AKŞAM | PAZAR | 11 EKİM 2009, PAZAR

'Edep Ya Hu Nuriye!'

Bir zamanların sert gazetecisi, gerilimli röportajlara imza atan Nuriye Akman, kendi adını taşıyan bir iletiÅŸim atölyesi açtı. Bilgilerini öÄŸrencileriyle paylaÅŸan Akman, kendindeki deÄŸiÅŸimi,  'Hayattan ne alabilirim diye deÄŸil, hayata ne verebilirim diye bakıyorum. Kendimi edebe davet ediyor; 'edep Ya Hu Nuriye' diyorum' sözleriyle ifade ediyor.
n_akman

Gazeteci-yazar Nuriye Akman, yıllardır baÅŸka kurumların çatısı altında verdiÄŸi eÄŸitimleri ÅŸimdi kendi İletiÅŸim Atölyesi'ni kurarak vermeye baÅŸladı. Bu vesileyle görüÅŸtüÄŸümüz Nuriye Akman'la gazeteciliÄŸin yakın tarihini anlamaya dönük bir sohbet gerçekleÅŸtirdik. Önce arÅŸivci, ardından sekreter olarak çalıştığı gazetelerin en parlak ve yırtıcı röportajcısı olan Nuriye Akman, röportajlarına Zaman Gazetesi'nde devam ediyor ve bugün artık bambaÅŸka biri. GeçmiÅŸte söylediÄŸi birçok ÅŸeyi açık yüreklilikle eleÅŸtiren Akman, gazeteciliÄŸin bu çok kutuplu ülkede uzlaÅŸtırıcı ve birleÅŸtirici bir dili olması gerektiÄŸini savunuyor.

- Kimler katılıyor atölyenizdeki çalışmalara?
Daha çok medya çalışanları gelir diyordum ama herkes kendini her ÅŸeyi çok iyi biliyor olarak kabul ettiÄŸinden ve iletiÅŸim fakültelerinin öÄŸrencileri de okulda verilen eÄŸitimi yeterli zannettiklerinden fazla ilgi göstermiyor. Her kesimden kiÅŸi geliyor. Allah'tan diÄŸer kesimlerde çalışan insanların algıları daha açık. Daha emek verilmeye deÄŸer buluyorlar kendilerini.

- Nasıl bir öÄŸretmensiniz?
ÖÄŸreten deÄŸil, bölüÅŸenim. Bu, insanların kafalarındaki önyargıyı anında kırıyor. Derslerde herkes birbirini anlamaya çalışıyor. 

- İnsanlar neden soru soramıyor, çözdünüz mü?
Psikolojik zedelenmiÅŸlikleri nedeniyle... Anne-babalarından yeterince destek almamışlar, ayrıca bilgisizler ve gazetecileri gözlerinde büyütüyorlar. Onları yargılayacağımı sanıyorlar; hayır, ben öyle cadı biri deÄŸilim. Korkarak geliyorlar ve görüyorlar ki ben de onlar gibi bir insanım... 

- Aslında ben de okuduÄŸum röportajlarınızda gördüÄŸüm sizden biraz ürktüÄŸümü itiraf etmeliyim.
Åžu ana kadar benimle yapılan hiçbir röportaj güzel yansıtılmadı. Ben istesem de rol yapamam; bu nedenle çok ÅŸey kaybetmiÅŸimdir. 

- Gerilimli mülakatlar yapıyordunuz ama artık sakinleÅŸtiniz, neden?
Eskiden gerilebileceÄŸim ÅŸeyleri seçiyordum, seçimlerim deÄŸiÅŸti. 20 yıldır sadece röportaj yapıyorum, doydum artık. Döne döne hep aynı ÅŸeyleri tekrar ediyoruz, dolayısıyla biraz daha hikayesi olan, sözü olan, tırnak içinde daha iyi ve daha dürüst insanlara ve daha çok sorunlara yöneldim. Anlamaya yönelik iÅŸler yapıyorum. Zaten atölyemin de mottosu 'Anlamak ve anlaşılmak için'. 

- Bunun olgunlaşmayla alakası var mı?
Muhakkak var; aslında o gerilimli söyleÅŸileri yaparken de olgundum ama o baÅŸka olgunluktu. Åžimdi daha renklendim. Halden hale geçiyorum.

GEREKİRSE YİNE GERİLİM YARATIRIM
- Åžimdiki halinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Diri ve heyecanlı. Sorumluluklarına daha vakıf bir Nuriye'yim. Aslında dikkatli okunursa yine de bir gerilim vardır söyleÅŸilerimde. Gerilim, konuÅŸtuÄŸunuz kiÅŸileri kendi düÅŸünce sistematiÄŸinin dışına çıkardığınızda doÄŸar. Gerekli olursa yine yaparım.

- AyÅŸe Arman'a verdiÄŸiniz röportajda 'Türkiye'de 3 röportajcı varsa, biri sen, biri ben, üçüncüsü kim bilmiyorum' demiÅŸtiniz. ÖÄŸrendiniz mi kimmiÅŸ?
Çok ukala bir üslupla söylemiÅŸim onu. Åžimdiki Nuriye Akman öyle söylemezdi, doÄŸrusu utanç duydum. O soruya yanıt verirken egomu dışarıya vurmuÅŸum. Allah beni affetsin. Åžimdiki Nuriye'nin bilinciyle tekrar etmeliyim ki böyle bir sıralama yok; bu bir pazar, her malın alıcısı var. Herkes ayrı kulvarlarda. Hepsine saygı duyuyorum. O tür cümlelerim geçmiÅŸte kaldı, ayıp etmiÅŸim.

- Peki, o zamanki Nuriye Akman'dan ne eksildi ya da ona ne eklendi de bu hale geldiniz?
Çok ÅŸey eklendi ve tabii egom törpülendi. Gazetelerin kendi röportajcılarını sunuÅŸ biçimleri de çok önemli. Ben fotoÄŸrafımı önemsemiyorum çünkü gerekli deÄŸil. Sayfada, sorularımla varım zaten...

- Ama demiÅŸsiniz ki, 'burnumu, röportaj fotoÄŸraflarında güzel görünmek için yaptırdım'...
AyÅŸe, burnumu neden yaptırdığımı dan diye sorunca söylediÄŸim bir ÅŸey. Aslında güzel bir soru deÄŸildi; okuruna, 'bak bunun burnu ameliyatlı' demeye getiriyor. Bir kadın burnunu neden yaptırır, demek ki beÄŸenmemiÅŸ yaptırmış. FotoÄŸraf için yaptırmadım ki...  Ben de o zaman ona çok edepli davranmışım; 'sen niye yaptırmadın' diye sormam lazımdı. Bin Ladin'i bulmuÅŸsundur kanıtlaman gerekir, birlikte fotoÄŸraf çektirirsin. Okurlar, ulaşılmasında bir güçlük olmayan kiÅŸinin yanında benim fotoÄŸrafımı neden görsün? 

- Bir zamanlar kendinizi mesleÄŸinizin zirvesinde görüyordunuz. Åžimdi neredesiniz?
Zirve diye bir ÅŸey yok. Neye göre, kime göre, hangi röportaja göre zirve? Geçenlerde, 'Dedelerimizin KomÅŸuları' isimli bir kitap gönderdiler, 600 sayfa.     2 günde okudum, önemli bulduÄŸum yerleri, çarpıcı noktaları çıkarıp söyleÅŸiye hazırlandım. Budur yani. İşine emek vermektir.

- Siz çok deÄŸiÅŸmiÅŸsiniz...
Bilmiyorum, umarım iyi yönde deÄŸiÅŸiyorumdur. Egomun ÅŸiÅŸik tarafını indirirken, baÅŸka yerini ÅŸiÅŸirmiyorumdur. Dikkat etmeye çalışıyorum. 

- Kendinizdeki bu değişimi nasıl fark ettiniz?
Sadece kiÅŸisel olgunlaÅŸmam deÄŸil bu. Bir zorunluluk. Türkiye çok fazla kutuplaÅŸtı. SaÄŸ-sol, laik-anti laik, Alevi-Sünni gibi... Bu nedenle gazetecinin dili, eÄŸer birini ötekine baÄŸlayan bir köprü olacaksa daha özenli olmalı. O daralmış, düÅŸmanlaÅŸmış dili bırakıp daha yatay bir dil kullanmalıyız. Okudukça insan deÄŸiÅŸiyor. Yaşın da, bulunduÄŸum gazetenin de etkisi var. Bağıran gazetelerde çalıştım, o zaman ben de bağırıyordum. ÅŸimdi bağırmayan bir gazetede çalışıyorum.

- Hayatınızı deÄŸiÅŸtiren bir röportaj oldu mu?
Artık hiçbir ÅŸeyi tek bir nedene baÄŸlamıyorum.

