne yapıyorsun?' demek için beni aradı. Ne yapabilirim ki; hastanedeyim iÅŸte ya, bir yerimi kestireceÄŸim ya da orama burama bir ÅŸeyler sokturup karıştırtacağım yani acil servisi kapatıp içeride toplu seks partisi yapacak halim yok ya deÄŸil mi?
Ben kontrol yaptırmaya baÅŸladığım yıldan beri durum böyle. Hep aynı soruyla arıyor beni.
Ama geçenlerde bardağı taşıran olayı yaÅŸadım. Prostatımı kontrol ettirmem gerekiyordu. Prostat sonografisi çektirdim. Bu hayli ilginç deneyimdi. Biliyorsunuz prostat, makattan girilerek kontrol edilebilen bir organ. Sonografi ise yine oradan sokulan bir makine ile çekilebiliyor. Büyükçe alet içeriye giriyor ve üstelik hareket de ediyor. Tam bu ilginç iÅŸlem baÅŸladı, telefonum yine çaldı. 'Açma' diyorsunuz deÄŸil mi? 'Yanında telefon taşıma' diye düÅŸünüyorsunuz deÄŸil mi? Bu tür davranışlar sonucu çok daha vahim olan geliÅŸmelere yol açabiliyor. Deneyimim böyle. Bir keresinde kolonoskopi yaptırıyordum, cep telefonunu açamadım. Beni bulduÄŸunda ilk sorusu direkt olarak 'Kadının adı ne?' oldu. Ben o tür sorularla aniden karşılaÅŸtığımda daima kendimden ÅŸüpheye düÅŸerim. 'Acaba benim bilmediÄŸim, hatırlamadığım bir vukuatım mı oldu?' diye kuÅŸkulanırım. Bu kuÅŸkulu halim ise Rana'ya ÅŸüphelerinin kesin doÄŸru olduÄŸunu göstermeye yeter artar bile.
Dolayısıyla ben popomun içinde hareket etmekte olan hayli iri bir makine varken telefonu bu yüzden açtım.
Rana tabii ki 'Ne yapıyorsun' diye sordu. Olan biteni detaylı bir ÅŸekilde anlattım. EtkileneceÄŸini düÅŸündüm ama sadece 'OÄŸlanı da alıp yemeÄŸe çıkalım' dedi. 'Bugün akÅŸama kadar ölmezsem olur çıkarız' dedim.
Tüm mesele bundan ibaret olsa fazla tepki vermezdim. 'Ne olacak artık alıştım böyle ÅŸeylere' der geçer giderdim ama bu kez beni asıl kızdıran nokta, potansiyel olarak hoÅŸuma gitmesi ihtimali büyük olan bir durumda bile özellikle rahatsız edilmemdi.
Meseleyi ÅŸöyle ifade edeyim. Bu prostat sonografisini üç kez üst üste çektiren bir adamın sonunda çılgın bir eÅŸcinsele dönüÅŸmesi ihtimali büyüktü. Hayatta beni mutlu etmesi ihtimali olan hiçbir ÅŸeyi müdahale edilmeden sonuna kadar yapma imkanım artık yok. Bunu tekrar o gün anladım.
Bir ara not aktarayım, sonra hastaneye döneriz. New York'tayım yahu New York'ta. Porno dükkanına gittim, birkaç dolar atıp film seyretmeye baÅŸladım. Telefonum yine çaldı.
Kabinin içinde dursam seslerin ne olduÄŸunu soracaktı. O zaman henüz 3G sistemi gelmemiÅŸ olduÄŸundan etrafı ona telefondan gösterme imkanım da yoktu. Seslerin benimle alakası olmadığını anlatmak için yaklaşık bin saat filan uÄŸraÅŸmak zorunda kalabilirdim. Bu olmasın diye attığım paraları ziyan edip çıktım kabinden. Haydi pratiÄŸi bana yasak anladım da seksin teorik olanı bile neden yasak bana, bunu kaldıramıyorum iÅŸte.
Prostat sonografisinin yeterince keyfini çıkaramadıktan sonra baÅŸka bir odaya geçtim. Başımda hemÅŸireler, doktorlar var. Hepsi aynı anda bir ÅŸeyler yapıyor, göÄŸsüme filan aletler baÄŸlanıyor. Ben panik içinde 'Acaba acı çekecek miyim?' diye düÅŸünüyorum. Zırrr yine telefon. Son aradığından bu yana ne yapabilirim ki? Popomda durmadan hareket etmekte olan aleti çıkarıp bir kadına kaçacak deÄŸilim ya, bu radikal geçiÅŸi deÄŸiÅŸimi yapabilmek mümkün mü? Arzu etsem dahi fiziksel olarak imkansız bu radikal deÄŸiÅŸim.
Neyse; ben adım adım acı düzeyini bilmediÄŸim yeni bir teste doÄŸru yaklaşırken, Rana bana kendisine bir vitamin almamı söyledi. Doktor arkadaşımıza hangisinin en iyi olacağını sormamı istedi. Ben o an bir devrimci ayaklanma provası yaptım ve peki 'Sen niye sormuyorsun dedim'. 'Sen sor, ben telefonda konuÅŸmaktan hoÅŸlanmıyorum' diye cevap verdi. Telefonla konuÅŸmaktan hoÅŸlanmaması iyi bir ÅŸeydi ama neden konuÅŸtuÄŸu kiÅŸi ben olduÄŸumda bir istisna yapıyordu. Benim bahtım niye böyle karaydı, bunu anlayamadım iÅŸte.
Yeni teste girmeden önce hangi vitamini almam gerektiÄŸini de öÄŸrendim ve ÅŸöyle bir ÅŸey hayal ettim; bir gün ben yakın gelecekte hangi gün öleceÄŸimi öÄŸrensem bile bunu Rana'ya söylediÄŸimde, 'İyi daha vakit varmış, bari ölmeden önce markete uÄŸra da sipariÅŸlerimi al' filan diyecektir mutlaka.
Bunu düÅŸündükten hemen sonra da artık ayaklanmanın vaktinin kesin geldiÄŸini düÅŸündüm ve amacı evlik kurumuna karşı ölünceye kadar savaÅŸ olan bu örgütü kurmaya karar verdim.
Åžimdi ben devrimci ÅŸiddet kullansam beni kınamak mümkün mü?