AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-10-14

kategori2

Medyada taşlar oynuyor

Bundan birkaç yıl önce Başbakan'a çok yakın iki isimle Cihangir'de bir kafede buluştuk.
Sohbet dereden tepeden şeklindeydi.
Fakat konuşmanın bir yerinde medyada şimdi çok etkin yerde olan isim, 'Sayın Başbakan'ın şunu görmesi gerek. Bugünkü medyada etkin olan sermaye yapısı ve medyanın gücü (Başta Doğan Grubu; büyük medyayı kastederek) hareketimiz açısından ordudan daha tehlikelidir. Önümüzdeki süreçte medyada etkinliği artırmak şart' mealinde bir cümle kurmuştu.
Çok da haklıydı... Hakim medya sermayesinin 'iman evreni' TÜSİAD'sa, AKP hareketininki aslında MÜSİAD'dı...

Bu süreçten sonra ne oldu?
Sabah el değiştirdi... Uzan'lar silindi...
İpek'ler, Çalık'lar medya mahallesinin yeni patronları oldular.
Şimdi Doğan'ın iki önemli gazetesindeki 'hareketi' bu anlamda mı okuyacağız?
İktidar, bir yandan medya sermayesini ele geçirirken, bir yandan da ele geçiremediği en büyük kaleyi vergi cezaları ile köşeye sıkıştırıyor ve bu grupta 'biat etmeye mi başlıyor?'
Yani köşeye sıkışan Doğan eline tutuşturulduğu iddia edilen 'tasfiye edilecek gazeteciler listesi'ni devreye mi alıyor?
Diyet mi ödüyor? Elbette hayır... Ben yapılan tasarruflardan bunu okumuyorum.

Tıpkı Çölaşan olayında okumadığım gibi.
Bu korkudan ötürü bir teslimiyet değil. Tersidir.
İki sebepten ötürü...
İlki Tayfun Devecioğlu hiç de 'yumuşak üsluplu, uzlaşmacı' bir profil çizmedi Vatan'da...Vatan agresif ve muhalif bir gazete oldu.
Yani Devecioğlu'nun Milliyet'in başına gelmesi 'AKP'ye zeytin dalı' değildir.
Mehmet Tezkan'ın Vatan gazetesindeki yazılarına retrospektif bir bakış fırlatalım.
Tezkan, Cumhuriyet'ten bu yana, mesleki siciline çizik attırmamış bir isimdir. Yani, ileride, 'AKP'li yıllar olarak' anılacak bu süreçte Tezkan adının 'dimdik durabilenler' listesinde yer alacağına şahitlik ederim.
Taşlar oynuyor bu kesindir. Medyada büyük taşların oynaması demek hareketin devamının geleceğinin işaretidir.
Endişem şu: Doğan Grubu, şayet bir uzlaşma olmazsa, parçalanabilir. Küçülebilir...
Burada temel kaygım; daima altını çizdiğim nokta; 'medya sermayesinin yapısı'dır.
İktidar, seçim sathına girerken, bence 'vuruşarak çekilme' kararı almış bir medya grubuna karşı, muhtemelen, daha da sertleşecektir.
Bunda başarılı da olacaktır. Gücün kontrolü onda...
Endişem şu: Yandaş bir başka anlayıştaki sermayeye peşkeş çekilecek buraları...

Oysa, ideali, AKP iktidarının yasal bir düzenleme yaparak, medya sermayesine açık iş kısıtları getirmesi ve Ankara ile olan her türlü ticari bağlarını kalıcı bir şekilde kesip atarak, Türkiye'nin bu en temel yapısal sorununa kesin bir çözüme kavuşturmasıydı...
Bu ilk olarak biz gazetecileri rahatlatırdı. Sonra da şeffaf ve bağımsız bir medya sermayesi yapısı altında yeşerecek ifade özgürlüğünün gerçek demokrasiye nasıl bir katkı sunacağı görülürdü.
Şimdi başka bir raya oturuyoruz.
Medya üzerinden çok çetin bir kavgaya şahit olacağız.
Bu taşların oynaması hayra alamet değil... Bunu bilin ve görün.