FETHULLAHÇI DEĞİLİM
- Gülen röportajından sonra deÄŸiÅŸtiÄŸiniz mi?
Fethullah Gülen'le ilk röportajı 10 yıl evvel yapmışım, niye deÄŸiÅŸeyim? Sabah'taydım yaptığımda ama Hürriyet'teyken istemiÅŸtim; yıllarca çalıştım, uÄŸraÅŸtım ve yaptım. Benim yaptığımı duyan ErtuÄŸrul Özkök de aynı anda bir röportaj yaptı. DeÄŸiÅŸim, her nefeste, her an deÄŸil mi zaten? DeÄŸiÅŸiyoruz tabii, eÄŸer bütün bunların altında 'sen de Fethullahçı oldun' diye bir damga varsa bunu reddederim. 

- Fethullahçı olmadınız mı?
Bir ÅŸeyci olmak çok ucuz bir ÅŸey, çok darlaÅŸtırıcı ve indirgeyici. Hiçbir ÅŸeyin fanatiÄŸi deÄŸilim. Herkesten öÄŸrenilecek ÅŸeyler var. Gülen'den de öÄŸrenmiÅŸimdir. Ben iki kanatlıyım, bazıları tek kanatlı.   

- Kimseye sarılma ihtiyacınız yok mu yani...
E, sarılıyorum hayata iÅŸte. 

- Åžöyle bir cümle var ya; 'Hepimiz tek kanatlı melekleriz ve ancak birbirimize sarılarak uçabiliriz'. Bunu düÅŸünerek yorumladım söylediÄŸinizi...
Ben iki kanatlıyım, uçuyorum ve gördüklerimi de paylaşıyorum. Tek kanatlı olmaktan kastım; sadece bir ÅŸeyci olursanız, bir ÅŸey olamazsınız. Benim amacım olmak deÄŸil, yapmak. Sıfatlar bizi özümüzden uzaklaÅŸtırır. Mesela, romancı olmak için yazmadım; kendimi sınadım, acaba benden bir roman malzemesi çıkacak mı?

- Ä°ki tane çıktı...
Åžimdi üçüncüsünü yazıyorum.

- Ne yazıyorsunuz?
Bir gerilim romanı. 2 yıl, medya tarihine dair baÅŸka bir kitap yazmakla uÄŸraÅŸtım ama onun yayınlanması ertelendi. Åžimdi bu romanla uÄŸraşıyorum. 

- Medya tarihi demiÅŸken siz son dönemin bütün önemli yayın yönetmenleriyle çalışıp, kıyaslama imkanı buldunuz, paylaşır mısınız gözlemlerinizi?
Aslında kıyaslamaya gerek yok, bu  kutuplaÅŸmayı artırıcı bir yaklaşım olur. Her bir gazetede tam zamanında çalışıp tam zamanında ayrıldığımı düÅŸünüyorum. Bundan sonra da daha çok yazabilmek istiyorum. Çok fazla öÄŸrencim olsun, ailem geniÅŸlesin; onların geliÅŸtiÄŸini göreyim; bir izim olsun dünyada, tüm amacım bu. 

- Çekirdek ailenizde bir oÄŸlunuz var ve yıllar önce boÅŸanmışsınız. Daha önce 'tek baÅŸarısızlığım ruh eÅŸimi bulamamak' demiÅŸsiniz. Bulabildiniz mi?
Bu lafı etmiÅŸ miyim? Çok kınıyorum kendimi. Ruh en az bildiÄŸimiz ÅŸey. Böyle bir tuzaÄŸa nasıl düÅŸmüÅŸüm de bu kliÅŸeyi kullanmışım... 10 yıl süren bir evlilik yaÅŸadım; her evlilikte olabilecek bir olasılık oldu ve bitti. Sonra hayatıma birisi girmedi. O zamanlar bunu baÅŸarı formatında ele almışım, halbuki kadere hakim olamazsınız ki, kimin karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. AyÅŸe ile yaptığımız söyleÅŸide çıkan ÅŸeyler bunlar, belki de savunma içgüdüsüyle tuzaklara düÅŸtüm ya da o zamanki bilinç düzeyim oydu. AyÅŸe'yi de suçlamıyorum. 

- Åžimdi çok mütevazı konuÅŸuyorsunuz...
Kimse kimseden daha aÅŸağıda ya da daha üstün deÄŸil, ikili iliÅŸkiler anahtar ve kilit gibidir. 'Erkekler benden üç gömlek aÅŸağıda' kliÅŸesi kendi çaresizliÄŸini kapatma çabası. Çok ÅŸükür bir evladım var, sevdiÄŸim iÅŸi yapıyorum, hayat tarafından saygın bir ÅŸekilde karşılanıyorum, daha ne olsun? Yalnızlığı kutsamıyorum ama tek başına da çok mutlu olunabilir. Kapıyı kapatmış deÄŸilim ama denk gelmedi. Hayattan ne alabilirim diye deÄŸil, hayata ne verebilirim diye bakmaya gayret ediyorum. Kendimi edebe davet ediyor; 'edep Ya Hu Nuriye' diyorum. 

- Bu çaÄŸrıyı etrafınıza da yapıyor musunuz?
Tabii bu dille deÄŸil, teklif ederek yapıyorum bunu. GeçmiÅŸte dayatmacı bir üslubum olduÄŸunu görüyorum ve hüzünle bakıyorum. 

- Sizi böyle tanımamıza vesile olan o söyleÅŸilerden piÅŸmanlık duyduklarınız var mı?
Hiçbirinden piÅŸman deÄŸilim. Kimse benden hesap sormadı, 'beni yanlış yansıttın' diyen olmadı. Öyle kötü bir imajım oluÅŸmuÅŸ ki, döver, asar, keser! Sert sorular sorsam bile, yumuÅŸak bir üslupla sorarım. GüvenilirliÄŸim en önemli sermayemdir; yazılmasın denilen ÅŸeyi asla yazmam. Sınırlarım vardır. 

- İletiÅŸim fakültesinde okuyup, devlet memuru oldunuz ve arÅŸivden baÅŸladınız gazeteciliÄŸe, sonra sekreterlik... Niçin gazetecilikte diretmediniz?
Çok istedim ama kimse almadı beni; gazeteci dayılarım, amcalarım yoktu ki. Milliyet'te bir ilan gördüm ve ana kapıdan giremiyorsam, bacadan girerim dedim, baÅŸvurdum. Evlenip Ankara'ya taşındıktan sonra da Hürriyet'te sekreterlik yaptım iki yıl. Oturup beklemekle olmaz. Nasıl girecektim Hürriyet'e; yaşım gelmiÅŸ 30'a, kim dinler beni? 

- Peki, Serdar Akinan'ın iddia ettiÄŸi gibi çapkın yayın yönetmenleri sayesinde gazetelerde yer edinmiÅŸ kadın gazeteciler var mı?
Evet var. Ama 'Edeb Ya Hu'yu ilke edinmeye çalışan biri sizce bu konulara girer mi? Girmeeez!

GAZETELER BARIŞ DİLİ KULLANMALI
- Medyada yandaÅŸlık tartışmasını nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Gazeteciler barış dili yerine savaÅŸ dili kullanıyor. Herkesten evvel gazetecilerin yeni bir barış dilini benimsemesi gerek. Gazetecilikte bir insanı abat da edebilirsin yerlerde de süründürebilirsin. MüthiÅŸ bir güç ve bu egoyu çok fazla ÅŸiÅŸiriyor, insanda dünyayı yönetme vehmi uyandırıyor. Dünyanın bu kötü halinden bir ölçüde de olsa gazeteciler sorumlu. Herkesin baÅŸkasının sorumluluÄŸunu onun gözüne sokmadan önce kendi sorumluluÄŸumu yerine getirdim mi diye düÅŸünmesi lazım.

- Tanrı gazetecilik kavramına ne diyorsunuz?
ErtuÄŸrul Özkök, Emin ÇölaÅŸan için kullanmıştı ama bu hemen herkeste var bence. KöÅŸe yazmak da egoyu çok cilalayan bir ÅŸey. Çünkü orada ÅŸov yapmak zorundasınız, dikkat çekmek için. 

- Gazeteciler haber konusu olmalı mı?
Olmamalı. Bunlar hep ego ÅŸiÅŸiklikleriyle ilgili. Ne yapsın; bundan hoÅŸlanıyor. Kendini göstermek istiyor, yapacak bir ÅŸey yok,. 

- Niçin köÅŸe yazmadınız?
Birkaç yıl öncesine kadar istemedim. Röportaj, roman yazmak ya da atölyeyle ilgilenmek fırsatı veriyordu; köÅŸenin özgürlük alanımı kısıtlayacağını düÅŸünüyordum. 'KöÅŸe yazarı olarak da var olabilirim' dediÄŸimde ise gazetem bunu onaylamadı. 

- Neden sizce?
Yeterince köÅŸe yazarları var ama yeterince röportajcıları yok, bunu kaybetmek istemediler ya da benim sivri ÅŸeyler yazabileceÄŸimi düÅŸünüp önlem almak istediler, bilmiyorum. Uzanamadığım için mundar diyecek deÄŸilim ama ÅŸimdi biri teklif etse ÅŸöyle düÅŸünürüm: Benim köÅŸe yazarı olmadığım bir medyada ne eksilir. Hiçbir ÅŸey!

DüÅŸünce gücüyle zayıfladı
- Yaşınızı hiç göstermiyorsunuz...
Hiçbir yerde bulunmayan kremleri gider bulurum, gerekirse yurtdışından getirtirim. Nu Skin ve Nikken'in ürünlerini kullanıyorum. Yüzünüze bakım ürünü sürerken çok hafif elektrik akımı veren bir alet var, onu uyguluyorum her hafta. Gündelik hayatımda hiç makyaj yapmam.

- Spor yapıyor musunuz?
Ada'da yürüyüÅŸ dışında bir ÅŸey yapmıyorum. Artık 50'yi geçtim, ne olacak ki aslında... Herkes kendisine tapınılsın istiyor. Makul ölçülerde olmak lazım, geçen yıl biraz kiloluydum, düÅŸünce gücüyle 3 ayda 7 kilo verdim. 7 daha vereceÄŸim.  

- DüÅŸünce gücüyle mi?
Gözlerimi kapatıp, vücuduma emir veriyorum. Tatlı-sert bir emir, bütün hücrelerime diyorum ki; 'çabuk bünyenizdeki yaÄŸları dışarıya atın, göreviniz budur. Göreviniz; bütün hücrelerin birbiriyle barışık bir ÅŸekilde birbirlerini dinlemelidir'. Talimatlardan sonra da 'benim vücudumda her ÅŸey yerli yerindedir, herkes görevini bilir, fazlalıklar atılır, eksikler  tamamlanır' diyorum. Daha önce böyle  sigarayı bırakmıştım.

Soru sormayı ve cevap vermeyi öÄŸretiyorum
'Nuriye Akman İletiÅŸim Atölyesi resmi olarak ocak ayında açıldı; ama ondan önce de eÄŸitimler veriyordum. Katılımcılar arasında iletiÅŸimciler de var ancak daha ziyade diÄŸer alanların öÄŸrenicileri veya öÄŸrenmiÅŸleri katılıyor; mühendis de var ev hanımı da; doktor da var milletvekili de. Meslek, sadece o mesleÄŸi yapıyorsan körleÅŸtirici olabiliyor. Muhakkak bir arka bahçen olmalı. Onlar da kendilerini geliÅŸtirmek istiyor. Özgün bir öÄŸrenim modeli kullanıyoruz; bir hiyerarÅŸi ortamıyla karşılaÅŸmıyorlar. Seminer düzenlerinde, insanlar eÄŸitimciyi dinler, sıkılır. Kahve arası verildiÄŸinde herkes dışarıya çıkar ve tüm yaratıcı fikirler o kahve molasında ortaya dökülür; biz kahve molası ÅŸeklinde ders yapıyoruz. İnsanların yaratıcı enerjilerini tıkamıyoruz. EÄŸitim oldukça kapsamlı; soru sorma aÅŸamasına gelinceye kadar öÄŸrenilecek ve edinilecek yeni alışkanlıklar var. Bir olayı farklı açılardan görebilmek, bir resmi sadece kendi dilinden yorumlamamak, bir filmi analiz edebilmek yani kendimizi en özlü bir biçimde nasıl ifade edebileceÄŸimizi öÄŸrenmek gerekiyor. Bunu bilmezsek doÄŸru soru da soramayız. KiÅŸilere kendilerini nasıl ifade edebileceklerini öÄŸretiyorum. Aslında terapi iddiasında deÄŸiliz ama bir yan etki gibi, terapi etkisi olduÄŸunu katılan herkes söylüyor. Dersi bırakıp gitmek istemiyorlar. Kendine sıfır güveni olan biri, çalıştığı yerde ÅŸu anda parmakla gösterilip 'herkes senin gibi olsun' denilen biri oldu. 'Ben nasıl soru sorabilirim, imkansız' diyen biri, ÅŸimdi röportaj programı sunuyor radyoda. Kurum içi eÄŸitim için ÅŸirketlere gidip yerinde de eÄŸitim veriyoruz.
Atölyemin bünyesinde diksiyon kursu da var. Genelde tiyatro sanatçılarının verdiÄŸi diksiyon eÄŸitimini, bir Türk dili uzmanı veriyor. Çünkü diksiyon sadece teatral vurguları bilmek deÄŸil; dili bilmektir. FotoÄŸraf ve Halkla İliÅŸkiler bölümlerimiz de var.'

www.nuriyeakman.com/atolye
(0216) 330 99 07

GÜLAY ALTAN

 

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3