AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-10-14
Çevresinde kurtlar doleşırken başlayan inşaat kısa sürede bitirilip bizler Hürriyet medya-tower'a yerleştiğimiz günden bu yana bize yöneltilen eleştiri;
'Bunlar bu modern pencereleri bile açılmayan binalara girdiğinden bu yana halkın sorunlarından koptular, ülke gerçeklerini bilmiyorlar' oldu. Halbuki bunlar bilmiyordu ki; sorunları görmek sadece halkın arasına karışmak ile mümkün olmayabilirdi. Hatta bazen sağlıklı düşünebilme için halkı mümkün olduğunca az görmenin de gerekebileceğiydi.
Örneğin; medya-tower'ın içine girmekten o dönemde en fazla memnun olan yazar olarak ben, halkın en önemli sorunlarına değinen penis yazılarımı o dönemde yazdım. Halktan koptukça kafamın rahatladığını ve daha sağlıklı, daha yoğun düşünmeye başladığımı hissediyordum. Halkın arasına zorunlu karışma atılımlarımın sonu hep hüsran oldu. Onları gördükçe gelecek umudumu kaybediyordum, bir kötümserlik çöküyordu üstüme. Bir süre mizah yazamayıp ciddi yazılar filan yazıyordum. Yayın yönetmenimin 'Yine düşünce yazıları mı yazmaya başladın?' diyerek beni kınadığı dönemlerdi onlar... Hatta arada bir sosyal intihar girişimlerim de oldu. Minibüse, halk otobüsüne filan bindim, alışverişe bile çıktım. Uzun uzun tartışılan 'Öteki Türkiye' yazılarım bu acı deneyimlerimin bir sonucudur.
Neyse; amacım bu tarihle yüzleşmek filan değil. Modern binaların dışına çıkmayan gazetecilerin gerçeklerden koptuğu hatta körleştikleri görüşüne destek verebilecek bir olay da buradan çok uzakta yaşandı. Bugün bunu anlatmak istiyorum.
Mutlaka hatırlayacaksınızdır; son seyahatimde yaptığım gözlemler sonucunda New York'ta en fazla üç yıl içinde büyük bir suç patlaması yaşanacağını iddia etmiştim. Bu sonuca sadece sokakta gördüklerim nedeniyle varmıştım...
Galiba suç patlaması için verdiğim süre üç yıldan bile az olacak. Nitekim birkaç gün önce şehrin iki tabloid gazetesi New York Post ve Daily News, şehirde bir suç patlaması yaşanmakta olduğu üzerine yayın yaptılar. Şehrin belirli noktalarında suç çeteleri oluşuyordu ve bunlar iyi iş yapmaya başlamışlardı. Bu haberler benim için sürpriz olmadı. Çünkü gözlerimle görmüş ve size aktarmıştım zaten.
İşi ilginç yapan nokta, bu haberin New York Times'ta bulunmamasıydı. NY Times habere ancak bir gün sonra girebildi. O da bir gün önce yayın yapmış tabloid gazetelerinden alıntı yaparak aktardığı haberden ibaretti.
İnsanın burnunun dibinde olan haberi görememesinin tipik örneğiydi bu olay. Çünkü şehrin gelecekteki suç patlamasının hazırlandığı bölge New York Times gazetesinin modern ve yeni binasının bulunduğu bölgedeydi. Yani gazetenin her birisi devlet adamı görüntüsündeki gazeteci ve yazarları biraz kapıdan çıksalar, biraz etrafta turlasalar, bu haberi atlamayacaklardı. Binalarının tam karşısındaki şehirlerarası otobüs durağına her gün taşradan serseriler, sokakta yakında mahvedilecek genç kızlar geliyor.
New York Times'ın binasının bulunduğu bölge tarihi olarak 'Hell's kitchen' (Cehennemin mutfağı) olarak bilinir. Tarihinde şehrin önemli sokak hareketleri, suç örgütlenmeleri hep bu bölgede olmuştur. 1970'lerde tüm şehri bir korku filmine dönüştüren toplum dışı suçlular burada yetişip şehre dağıldılar. Ben o günleri iyi bildiğimden bu kez de şehrin bu bölgesini tecrübeli gözlerimle tekrar izledim. Korkunç görünümlü evsizler, eroinmanlar ve deliler yine sokaklardalar. Ve korku filmi döneminin en tipik görüntüsü yine ortadaydı. Şoförü korkutan görünümüyle arabaya yaklaşan ve adeta zorla camını silip mutlaka para alan serseri de ortaya çıkmış. Şehri daha sonra temizleyen eski Belediye Başkanı Rudy Giuliani'ye göre bu tür serserilere müdahale edilmezse şehri çözmenin imkanı yoktu. Ve bu tür insanlar sokaktan silindi bir süreçte. Şimdi yine ortaya çıkmışlar ve hazırlanıyorlar.
New York Times'ın gazetecileri bir zahmet sokağa çıkıp biraz dolaşsalardı haberi atlayıp bunu tabloid gazetelerden öğrenmek zorunda kalmayacaklardı.
Ben oradayken her gün New York Times binasının önünde mutlaka vakit geçirdim. Çalışmaya gelen insanlar gazeteci yazardan daha çok Lordlar Kamarası'nda toplantıya gelmiş insanlar gibi gözüküyorlardı. Binanın tam altında bulunan Dean de Luca'dan aldıkları kahvelerini yudumlarken birbirleriyle büyük ihtimalle öğle yemeğini hangi restoranda yiyeceklerini konuşuyorlardı. Ve o ortamda, o dünyada burunlarının dibindeki haberi de gayet tabii ki atladılar.
Rupert Murdoch planladığını yapar ve bu gazeteyi de satın alabilirse NY Times için çok güzel olacak gibi geliyor bana. Çünkü Murdoch gazeteciliği, tabloid gazetecilik duyarlılığı ile yaptırır ve kapının hemen dışındaki haberi de mümkün değil atlamaz.