AKÅžAM 30 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
Kendi deyimiyle 'rating kaygısı olmadan' bir program yapan ve 'halkın gündemini öne çıkaran yayın yaptığı için' övünen gazeteci Yılmaz Tunca, Flash TV'de her sabah izleyiciyi gazete manÅŸetleriyle selamlıyor. 11 gazetenin ilk sayfalarında yer alan haberleri tek tek okurken, kimi kez de iç sayfalarda gömülmüÅŸ geliÅŸmeleri, izleyicinin dikkatine sunmayı ihmal etmiyor. Yorumlarına sindirdiÄŸi gizli muhalif kimliÄŸi ile izleyicideki bilinçaltını harekete geçiren Tunca, eleÅŸtirilerini 'üslup ayarıyla' törpülediÄŸinin de altını çiziyor. Ergenekon zanlısı Erhan Göksel ile geçen yıl pazar günleri yaptığı baÅŸka bir program, aldığı yüksek reytinge raÄŸmen yayından kaldırılmıştı. Hükümetin baskıları nedeniyle yayından kaldırıldığı o dönemde çokça yazılıp-çizilen programa iliÅŸkin ilk kez konuÅŸan Tunca, bunda Erhan Göksel'in üslubunun etkili olduÄŸu kanaatinde. Gazete sayfalarına kattığı yorumlarla izleyiciyi ekrana baÄŸlayan ve programına aldığı siyasetçi ya da uzmanlarla her kesimin ilgisini çekecek sohbetler yapan Tunca ile programını ve muhalif olmayı konuÅŸtuk
4 yıldır yaptığınız bu program nasıl doğdu?
Gazete haberlerini yorumlu olarak okumayı düÅŸündük. Bu sadece radyolarda vardı. Ankara'nın memur kenti olması, siyasi konuların konuÅŸuluyor olması, siyasi kadroların ilgi duyması bize belli bir izleyici grubu getirdi. 45 yaÅŸ üstü grubunda daha çok izleniyoruz. Genelde emekliler ile iÅŸyerinde TV olanlar izliyor bizi. Kendi tarzında ve kulvarında bir çizgi tutturduk. Mütevazı, iddiasız, tartışmasız, polemiksiz, kavgasız gidiyoruz.
İzleyici profiliniz nasıl?
İşin doÄŸrusu, tüm seyirciyi hesaba katalım, kucaklayalım gibi bir düÅŸünceyle yola çıktık. Bunu olabildiÄŸi kadar yapmaya çalışıyoruz. Biraz ulusalcılar, biraz milli görüÅŸçüler, bazı AK Partililer, biraz da sivil toplum örgütü mensupları.
BU DÖNEM MUHALİFLİK ZOR
Mevcut iktidar döneminde program yapmak daha mı zor?
Yayın yapmanın zor olduÄŸu bir dönem olduÄŸunu rahatlıkla söylemek mümkün. Önceki dönemle mukayese bile edilemez. Programlarımızda denge saÄŸlamak zorundasınız. Ancak görüÅŸünü aktarmak için en zor konuk bulacağınız siyasi parti AK Parti. AK Partili bir milletvekiline, bir komisyon üyesine, komisyon baÅŸkanına davette bulunduÄŸunuzda geliÅŸlerini saÄŸlamak çok kolay olmuyor.
Neden?
Bilmiyorum, neden... Muhtemelen, Genel BaÅŸkanın veya Parti Yönetiminin konuÅŸanlara kısıtlama uygulamasından kaynaklanıyor. BaÅŸbakan'ın basına kapalı bir grup toplantısında, bir kaç televizyon kanalının ismini sayıp, 'buralara gitmeyeceksiniz' dediÄŸini duydum. Bunlar belki her dönem olabiliyor.
Programınıza dönük baskı mı var?
DoÄŸrudan evet demek mümkün deÄŸil. Ama AK Parti yönetimde bulunan, öÄŸrencilik yıllarından beraber aynı ortamlarda bulunduÄŸumuz arkadaÅŸlarımız var. Onların zaman zaman konuÅŸma sırasında nazik bir biçimde ya da ÅŸakayla karışık rahatsızlık ifade ettiklerini söyleyebilirim.
Önceki dönemlerden farkı ne peki?
Neyi, nerede, nasıl söylemek gerektiÄŸi konusunda zaman zaman sıkıntı da yaşıyor olsam, sonuçta dilimden dolayı, başımın derde girdiÄŸini söyleyemem. Otokontrol mekanizması ister istemez çalışıyor. Bu siyasi dönemde otokontrol sistemi biraz daha fazla çalışıyor. Gazeteci, iÅŸin doÄŸası gereÄŸi muhalif olmak zorunda. Ama bu dönemde kimse muhalefet etmediÄŸi için, bizim bazı söylediklerimiz muhalefet gibi algılandı. Demek ki müthiÅŸ sinmiÅŸlik var. Bir de siyasi çevrelerde eleÅŸtiriye tahammülsüzlük var. EleÅŸtirmeye kalktığınızda hemen bir olumsuz damga, eleÅŸtiri yöneltilen çevrelerden üzerimize konduruluyor.
Gazete sırasında nelere dikkat ediyorsunuz?
Bütün sermaye gruplarının gazetelerini, aÅŸağı yukarı tiraj dengesi de gözeterek okuyoruz. Önce, Hürriyet, Sabah, AkÅŸam, Zaman ve Habertürk gazetelerini okuyoruz, sonra Cumhuriyet, Yeni Åžafak, Milliyet, Vatan, Star ve Radikal gazetelerine geçiyoruz. Aslında okurlardan, Taraf, Yeni ÇaÄŸ ve Vakit gazetelerinin de okunması için talep geliyor. Ama ÅŸimdilik düÅŸünmüyoruz. Bizim polemik yapmak, kavga etmek gibi derdimiz yok. Özellikle Vakit ve Taraf gazeteleri, belli bir misyonla, belli kurumları hedef alarak tek yanlı bir yayın anlayışı izliyor. O yayın anlayışı, çok fazla bizim onayladığımız bir yayın anlayışı deÄŸil.
ManÅŸetlerin dışında neye önem veriyorsunuz?
ManÅŸetleri göz ardı etmeden, biraz da halkın gündemi diyebileceÄŸimiz türden gündem konularını öne çıkartıyoruz. Ekonomi sayfasında kaybolup gitmiÅŸ bir haber, bizim için daha önemli olabiliyor. Toplumun ortalama hassasiyetine özdeÅŸ bir çizgi tutturmaya çalışıyoruz. Mesela son dönemde genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ gıda maddelerini öne çıkarıyoruz.
Erhan Göksel ile geçen seneye kadar pazar akÅŸamları yaptığınız ve oldukça reyting alan bir program daha vardı. Neden kaldırıldı?
Erhan'ın hükümete dönük sert ve ağır eleÅŸtirileri sebebiyle geniÅŸ izleyici kitlelerine ulaÅŸtık. İktidar çevrelerinde rahatsızlıklar uyandırdığını, doÄŸrudan olmasa da dolaylı biçimde biliyorduk.
Erhan Göksel'in üslubu mu programı bitirdi?
Erhan'ın fevriliÄŸinin çok büyük payı var. Erhan Göksel, kontrol edilmesi, ne zaman, ne yapacağının kestirilmesi mümkün olmayan bir adamdır. Mesela program öncesinde üslup konusunda mutabık kalırsınız ama bu mutabakat, yayın sırasında Erhan'ın kendi kendisini, amiyane tabirle, gaza getirdiÄŸi ana kadardır. Çünkü Erhan'ın kendi kendisini gaza getirme becerisi var.
Bir programda, Egemen Bağış yayına baÄŸlanmak istiyor ama Göksel karşı çıkıyordu...
Adama geçirmiÅŸsin, elbette ki adam cevap hakkını kullanacak. Yayın öncesinde 'kim ararsa baÄŸlanması' konusunda anlaşıyoruz. Ancak yayın sırasında, 'baÄŸlama' diyor
EBRU TOKTAR ÇEKİÇ
ebru.toktar@aksam.com.tr
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum