AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-10-14
Evet artık ayaklanma vakti geldi. İster dağa çıkın ister şehir gerillası olun, bu acımasız düzene karşı, erkekleri sömüren ve mahveden evlilik kurumuna karşı ortak tavrımızı koyup, kurum bir daha ayağa kalkamayacak biçimde yıkılıp yok edilinceye kadar kararlı mücadelemiz sürmelidir.
Çağrımı tüm erkeklere yapıyorum. Çünkü benim çektiğim acıların ve dehşet içindeki yaşamın hemen her erkeğin başında olduğunu biliyorum.
Ben kendi çektiklerimi yazdıkça 'O da bir şey mi; bir de benim yaşadıklarıma bak' diyen mektuplar alıyorum durmadan.
Örneğin; çalmakta olan cep telefonunu çantasında aramaya başlayan bir kadın yüzünden hayatı tamamen mahvolmuş adamlar bile var. Bu yazı yazılırken kadının telefonunu çantasında hala daha aramakta olduğuna eminim. Telefonun sesi de kesilmiyor nedense. İnsanın arayanı bulup onu geberinceye kadar boğası geliyor. O çantada kadınlar hiçbir şey bulamaz ama ben elimi soktuğumda Rana'nın o anda aradığı her şeyi- bunlar araba anahtarı, cep telefonu veya elektrikli testere de olabilir-anında buluyorum.
Ben bir keresinde çantaya soktuğum elimi kaybettiğimi sandım, acayip panikledim. Neyse ki evde arkadaşım vardı, o yardım etti de elimi çantadan sağ salim ciddi bir hastalık filan kapmadan kurtarabildik.
Tabii acılarımız ortak olsa da beni erkekler arasında özel kılan bazı koşullar var. Bunları biraz sonra açıklayacağım. Devrimci örgütlerde çekmekte olduğu acı en büyük olan, acımasız rejimin baskısını üzerinde en çok hisseden kişiler daima lider olur. Devrimci mücadelenin öncü gücü onlardır. Dolayısıyla evlilik kurumunu yıkacak bu örgütün de doğal lideri ben olacağım. Bu böyle gözüküyor.
Benim acı çekme konusunda yıllardır sürmekte olan bir deneyimim var. Yani kıdemli mahvolmuş koca sayılabilirim.
Neden örgütün doğal lideri olmam gerektiğine gelince...
Örneğin; geçenlerde kontroller yaptırmak için hastaneye gittim. Yarım saat sonra 'Ne yapıyorsun?' demek için beni aradı. Ne yapabilirim ki; hastanedeyim işte ya, bir yerimi kestireceğim ya da orama burama bir şeyler sokturup karıştırtacağım yani acil servisi kapatıp içeride toplu seks partisi yapacak halim yok ya değil mi?
Ben kontrol yaptırmaya başladığım yıldan beri durum böyle. Hep aynı soruyla arıyor beni.
Ama geçenlerde bardağı taşıran olayı yaşadım. Prostatımı kontrol ettirmem gerekiyordu. Prostat sonografisi çektirdim. Bu hayli ilginç deneyimdi. Biliyorsunuz prostat, makattan girilerek kontrol edilebilen bir organ. Sonografi ise yine oradan sokulan bir makine ile çekilebiliyor. Büyükçe alet içeriye giriyor ve üstelik hareket de ediyor. Tam bu ilginç işlem başladı, telefonum yine çaldı. 'Açma' diyorsunuz değil mi? 'Yanında telefon taşıma' diye düşünüyorsunuz değil mi? Bu tür davranışlar sonucu çok daha vahim olan gelişmelere yol açabiliyor. Deneyimim böyle. Bir keresinde kolonoskopi yaptırıyordum, cep telefonunu açamadım. Beni bulduğunda ilk sorusu direkt olarak 'Kadının adı ne?' oldu. Ben o tür sorularla aniden karşılaştığımda daima kendimden şüpheye düşerim. 'Acaba benim bilmediğim, hatırlamadığım bir vukuatım mı oldu?' diye kuşkulanırım. Bu kuşkulu halim ise Rana'ya şüphelerinin kesin doğru olduğunu göstermeye yeter artar bile.
Dolayısıyla ben popomun içinde hareket etmekte olan hayli iri bir makine varken telefonu bu yüzden açtım.
Rana tabii ki 'Ne yapıyorsun' diye sordu. Olan biteni detaylı bir şekilde anlattım. Etkileneceğini düşündüm ama sadece 'Oğlanı da alıp yemeğe çıkalım' dedi. 'Bugün akşama kadar ölmezsem olur çıkarız' dedim.
Tüm mesele bundan ibaret olsa fazla tepki vermezdim. 'Ne olacak artık alıştım böyle şeylere' der geçer giderdim ama bu kez beni asıl kızdıran nokta, potansiyel olarak hoşuma gitmesi ihtimali büyük olan bir durumda bile özellikle rahatsız edilmemdi.
Meseleyi şöyle ifade edeyim. Bu prostat sonografisini üç kez üst üste çektiren bir adamın sonunda çılgın bir eşcinsele dönüşmesi ihtimali büyüktü. Hayatta beni mutlu etmesi ihtimali olan hiçbir şeyi müdahale edilmeden sonuna kadar yapma imkanım artık yok. Bunu tekrar o gün anladım.
Bir ara not aktarayım, sonra hastaneye döneriz. New York'tayım yahu New York'ta. Porno dükkanına gittim, birkaç dolar atıp film seyretmeye başladım. Telefonum yine çaldı.
Kabinin içinde dursam seslerin ne olduğunu soracaktı. O zaman henüz 3G sistemi gelmemiş olduğundan etrafı ona telefondan gösterme imkanım da yoktu. Seslerin benimle alakası olmadığını anlatmak için yaklaşık bin saat filan uğraşmak zorunda kalabilirdim. Bu olmasın diye attığım paraları ziyan edip çıktım kabinden. Haydi pratiği bana yasak anladım da seksin teorik olanı bile neden yasak bana, bunu kaldıramıyorum işte.
Prostat sonografisinin yeterince keyfini çıkaramadıktan sonra başka bir odaya geçtim. Başımda hemşireler, doktorlar var. Hepsi aynı anda bir şeyler yapıyor, göğsüme filan aletler bağlanıyor. Ben panik içinde 'Acaba acı çekecek miyim?' diye düşünüyorum. Zırrr yine telefon. Son aradığından bu yana ne yapabilirim ki? Popomda durmadan hareket etmekte olan aleti çıkarıp bir kadına kaçacak değilim ya, bu radikal geçişi değişimi yapabilmek mümkün mü? Arzu etsem dahi fiziksel olarak imkansız bu radikal değişim.
Neyse; ben adım adım acı düzeyini bilmediğim yeni bir teste doğru yaklaşırken, Rana bana kendisine bir vitamin almamı söyledi. Doktor arkadaşımıza hangisinin en iyi olacağını sormamı istedi. Ben o an bir devrimci ayaklanma provası yaptım ve peki 'Sen niye sormuyorsun dedim'. 'Sen sor, ben telefonda konuşmaktan hoşlanmıyorum' diye cevap verdi. Telefonla konuşmaktan hoşlanmaması iyi bir şeydi ama neden konuştuğu kişi ben olduğumda bir istisna yapıyordu. Benim bahtım niye böyle karaydı, bunu anlayamadım işte.
Yeni teste girmeden önce hangi vitamini almam gerektiğini de öğrendim ve şöyle bir şey hayal ettim; bir gün ben yakın gelecekte hangi gün öleceğimi öğrensem bile bunu Rana'ya söylediğimde, 'İyi daha vakit varmış, bari ölmeden önce markete uğra da siparişlerimi al' filan diyecektir mutlaka.
Bunu düşündükten hemen sonra da artık ayaklanmanın vaktinin kesin geldiğini düşündüm ve amacı evlik kurumuna karşı ölünceye kadar savaş olan bu örgütü kurmaya karar verdim.
Şimdi ben devrimci şiddet kullansam beni kınamak mümkün mü?