Ali Saydam ali.saydam@aksam.com.tr

kategori2

'Babam ve Ustam'ı kaybettim..

İtalyan yönetmen Paolo ve Vittorio Taviani kardeÅŸlerin 1977 yılında çektikleri bol ödüllü ünlü filmlerinin adıdır: 'Padre Padrone'... Babam ve Ustam diye oynadı bizde... Ne hikmetse en azından filmin adı, bana hep Halit RefiÄŸ ile iliÅŸkilerimi hatırlatır...
Halit Bey'le onun peÅŸinden koÅŸarak tanıştım. 80'li yılların başıydı.. Bir dergimize sinema eleÅŸtirileri yazdırmak istiyoruz... En iyisi kim? AraÅŸtırıyoruz... Bütün yollar Halit Bey'e çıkıyor. Sinema yazarı sevgili dostum rahmetli Erman Åžener 'O hepimizden iyiydi!' derdi... Sonra da eklerdi: 'Ne yazık ki yönetmenliÄŸi tercih etti!'
 Halit Bey o sıra bırakmıştı sinema yazılarını. Bir süre Milliyet'te yazmıştı. AraÅŸtırmıştım. Mükemmel yazılardı. Sinemanın çok ötesinde fikir yazıları...
Bir yerlerden telefonunu buldum. Aradım. Kendimi tanıtmam, derdimi anlatmam uzun sürdü. 'Ben artık yazmıyorum!' dedi... Bırakır mıyım peÅŸini?.. Kendi de söylerdi... 'AÄŸzımdan girdi burnumdan çıktı, beni ikna etti! Kıramadım, kabul ettim'...
Evine gittim... O zamanlar Cihangir'e çıkan yokuÅŸta oturuyorlardı, Gülper'le... PapaÄŸanları, kitapları, piyanoları, Adnan Saygun'un, Kemal Tahir'in resimleri, Beethoven'ın büstü, uzun saatler onu dinlediÄŸim, bol bol fırçasını yediÄŸim, azarını iÅŸittiÄŸim koltukları ve tabii kedileri...
Sonra yayınevine davet ettim. Ve benim için hayatımın en renkli, en zenginleÅŸtirici, en yorucu, en zevkli, en yaratıcı serüveni baÅŸladı... Bravo'da, Playboy'da, Sanat Olayı'nda birlikte olduk. Pek çok TV programında boy gösterdik. Ve tabii ki onun fikri liderliÄŸinde Türk NPQ'sunu yıllarca yayınladık... Derginin orijinalinin editörü Nathan Gardels'ın ona ve fikirlerine duyduÄŸu hayranlığa tanık olmasam ve diÄŸer uluslararası fikir adamlarının onun karşısında olmaktan duydukları saygı ve onuru paylaÅŸmamış olsam, 'abartıyorlar' derdim...
Gülper'in ailesinden kalma alışkanlığı sürdürüp Sapanca'nın Mahmudiye köyüne gitmeye baÅŸladıklarında biz de onlara takıldık... Yüz yıllık bir köy evi kiraladık. DoÄŸa ile dost olmanın zevkini çıkarmayı ondan öÄŸrendiÄŸimi açık yüreklilikle teslim edebilirim...
Yıllarca neredeyse her hafta sonu uzun yürüyüÅŸlerde benim eÄŸitim sürdü. Hödük ve cahil Marksistlikten, daha az cahil ve daha az hödük bir 'tarihi gerçekçi'liÄŸe giden yoldaki ilk emekleme, ilk minik adımlar, Mahmudiye Köyü'nün ormanlarının içindeki uzun yürüyüÅŸlere rastlar... Bugün bir dünya görüÅŸüne sahip olduÄŸumu iddia edebiliyorsam, bunun temel taÅŸlarını Halit Bey'le birlikte koyduÄŸumuzu sadece bugün onun arkasından söylemiyorum. Yukarıda Allah, yeryüzünde eÅŸi, eÅŸim, kızım, oÄŸlum, asistanım, Ülkü KaraosmanoÄŸlu dostum ve benim kitabımı, yazılarımı okuyan herkes tanıktır...
Ne kadar da kızardı bana... Sonra biraz da gönlümü almak için olacak, Kemal Tahir'in kendisine sevgi dolu serzeniÅŸlerinden söz ederdi. Söze 'Bak, AliciÄŸim!' diye baÅŸladı mı, ardından ne geleceÄŸini sezinlemek zor olmazdı. Yüzüme vurmazdı ama ben bilirdim bende neleri eleÅŸtirdiÄŸini: Bugün benim de çevremdekileri 'itip kaktığım' zaaflardı vurguladıkları...
Bütünsellik içinde bakamamak.. Derinlik kazanamamak... Konuları baÅŸkalarından dinleyip okumak, kaynağına inememek (gazete entelektüelliÄŸi)... Tarih bilinci kazanamamak (resmi tarihe takılıp kalmak)... Memleket sevgisini demode bir duyarlılık olarak görmek... İslamiyet'i ve kültürünü ön yargılarla yadsımak ve bu nedenle içinde yaÅŸadığı milletin ortak ruhi ÅŸekillenmesini kavrayamamak... Her Müslüman'ı ÅŸeriatçı mürteci; her subayı darbeci faÅŸist; her zengini vahÅŸi kapitalizmin bir uzantısı; yabancılarla iÅŸ yapan her Allah'ın kulunu vatan haini olarak görmek...
Allah'tan Halit Bey'le ilgili piÅŸmanlıklarım çok yok... 'Ah keÅŸke ÅŸunu da yapsaydık!' diyeceÄŸim ÅŸeyler çok az... Ona saygıda hiçbir zaman kusur etmedim. 'KeÅŸke ÅŸöyle davranmasaydım!' diyebileceÄŸim kötü bir hatıramız da yok... Bundan büyük mutluluk olabilir mi bir insan, bir üst düzey iliÅŸki için...
Öz babamla son 7 yılımızda benzer bir iliÅŸki kurmayı baÅŸarmıştım... Ancak o yaÅŸa geldiÄŸimde iliÅŸkiyi onun deÄŸil benim yönetmem gerektiÄŸini kavramıştım... Onun da vefatında içim çok rahattı... Åžimdi de garip bir huzur ve esenlik duyuyorum... Dünyanın en büyük düÅŸünürlerinden birinin bunca yıl bu kadar yakınında durabilmiÅŸ olmak ne büyük ayrıcalık... Ondan 'irfanlı olmayı' öÄŸrenmeye çalışmak ve daha pek çok hasletin kapılarının aralandığı ufuk turlarına birlikte çıkabilmenin huzur ve esenliÄŸini yaÅŸamak ayrıcalık deÄŸil de nedir?
'Dünyanın en büyük düÅŸünürlerinden biri' tespitime katılmayacaklar ve abarttığımı düÅŸünenler olacaktır... Hiç itirazım yok... Hayattaki tek baÅŸarımı, herkes gibi düÅŸünmemeye borçluyum. Onu da zaten 'Babam ve ustamdan öÄŸrendim'...
Yolun açık olsun sevgili büyüÄŸüm...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3