AKŞAM | PAZAR | 11 EKİM 2009, PAZAR
Yaptığı iÅŸlerle ekole dönüÅŸen grafik tasarımcısı Bülent Erkmen, dünyanın önemli tasarımcılarının İstanbul'a gelmesi vesilesiyle 'Unplugged Yüzler' adında özel bir sergiye imza attı.

Dünyada öne çıkmış grafik tasarımcılarının üyesi olduÄŸu Uluslararası Grafik Tasarımcıları BirliÄŸi (AGİ) her yıl ayrı bir ülkede yaptığı toplantılarını bu kez 13-17 Ekim'de İstanbul'da gerçekleÅŸtirecek. Grafik tasarımları hemen her yerde karşımıza çıkan, özellikle BeÅŸpeÅŸe, 32 Büst gibi 'nesne kitap'larıyla kamuoyunda çok konuÅŸulan, Türkiye'de artık bir ekole dönüÅŸmüÅŸ grafik tasarımcısı Bülent Erkmen de bu toplantı vesilesiyle özel bir sergiye imza attı.
Erkmen, toplantıya katılacak bütün tasarımcılara 'İstanbul'a gelme'leriyle ilgili kafalarında oluÅŸan fikirleri kendi yüzlerinde hayata geçirmelerini isteyince 86 kiÅŸi bu isteÄŸe cevap verdi ve kendi yüzlerini bir sanat eserine dönüÅŸtürdüler. 15 Ekim'de yüzleri sergilenen tasarımcıları da buluÅŸturacak 'Unplugged Yüzler', 24 Ekim'e kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi'nde gezilebilecek.
- Neden yüzleri kullanmak istediniz?
Yüz insanın kimliÄŸini belirleyen, onu tanıtan bölgesi. İnsanın 'bu benim' derken baÅŸkasına gösterdiÄŸi yer. Tanınmak için bedenin geri kalanına ihtiyaç bırakmıyor. Akla en yakın yer ve görünmeyen aklı görünür kılan yer. Bu proje de tasarımcının tanınmak için kullandığı yüzünü bir 'iÅŸ'e dönüÅŸtürmesi, yüzüyle iÅŸinin yer deÄŸiÅŸtirmesi.
- 'Unplugged' ismini tercih etmenizin nedeni nedir?
BilindiÄŸi gibi 'unplugged', 'fiÅŸsiz' ya da 'akustik' müzik de denebilecek, elektronik olmayan müzik türüne verilen isim. Bu proje için kendi yüzümüzle bir 'iÅŸ' yaparken, tıpkı 'unplugged' gibi tasarım düÅŸüncemizle yüzümüz arasına hiçbir dijital müdahale girmesin istedim. Bilgisayara kafa tutalım istedim. Eski silahları çıkartalım, temizleyip kullanalım istedim. Neredeyse unuttuÄŸumuz yöntemlerle yeni iÅŸler yapalım istedim. Bilgisayar öncesi dönemden bu dijital çaÄŸa bir selam gönderelim istedim.
BELKİ 'ANTİDİJİTAL' EĞİLİM BAŞLAR
- Eski yöntemler daha mı etkili ya da gerekli?
'Daha gerekli, daha etkili' olur diye deÄŸil, belki bazı ÅŸeylerin hatırlanmasını saÄŸlar diye düÅŸündüm. Belki de 'antidijital' bir eÄŸilim baÅŸlar. ÖrneÄŸin sergi için yaptığım afiÅŸ bu anlamda tamamen 'unplugged' bir tasarım. Hatta folyo haflerin elle uygulaması sırasındaki tozları, kabarıkları olduÄŸu gibi bıraktım...
- Tarzınız için ne söylersiniz? Grafik tasarım dışında etkilendiÄŸiniz alanlar var mı?
Problemin çözümünü problemin içinden çıkarmak, yeni formlar yaratmak yerine yeni algılama biçimleri oluÅŸturmak, böyle yapabilmeyi istemekten söz edilebilir. Evet, tabii, baÅŸta çaÄŸdaÅŸ sanat olmak üzere, tiyatro, sinema, edebiyattan etkileniyorum.
- Kendinizi bir ekole ait görüyor musunuz?
Evet, belki 'yeni modernist' denilebilir.
- Dışarıdan bakıldığında tarzınız basit görünüyor. Bir tasarımınızı hazırlama süreciniz nasıl geçer, zorlu mudur, iÅŸin püf noktası var mıdır?
