AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-10-14

kategori2

Diplomasi yuvarlaktır

BURSA
Çorbamı içip, maç saatini beklemeye başladığımda, Büyük Divan'ın
güleryüzlü garsonu Mustafa, 'Belki bakmak istersiniz' diyerek Bursa'nın meşhur gazetesi Olay'ı uzattı. Manşette: 'Barış gecesi, dünyanın gözü sahadan çok tribünde' yazıyordu.
Maç için bizleri, o her zamanki titizlikleriyle Çankaya Köşkü protokol görevlileri karşıladı, Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan zarfın içinde maç biletimiz ve program bilgileri vardı. Özel bir araçla stada götürüldük, resepsiyon için beraber döndük.Bundan on üç ay öncesine
gittim, Gül'ün Erivan'daki maçı izlediği anlara...
6 Eylül 2008'den bugüne neler değişti?

ZÜRİH'TEKİ İMZALARA UZANAN ZORLU SÜREÇ
Bir maç, değerlendirirseniz ne büyük diplomatik fırsatlara kapı açıyor. Yola çıkmadan yazı işlerindeki arkadaşlarıma, 'Hangisi önemli, Gül'ün maça gitmesi mi Sarkisyan'ın rövanşa gelmesi mi?' diye sordum. Ben 'buz kırıcı olmak' deyimiyle birlikte değerlendirip, 'Gül'ünki daha riskliydi' düşüncesindeyim.
İşte bir kez daha 'yeşil sahalarla diplomasi salonları' aynı karede buluşuyor. Futbolun sihri, kitleleri olduğu gibi siyasileri de etkisi altına alıyor. Gün boyu uluslararası  televizyonlar ve ajanslar Türkiye'deki maçtan bahsettiler.
İki cumhurbaşkanı otelde görüştü. Heyetler arası görüşme de yapıldı, iki cumhurbaşkanı iki dışişleri bakanı katılımıyla...
Listeye bakıyorum, Ankara'dan,  İstanbul'dan çok sayıda meslektaşım burada, Köşk'ün davetlisi Ermeni gazeteciler var. İsviçre Dışişleri Bakanı da maçtaydı.

Lobide Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu'yla karşılaştım, tam kadro buradalar. Futbolda iddiamız bitti ama sanki 'final havası' hakim. Sonuçta UEFA Başkanı Platini maçtaydı.
Tuğrul Türkeş dikkatimi çekiyor. Yanına gidip, 'Maça gidecek misiniz?' diye sordum, 'Tabii' dedi. Partisi çok sert muhalefet yapıyor. 'Ne hissediyorsunuz?' diye ısrarlıyım. Gülümsüyor, 'Kazanacağız' diyor. 'Onu demiyorum, maçın siyasi ruhu' diye üsteliyorum. Yanımızdaki Jack Kamhi 'Anlasana konuşmayacak' diye söze giriyor.
Ama konuşuyor, normalleşmenin öneminden bahsediyor. 'Belki kendimizi iyi anlatamadık' demesi ilginç. Biraz zaman geçince yeni bir girişimde bulundum: 'Peki partiniz tepki göstermez mi?', cevabı şöyle:
'Burada en az 15 MHP milletvekili var'. Durup, 'Ayrıca 30 yıllık partici olarak genel başkanıma sormadan buraya gelir miyim?' diye ekledi.
Geçen gün, 'Diaspora 2015 yılına hazırlanıyor' diye yazmıştım. 'Sözde soykırımın tanınması için yüzüncü yılı bekliyorlar.'
Ankara'nın hareketliliğini buna bağlıyorum, doğru yapıyorlar. Diasporanın şahin kanadına bakın, nasıl çıldırıyorlar.
Zürih'teki imzalardan, Bursa'daki maçtan sonra 'soykırım' diyebilenlerin inandırıcılığı ağır bir darbe yemiştir.
O sıcak görüntülerin, samimi çabaların ardından tarihin derinliklerindeki belirsizlikleri 21. Yüzyıl düşmanlıklarının aleti yapmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

İstanbul'dan Bursa'ya karayoluyla geldim, buradan Ankara'ya geçiyoruz, uçağa yetişeceğiz, rotamız Bağdat. Başbakan Erdoğan bir diğer sınır komşumuza gidiyor. Kritik bir takvimde. Çok önemli günlerdeyiz.
Stada girdik, polis, 'Beyefendi bayrak alır mısınız' diye Türk bayrağı uzattı.
Askeri bando, maça yarım saat kala 10. Yıl Marşı'nı çalarak geçit yaptı.
Güvercinler uçuruldu, hemen ardından 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' sloganları atıldı.
Aksi yöndeki uyarıya rağmen Ermenistan Milli Marşı çalınırken ıslıklandı. Tribünlerde yer yer Azeri bayrakları açıldı. Tam maç başlamak üzereyken Ermeni bayrağı açılınca tansiyon yükseldi. Bir barış güvercininin ayağına Azeri bayrağı bağladılar ve statta uçtu...
Kısa süre önce, diğer açılımın üzerine tepki bulutları gönderen, Diyarbakır maçının oynandığı stattayız. O maçtan gereken dersler alınmış, eleştiriler olumlu etki yaratmış.
Ermenistan açılımında bir viraj daha 'kazasız' dönülürken son dakika haberi geliyor: 'ABD PKK yöneticilerini uyuşturucu kaçakçısı ilan edip malvarlıklarını dondurdu.'
Ermeni, Kürt ve azınlıklar açılımları... AB ve ABD'nin desteği... Küresel siyaset... Önemli gelişmeler yaşanıyor, tarih yazılıyor.

FIFA KARARI ÖNCESİ TELEFON TRAFİĞİ
Bu arada bayrak krizi konusunda çarpıcı bir bilgiye ulaştım. Hükümet, bayrak yasağını kaldırınca FIFA sözlü olarak harekete geçmiş. Federasyon, Dışişleri Bakanı'nı aramış ve 'hassasiyeti' aktarmış. Davutoğlu da, 'bayraklar serbest kararı alınmadığını' belirttikten sonra, 'gelen istihbaratlara göre, Azeri bayrağı açılacağını, polis toplarken de olay çıkacağını' bildirmiş. Esneklik kararının bu yüzden alındığını söylemiş. FIFA resmen yasak getirince de sorun kökten çözülmüş.
Timsahlar çok organizeydi, çok da coşkuluydular, bir an susmadılar, şölen alanına çevirdiler, uzun süre onları izlemekten maça konsantre olamadık. Bravo onlara.

Golden önce Şenay Yıldız, 'Nasıl bitmesini istiyorsunuz' diye sormuştu. O beraberlik istiyormuş, diplomasi uzmanı ya... 'O kadar açılmadık, biz kazanalım' dedim.
Dünya Kupası'na gidemeyeceğiz maalesef ama en azından dünyaya rezil olmadık. Tribünlerin dediği gibi 'Sen şampiyon olmasan da kupaları almasan da seviyoruz işte...'

RESEPSİYONDAN NOTLAR...
Resepsiyonda Gül ve Sarkisyan'a sorular yönelttik
İki cumhurbaşkanı da çok moralli görünüyordu. Sarkisyan, 'İki taraf da büyük bir iş yaptık bugün. Her şey ortada görülüyor' dedi. Gül'ün 'Tarih yazmıyoruz, tarih yapıyoruz' sözü hatırlatıldı, 'Katılıyorum' yanıtını verdi.
'Baskı görüyor musunuz', sorusuna karşılık, 'Bütün görüşleri dikkate alıyoruz ama kendi işimizi yapıyoruz' dedi.

Bir arkadaşımız Sarkisyan'a, ilişkilerin geldiği noktayı sordu, 'yüz metrenin neresine geldik' örneğiyle... O da Gül'e döndü ve 'Siz yanıtlar mısınız' diyerek sözü Gül'e bıraktı.

Gül, '100 metre... İki sene öncesini hatırlayın, ne kadar yol aldığımızı görürsünüz' yanıtını verdi.

Sarkisyan'a 'Geri dönülmeyecek yerde miyiz' sorusu yöneltildi. Cevabı 'Hep beraber çalışıyoruz' oldu. Ardından Gül, 'Bu yol Norveç'e gider mi (Nobel)' sorusunu 'Bunlar konuşulmaz. Önemli olan tüm bu bölgeyi işbirliği bölgesi haline getirmek' diye yanıtladı. Sarkisyan'ın Bursa seyircisinden etkilendiğini ve 'Ateşli seyirci, enerjisi nereden buluyor' diye sorduğunu da aktardı.
'Karabağ'ı konuştunuz mu' diye soruldu Sarkisyan'a... 'Bizde daha önemli işler var. Türkiye-Ermenistan ilişkileri gibi...' cevabı geldi.