Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Yeni dünya düzeninde neler 'in' neler 'out'?

IMF toplantıları İstanbul'da geniÅŸ bir katılımla ve son derece güzel ve zamanında yetiÅŸtirilmiÅŸ yeni  Kongre Merkezi'nde, düzenli bir organizasyon olarak gerçekleÅŸti ama, ne kararlar alındı derseniz, ortada alınmış pek bir karar yok gibi gözüküyor. Benim görebildiÄŸim kadarı ile medyaya yansıyan G-20'nin dünya için en önemli karar mercii haline gelmesi ve IMF'in de G-20'nin bürokrasisi haline dönüÅŸmesi. Ancak iktisatçı gözü ile bakıldığında kriz sonrasındaki tartışmalarda ortaya çıkan bazı yeni teknik tercihler var.
IMF tarafından çıkartılan 'Finance and Development' dergisinin son sayısında Harvard Üniversitesi Profesörü Jeffrey Frankel, uluslararası parasal ekonomi alanında genel kabul gören tercihler arasında 'in' ve 'out' olan beÅŸ kategoriyi özetlemiÅŸ. Özet, IMF'in dergisine, sipariÅŸ üzerine yazıldığına göre IMF'in yeni teknik tavsiyeleri ve tercihleri de bunlar diye düÅŸünmek doÄŸru olur.

Birinci olarak 'out' olan G-7  kavramı. Yeni 'in' olan ise  G-20. 1975 yılında, Bretton Woods sistemi çöktükten sonra, geliÅŸmiÅŸ ülkeler Fransa'da toplanmış ve dünya para sisteminin yönetilmesi için bir kooperasyon yaklaşımı ortaya çıkmış, 1985 ve 1987 yıllarında özellikle Plaza ve Louvre anlaÅŸmaları çerçevesinde G-7 Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD'den doların gidiÅŸatına müdahale etmiÅŸ, 1997 yılında Rusya da bu ekibe eklenerek G-8 ortaya çıkmıştı. G-20 12 yeni ülke ve Avrupa birliÄŸi eklenerek G-7'nin geniÅŸlemesi demek. Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Türkiye, Rusya,Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore eklenen ülkeler.

İkinci olarak, 'out' olan döviz kuru rejimlerinde 'corners' hypothesis, 'in' olan ise ara rejimler. Dünya döviz kuru sistemleri dalgalı kur (floating), yönetilen kur, yumuÅŸak sabit kur ve katı sabit kur (katı sabit kur currency board, cuerrency union ve dolarizasyondan oluÅŸuyor) gibi dört kategoride düÅŸünülebilir. 1992-1994 ERM krizi sonrası 1994 yılında Barry Eichengreen tarafından ortaya atılan 'fix or float' yani ya bir uca git, dalgalı kuru seç, ya da öbür ekstremde kuru sabitle yaklaşımı, 1997-1998 Asya krizi sonrası geliÅŸen ülkelere de uygulanmıştı. Bugün kısaca 'fix or float' ÅŸeklinde özetlenen yaklaşım 'out' oluyor gibi. Yerine 'in' olan ise, sabitleme veya tamamen piyasaya bırakma arasındaki tüm ara rejimler. IMF araÅŸtırmalarına göre üyelerinin kabaca yarısı bu tür ara rejimler kullanıyorlar.

Üçüncü olarak 'out' olan kurlara müdahale, yerine 'in' olan ise döviz rezervi tutma. Bugün 'bir para biriminin doÄŸru deÄŸeri ne olmalıdır' veya 'adil olmayan kur manipülasyonu' gibi sözler teknik olarak kabul görmemeye baÅŸladı ve 'out' olmakta (ABD de yavaÅŸ yavaÅŸ Çin'i eleÅŸtirmekten vazgeçiyor çünkü fazla bağırırsa büyük borçlanmasını Çin finanse etmeyecek). Bu nedenle kura müdahale günah olarak kabul edilmekten çıkacaksa, bolca döviz rezervi bulundurmak da yeni kurtuluÅŸ çaresi olarak görülmekte. Yani döviz rezervi tutmak 'in' oldu. Aralarında Türkiye'nin de bulunduÄŸu yüksek döviz rezervi tutan ülkeler, 2008 yılındaki kriz ortamındaki panikte, geçmiÅŸte yaÅŸadıkları büyük devalüasyonları yaÅŸamadılar.
Dördüncü 'out' dar anlamda enflasyon hedeflemesi ve yeni 'in' varlık fiyatı balonları karşısında pasif kalmamak. Son on yılda enflasyon hedeflemesi en çok kullanılan Merkez Bankası para politikası yaklaşımı haline gelmiÅŸti. Enflasyon hedeflemesinin iki ÅŸekli vardı. Dar anlamda enflasyon hedeflemesi (narrow targeting) genelde tüketici fiyatları ile hedeflenen bir enflasyon düzeyi tespit etmek ve salt bu hedefi tutturmaya çalışmak olarak özetlenebilir. Esnek enflasyon hedeflemesi (flexible targeting) ise örneÄŸin 'Taylor Rule' denen türden çeÅŸitli kurallar ve  yaklaşımlar çerçevesinde hem enflasyonu hem de çıktıyı hedeflemeyi içeriyor. Genel enflasyon hedeflemesi çerçevesinde de varlık fiyatlarına, döviz kurlarına, ihracat fiyatlarına ancak enflasyona katkı yaptıkları oranda dikkat etmek ÅŸeklinde bir yaklaşım hakim olmakta idi. Bugün özellikle 'dar anlamda enflasyon hedeflemesi' 'out' oluyor ve özellikle varlık fiyatları balonları ile mücadele etmek 'in' haline geliyor.

BeÅŸinci 'out' olan doların dünyanın rezerv parası olarak büyük avantaj kullanması, yeni 'in' ise birden fazla para cinsi ÅŸeklinde döviz rezervi tutmak. ABD geçmiÅŸte Bretton-Woods döneminde sahip olduÄŸu makro dengeler, saÄŸlam bütçe, cari denge fazlası, oldukça sabit dolar döviz kur gibi özelliklere artık sahip deÄŸil. YaÅŸanan global kriz ABD ekonomisinde özel sektör varlıklarının (hisse senetleri gibi) deÄŸerlerini periÅŸan etti, cari açık dev boyutta idi, bütçe açıkları ve kamu borç oranları çok büyük düzeylere geldi. Bu ÅŸartlar altında, ABD kamu menkul kıymetleri hala piyasası en likit menkul varlıklar olsa da, ABD'nin kendi parası cinsinden sonsuz borçlanması devam edemez. Dolar da 1973-2009 arasında yüzde otuzu aÅŸan oranda deÄŸer kaybetmiÅŸ durumda (FED tarafından yayınlanan Major Currency Index hesabı ile). Bazıları krizin nedeni Asya'nın aşırı doz tasarrufu deseler de, ABD'nin artık en iyi kalite varlıkları piyasaya sürdüÄŸü tezi çöktü. ABD artık sadece tarihsel nedenlerle ve ekonomisinin büyüklüÄŸünden dolayı rezerv para avantajını kullanabiliyor. Ama artık dolar 'out' ve rezervleri birden fazla para ÅŸeklinde tutma 'in' oldu. Euro veya SDR temelli yeni bir dünya parası düzeni ciddi rakip olarak ortaya çıkıyor.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3