Tasarım çözümünün bir fikre dayanması önemli. Bir kağıdı, bir kesiÄŸi, bir rengi, yazıyı, kırışıklığı, çizgiyi, deliÄŸi, yırtığı, cildi, iplik dikiÅŸi, boÅŸluÄŸu, zemini, dokuyu, yüzeyi, ağırlığı ve diÄŸer her ÅŸeyi 'resim' olarak görürüm. İsterseniz bunu örnekle anlatayım. Nisan Yayınları 'Sevim Burak / Bütün Eserleri' dizisini tasarlamamı istemiÅŸti. Sevim Burak yazdığı yazıları, daktilo ile yazılmış kağıtları belli yerlerinden keserek parçalara ayırıyor, bu parçaları evinin perdelerine iÄŸneyle tutturuyor. Perdenin üstünde, gözünün önünde duran yazı parçaların yerlerini deÄŸiÅŸtirip istediÄŸi kurguyu yaparak metnin son haline karar veriyor. Bu nedenle de yurtdışına çıkan dostlarına hep iki ÅŸey sipariÅŸ ediyor: Hastalığı nedeniyle sürekli kullandığı kalp ilacı ve o dönem iyisi bulunmayan toplu iÄŸne. Dizinin genel iÅŸareti için bir toplu iÄŸne tasarladım. Bir de kitapta çift kapak olsun istedim. Birinci kapak kitap bilgilerini ve dizi iÅŸaretini taşıyordu. İkinci kapak ise sadece silme bir perdelik kumaÅŸ deseninden oluÅŸuyordu. Dizinin her kitabı için de ayrı bir kumaÅŸ deseni kullanıldı.
- Tasarımlarınızın bir markanın kimliÄŸini yansıtırken aynı zamanda baÅŸka iÅŸlevler yüklenmesini hedefler misiniz?
Bir ihtiyaca cevap vermesi, bir sorun çözmesi için tasarladığım iÅŸleri, bir baÅŸka zaman bir baÅŸka baÄŸlamda tekrar kullanır, onlara farklı roller verir, onları iliÅŸkilendirir, farklı anlamlar yükler ve 'kendi başına' olabilecek yeni iÅŸler yapıyorum. Tabii zaman zaman. ÖrneÄŸin son iÅŸlerimden 'Fukuda'nın Anısı' için istenen afiÅŸ, Bulutsuzluk Özlemi için tasarladığım logo ile 'Children are the Rhytm of the World' için tasarladığım afiÅŸin yeni bir kurgusu.
- İşlerinizi zorluk derecesine göre ayırıyor musunuz? Özellikle zorlandığınız, beÄŸenmeyip çok uÄŸraÅŸtığınız oluyor mu?
Hangi iÅŸin ne zaman 'zor' hale geleceÄŸi belli olmuyor. Kolay görünürken ani engeller çıkabiliyor. Ben genellikle temel tasarım fikrini çizerek deÄŸil düÅŸünerek bulurum. Ama bazen kağıda geçirdiÄŸimde olmadığını, 'iÅŸlemediÄŸini' görürüm.
- Sizi en çok heyecanlandıran iÅŸiniz hangisiydi?
Samih Fırat 2003 yılında yayın yönetmeni olduÄŸu ARIES dergisi için benle bir söyleÅŸi yapmak istemiÅŸti. İstekli deÄŸildim. Israr etti. 'O zaman herkes kendi iÅŸini yapsın; sen sorularını 'yazarak' sor, ben cevaplarımı 'iÅŸlerimle' vereyim' dedim. Öyle de oldu. O sorularını 'yazdı.' Ben de kendi 'kelimelerim' ile ikonlaÅŸtırdığım kendi iÅŸlerimden kurduÄŸum 'cümleler' ile kendi dilimde cevapladım. Ve 'Bülent Erkmen Üstüne Yanıtını Merak Edip de Soramadığınız Sorular' baÅŸlıklı söyleÅŸi derginin 4. sayısında 'böyle' yayımlandı.
SİYASİ FİKRİMİ İŞİMLE YANSITIRIM
- Bugüne kadar 'Irak'ta savaÅŸa hayır' gibi politik tasarımlarınızı da gördük. Politikayla aranız nasıl? Günümüzün siyasi atmosferiyle ilgili fikriniz nedir?
İsrailli tasarımcı Tartakover'in 'nerdesin?' sorusuna cevap olarak yaptığım afiÅŸte, benim 'taÅŸlarım' iÅŸlerim, iÅŸlerimle olması gereken her yerdeyim, demek istemiÅŸtim. Bu iÅŸ, politikayla olan iliÅŸkimi tarif eder. Politik duruÅŸumu en iyi anladığım konuyla, tasarımla, yani iÅŸlerimle ifade etmek isterim. Bunun için Taraf Gazetesi'nin tasarımını yaptığım gibi, İran'daki reformistlere de afiÅŸ yaptım.
- Daha önce tasarladığınız nesne-kitaplar çok konuÅŸulmuÅŸtu, devamı gelecek mi?
Evet, Aslı ErdoÄŸan, Everest Yayınları ve Ofset Yapımevi ile sürdürdüÄŸüm bir 'yeniden yazım' çalışması var. Umarım 2010 baharında yayımlanır.
EYÜP TATLIPINAR-etatlipinar@gmailc.om
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum