Demokratik açılım, Ermeni açılımı, Kürt açılımı, Suriye açılımı derken okullarımızda pek öÄŸretilmeyen tarihimiz de açıkça tartışılmaya baÅŸlandı! Son zamanların trendi olan tarihi daha yakından izlemenin ve bazı tabuları tartışmanın oldukça saÄŸlıklı olduÄŸuna inanıyoruz. Bu tür geliÅŸmeler dünyanın birçok ülkesinde de var. İlginçtir ki, Hindistan da bugünlerde bir tarih tartışmasıyla karışmış durumda! UzlaÅŸmak ve birleÅŸmek veya bölünmek birçok ülkenin başına geliyor. Ama, sonuç ne olursa olsun, sorunların hepsi ortadan kalkmıyor. Osmanlı'nın GüneydoÄŸu'daki eyaletlerini kopartarak Irak, Suriye, Ürdün gibi ülkeler yaratan Batı entrikaları nasıl bugün bakıldığında çözdüÄŸünden daha fazla sorun yaratmışsa, bugünkü kavgalar da ayni potansiyeli taşır!
Hindistan coÄŸrafi olarak dünyada yedinci büyük, nüfus olarak da ikinci büyük! 2020 yılında Hindistan, ÅŸimdiki birinci Çin Halk Cumhuriyeti nüfusundan daha fazla nüfusa sahip olacak ve en kalabalık tahtına oturacak. Bugünün Hindistan'ı, dünyanın ÅŸimdiden en kalabalık demokrasisi. Hindistan bugün nominal kurlarla dünyanın on ikinci büyük ekonomisi, hatta satın alma gücü paritesiyle de dördüncü büyük ekonomi. Hindistan 1974-1998 yıllarında yaptığı giriÅŸimlerle dünyanın nükleer ülkeleri arasına katıldı ve ordusu da dünyanın dördüncü büyük ordusu. Büyük bir bölümü 1856 yılından beri Büyük Britanya İmparatorluÄŸu hakimiyetindeki Hint Yarımadası 1947 yılında iki ayrı devletin kuruluÅŸuyla özgürlüÄŸüne kavuÅŸmuÅŸtu. Bir yandan Hindistan Britanya'dan koparken, çoÄŸunlukla Müslümanların yaÅŸadığı Pakistan da gene 1947 yılında Hindistan'dan kopmuÅŸtu. Pakistan, Batı ve DoÄŸu bölgeleri olarak birbiriyle kara baÄŸlantısı bulunmayan iki parçadan oluÅŸuyordu. DoÄŸu Pakistan ise daha sonra, 1971 yılında Pakistan Cumhuriyeti'nden ayrıldı ve BangladeÅŸ adı altında yeni bir Cumhuriyet kuruldu. Hindistan Cumhuriyeti, bugün sınırları içerisinde bulunan KeÅŸmir ile birlikte 150 milyonu aÅŸan bir Müslüman azınlığa, ama çoÄŸunlukla da Hindu olan bir nüfusa sahip. Hindistan 1991 yılında yaptığı ekonomik reformlarla da dünyada en kalabalık ama en hızlı büyüyen ve deÄŸiÅŸen bir ülke oldu.
Hindistan-Pakistan kavgasına dönersek, resmi tarihe göre, Pakistan Devleti'nin kurucusu Muhammed Ali Cinnah, Hindistan Cumhuriyeti'nin kurucusu ise Nehru. Ama bugün farklı bir tartışma gündemde. Hindistan'ı sosyalist, seküler, demokrat özgür bir ülke olarak tanımlayan yeni anayasanın kabul edildiÄŸi 1950 yılından 1990 yılına kadar, 40 yıl boyunca Hindistan'a, Kongre Partisi ve başındaki Gandi-Nehru ailesi hakimdi. 1984 yılında BaÅŸbakan Indira Gandhi bir suikasta kurban gidince Kongre Partisi azınlık hükümeti ile beÅŸ yıl daha iktidarda kalmıştı. Bundan sonra Hindistan'ın ikinci büyük partisi olan Baharatiya Janata Partisi koalisyonlarla bir süre iktidara geldi. 2005 yılından beri de, gene Kongre Partisi liderliÄŸinde bir koalisyon hükümettedir. B.J.P ise (Baharatiya Janata Partisi) muhalefet görevini görmektedir. Cumhuriyetin kurulduÄŸu 1947 yılından beri 62 yıldır, kısa fasılalar dışında, bir ÅŸekilde iktidarda olan Kongre Partisi'nin karşısına ciddi bir muhalefetin çıkmaması Hindistan'ın en önemli sorunu.
Ancak geçtiÄŸimiz hafta ortalık karıştı. GeçtiÄŸimiz hafta B.J.P.'nin liderlerinden Jaswant Singh tarafından yazılan bir kitabın yayınlanması, ana muhalefet partisini daha da karıştırdı. Hintli Singh kitabında, Pakistan'ın kurucusu Cinnah'ı yücelterek, Hindistan'ın bölünmesinde Müslüman Cinnah'ın deÄŸil, Hindistan'ın ilk BaÅŸbakanı Hindu kökenli Jawarhalal Nehru'nun baÅŸrolü oynadığını iddia etmekte idi. Bu kadar zor bir iddiayı tutucu Hindistan'ın hazmetmesi daha da zor olduÄŸundan, kitabın yayınlanmasından sonra Jasvant Singh, B.J.P'den ihraç edildi.
Bu kitapta iddia edilenler dolayısıyla alevlenen tartışmalar gerçekte yıllardır süren siyasal bir tartışmanın son bölümü.
1980'li ve 1990'lı yıllarda, Gandi ve Nehru ailelerinin aşırı sosyalizm denemelerinden ve beceriksiz kamu yönetiminden bıkan seçmen, B.J.P.'nin 'Hindutva' olarak adlandırılan milliyetçi siyasal görüÅŸüne yönelmiÅŸti. Hindistan da özgüvene sahip, saygın bir ülke olma yolunda ilerlemeye baÅŸlamıştı. 2005 yılında yapılan seçimlerden sonra Kongre Partisi'nin hassas dengeler üzerine kurulu bir koalisyonla ülkeyi yönetmesi karşısında, Hindistan seçmeni yeni seçimlerde bir iktidar deÄŸiÅŸimine hazırdı. Ancak B.J.P.'ye oy veren orta sınıf, bu partinin içindeki kargaÅŸadan çekinerek son seçimlerde gene de Kongre Partisi'ne oy vermeyi tercih etti. B.J.P'nin kendi iç sorunlarıyla fazlasıyla meÅŸgul olması, Hindistan'da çok ihtiyaç duyulan ve Kongre Partisi'ni yenilmezlik duygusundan uzaklaÅŸtıracak güçlü bir muhalefetin oluÅŸmasına fırsat vermedi.
Bugün Kongre Partisi, BaÅŸbakan iktisatçı Dr. Mahmodan Singh yönetiminde Nehru sosyalizminden, daha liberal bir ekonomiye doÄŸru baÅŸarılı bir dönüÅŸ yaparken, devlet tarafından yalnızca yoksulların korunmasını ön planda tutmakta. Böylece de B.J.P.'nin ekonomi stratejisine yaklaÅŸarak, muhalefetin siyasal programını etkisiz duruma sokmakta. İki büyük parti programındaki farkların neredeyse ortadan kalkması ise Kongre Partisi lehine iÅŸlemekte.
Sözün özü, ne birleÅŸemenin, ne uzlaÅŸmanın, ne de bölünmenin biçok ülkede kalıcı çözüm getiremeyeceÄŸi! Pakistan-Hindistan arasındaki bitmeyen kavga ve nükleer bomba stokları bunun ispatı!
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum