Benim açımdan yolda çıkan bir tartışmadan dolayı Tarık Akan'ın yüzüne biber gazı sıkıp döven 18-20 yaşındaki veletle geçtiÄŸimiz günlerde teslim olan katil Cem GaripoÄŸlu arasında nitelik olarak hiçbir fark yok... İkisine de katil demiyorum elbette... Ama ikisi de güçlerini babalarından, ailelerinden alan ve kendi kimlikleri oluÅŸmadan, babalarının, büyüklerinin kimliÄŸini kendilerine adapte edip baÅŸkalarına karşı kullanan bir kültürün iki piyonu...
Cem GaripoÄŸlu'na 'çocuk' deyip duruyor avukatı, yaşını kanıt göstererek. Oysa o çocuÄŸun konuÅŸmalarından, yazışmalarından hiç de kendisini böyle bir görmediÄŸini biliyoruz.
O MSN yazışmalarını okumadık sanki...
'Genel müdür bu saatte istesem ayağıma gelir, ileride bütün bu ÅŸirketler bana kalacak, herkes benim emrimde çalışır' diyen büyümüÅŸ de küçülmüÅŸ edalı bir şımarık küçük erkek hatırlıyorum...
Bu 'çocuk' dediÄŸimiz Cem babasının küçük bir kopyası, amcası Hayyam GaripoÄŸlu'nun kötü bir yansıması ve özentisi deÄŸil mi?
Bütün bunları yeni para, iktidar açlığı yaratmadı ve sonunda sonradan görme bir vahÅŸet kültürü oluÅŸturmadı mı?
Etrafımızda o kadar çok var ki bunlardan...
Gece kulüplerinin ön masalarına kurulup ÅŸampanya açtırıp Rus kadınları masalarının üzerinde dans ettiren 18'likleri görmedik mi?
Daha bacakları gaz bedalına ulaşmadan ev boyutunda ciplerle İstinye Park'ta tozu dumana attıran, Bağdat Caddesi'nde Porsche'lerinin motor seslerini duyuranlar bunlar değil mi?
Åžimdi aralarından katiller de çıkıyor iÅŸte...
Daha da vahimi, kendisine en ufak bir iktidar alanı bulanın çocuÄŸunun da aynı yöntemi örnek alması... Demek ki babanızın illaki büyük bir iÅŸadamı, holding patronu ya da Türkiye'nin sayılı zenginlerinden olması gerekmiyor...
Baksanıza, belediye meclis üyesinin oÄŸlu olmak bile 18-20 yaşındaki bir çocuÄŸa güç veriyor. Buradan bile kendisine paye saÄŸlayabiliyor, baÅŸkaları üzerinde bunu bir güç unsuru olarak kullanabiliyor ve sokakta terör estiriyor...
Ben Tarık Akan'la trafikte yaÅŸanan bir kavgada 'Kim haklı, kim haksız' diye bir tartışmanın tarafı deÄŸilim. Bununla ilgilenmiyorum bile. Dahası, herkesin kendinden geçtiÄŸi ve hiç kimsenin kurallara uymadığı İstanbul trafiÄŸinde en ufak bir çatışmada kimin haklı kimin haksız olacağını kestirmenin çok güç olacağını da biliyorum...
Malum, yollarımızda araba kullanmak her gün ölümle dans etmek gibi...
Bu gibi tartışmalar da çok doÄŸal... Her gün hepimiz yaşıyoruz... Åžahsen ben haklı olduÄŸum durumlarda bile sinip, kabuÄŸuma çekilmeyi, ortadan kaybolmayı tercih ediyorum.
Ama Tarık Akan'ın da medeni biri olduÄŸunu biliyorum. Kalkıp küfür edecek, olay çıkaracak, birinin üzerine yürüyecek kabalıkta biri asla olamaz... Belli ki anlık bir tepki göstermiÅŸ...
Peki bu çocuÄŸun arabasındaki cop, biber gazı, belediye meclis aracının kartı? Bunlar nerden çıkıyor, bunları ona kim veriyor?
Üniversite öÄŸrencisine binlerce dolar harçlık veren anne babalar, çocuklarını Porsche'yle, Ferrari'yle okula yollayan sonradan görmeler, orada burada çocuklarına aldıkları süper lüks arabalara isim soyadlarının baÅŸ harflerinden oluÅŸan özel plakalar aldıranlar, oÄŸullarını 'Sen kimin oÄŸlusun bil' diye yetiÅŸtirenler...
Suçlu sizsiniz... Bu çarpık düzeni, bu sokak terörü yaratan çocukları sizler yetiÅŸtirdiniz...
Trafikte tartıştığı birinin aÄŸzını burnunu kıranla, tartıştığı kız arkadaşını öldürüp boÄŸazını kesen aynı terör kültürünün yan ürünleridir...
Eserinizle mutlu olun...
Paparazzinin çirkefi makbuldür
Dünyanın her yerinde ünlülerin fotoÄŸraflarını çeken, onları taciz eden fotoÄŸrafçılar yani paparazziler tartışma konusudur... Bu öyle bir kültür ki, paparazzi ne kadar çirkefse o kadar makbuldür. Hatta bu uÄŸurda kitaplar, belgeseller vardır. Unutulmaz kavgalar yaÅŸanmıştır, mesela Sean Penn bir fotoÄŸrafçıya tekme atmıştır... Roseanne Barr birini yumruklamıştı, Hugh Grant daha geçen ay saldırdı ve mahkemesi sürüyor...
Amerika'da bu çifkef paparazzi kültüründen TMZ diye ortalığı inleten bir program bile yapıldı; bütün magazin geliÅŸmeleri (mesela Michael Jackson'ın ölümü) buradan takip ediliyor artık...
Kısacası, mesele Türkiye'deki paparazziler ne kötü, bunlardan kurtulalım diyerek çözülecek kadar sığ bir ÅŸey deÄŸil. Bu bir global medya sorunu...
Önüne geçmek de pek mümkün deÄŸil...
SarhoÅŸ olmak, yerlerde sürünmek, ayakta duramayacak kadar içmek normal ÅŸeyler. Bunları herkes yapabilir, Timuçin Esen'in başına gelen herkesin başına gelebilir...
Dünyada da böyle oluyor... Pek çok kameraman, paparazzi küfür yiyor...
Bana kalırsa tek bir çözüm var: Paparazziler bu dili ve çirkefliÄŸi sürdürecekse küfre ve saldırıya alışık olacak, ünlüler de mümkün olduÄŸu kadar onları muhatap almadan, görmezden gelerek hayatlarını sürdürecekler.
Öbürü boÅŸ laf... Mesela Reha Muhtar çıkmış diyor ki 'ArkadaÅŸlar neler yapıyorlar', böyle yazılar yazıyor... Show Haber'de yaptıklarını unutmuÅŸ gibi, balık hafızalı toplumda böyle vaazlar veriyor... Bunlar boÅŸ laf...
Bana kalırsa bizim ünlüler de bu paparazzileri çok ciddiye alıyor; sektör henüz oturmadığı için magazin programlarında döndürülen görüntüleri fazla önemsiyor... Timuçin Esen de doÄŸrusu bana bu olayı çok fazla önemsemiÅŸ gibi geldi...
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum