İsrail'e tavır konmasına itirazım yok. Ankara, pekala Gazze'deki durum ve buraya giden insani yardımı zorlaÅŸtıran İsrail hükümetine tavır koyabilir.
Türk-İsrail iliÅŸkilerinin askeri boyutunun, dün BaÅŸbakan'ın yaptığı gibi doÄŸrudan Filistin meselesine endekslenmesine de itirazım yok.
Birileri çıkıp 'realpolitik' diye bir laf icat etti, televizyonda yorum yapan herkes genç doktora talebesi gibi bu lafı aÄŸzına sakız etti diye Türkiye ikili iliÅŸkilerinde sürekli 'çıkar, çıkar, çıkar!' peÅŸinde koÅŸmak zorunda deÄŸil. Küçük devletlerin böyle bir lüksü yoktur ancak büyük devletler, uluslararası meselerde ahlaki normlar getirebilirler. Batılılar, özellikle yıllardır Türkiye'yle iliÅŸkisini bu dengede götürdü, bundan sonuçta bizim demokrasimiz fayda gördü.
Ben çıkar deÄŸil vicdanımla düÅŸünürüm. Türkiye'nin dış iliÅŸkilerine ahlaki normal getirmesini ancak alkışlarım. Bunu artan özgüven ve yükselen demokratik standartlara yorarım.
Hatta daha ileri gideyim. EÄŸer bu yeni dış politikada hafif bir 'dini dayanışma' kokusu varsa, bu da beni rahatsız etmez. Din de etnisite de bir realitedir ve ilkelerde bunun yeri vardır. Seküler dış politika, dinin hiçbir anlamda faktör olmaması demek deÄŸil. Azerilerle soydaÅŸlarımız, Balkan savaşında Bosnalılarla dindaÅŸlarımız oldukları için dayanışma yaptık. Osmanlı'nın varisi olan bir cumhuriyetin Filistin meselesinde özel bir hassasiyet taşımasında anormal bir durum yok.
Ancak ben hükümetlerden tutarlılık beklerim. İsrail'e gelince duygusal tepki, Suriye'ye gelince realpolitik olmaz. Filistin'de özgürlük ve demokrasi için lobi yaparken, aynı kriterleri İran ve Suriye halkları için de uygulasın isterim. Darfur'da oradaki hükümetin teÅŸvikiyle öldürülen Müslümanları da düÅŸünelim isterim.
Bu hafta gazetelerde DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu ve Suriye DışiÅŸleri Bakanı Velid Muallim'in Suriye sınırının açarken el ele fotoÄŸraflarına, çeliÅŸkili duygularla baktım. DavutoÄŸlu'nun 'komÅŸularla sıfır gerilim' politikasının baÅŸarılı olduÄŸuna, bizi anakronistik bir SoÄŸuk SavaÅŸ modelinden özgüveni yüksek bir ekonomik ve bölgesel güce dönüÅŸtürmede etkili olduÄŸuna ÅŸüphe yok. Ermenistan ve Suriye'yle iyi komÅŸuluk çabaları, bunun son halkası.
Ancak fotoÄŸrafa bakarken Velid Muallim'in temsil ettiÄŸi rejimi de düÅŸünmeden edemedim. Suriye 1963'ten beri Baas Partisi tarafından yönetilen bir diktatörlük. %12'lik Alevi bir kliÄŸin tüm ülkeyi baskı altnda tuttuÄŸu, Kürtlere, Sünni çoÄŸunluÄŸa siyasi mücadele veremediÄŸi bir yer. 1940'ların Türkiye'si gibi. İfade özgürlüÄŸü yok; Freedom House'a göre 2500 siyasi tutuklu var. Rejim, babadan oÄŸula geçiyor.
Aklıma ÅŸu imaj geliyor. Türkiye'de çok partili rejime geçilmediÄŸini, Menderes ve Özal tecrübesi yaÅŸanmadığını, 1950'den beri ülkenin CHP tarafından yönetildiÄŸini düÅŸünün. Bu tabloda diplomat kökenli Onur Öymen'in DışiÅŸleri Bakanı olduÄŸunu varsayın. İşte Velid Muallim o.
Suriye'yle iyi iliÅŸkiler olmasın, ticaret olmasın demiyorum. Ama hükümet Filistin'de demokrasi ve özgürlüklerden yanaysa, aynı tavrı İran ve Suriye'ye yönelik de görmek isterim. Benim için bize çok hayran olmaları, aÄŸzımızın içine bakmaları, beni iyi hissettirmelerinin anlamı yok. Kendi halklarına iyi davranıyorlar mı? Åžu zamana kadar, hayır.
Vizenin kalkması güzel; ancak buradan oraya gidecek tek ÅŸey pet ÅŸiÅŸe su ise, anlamı yok. Sınırdan içeri özgürlük ve demokrasi de girsin. Baskılar azalsın. Åžu ana kadar olmadı. Türkiye'nin artık Suriye’de bir zamanlar Avrupa BirliÄŸi’nin bize yönelik yaptığı gibi özgürleÅŸtirici bir misyon edinmesi lazım.
Geçen akÅŸam Musavi'nin kampanyasını destekledikleri için İran'dan kaçan iki gençle yemek yedim. Pırıl pırıl gençler. Hayran hayran bakıyorlardı İstanbul sokaklarına. Sigaranın dumanıyla içlerine çekmek istiyorlardı BoÄŸaz'ı, sokaktaki özgürlüÄŸü...
Maalesef hazirandaki seçim fiyaskosunda bu gençler Besiç milisleri tarafından dövülürken, sokakta kurÅŸun yerken, ne Ankara ne Washington'dan 'gık' çıkmadı. Realpolitik dediler. O zaman ne anlamı var öyle komÅŸuluÄŸun, öyle Nobel'in...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum